Savaş nedir, Savaş ne demek

Savaş; bir askerlik terimidir.

"Savaş" ile ilgili cümle

  • "Savaş yıllarıydı. Orta hâllilerin bile doğru dürüst yiyeceği yoktu." - A. Kutlu
  • "Veremle savaş."

Tarih'teki anlamı:

İki ya da daha çok devletlerin, istediklerini kabul ettirmek ya da başkasının isteklerine boyun eğmemek amacıyla, birbiriyle diplomatik ilişkilerini keserek silâhlı güçlerle vuruşmaları.

Sosyoloji'deki anlamı:

Başka toplumları, kümeleri sömürmek için ya da onların sömürüsünden kurtulmak için insan toplumlarının, kümelerinin giriştikleri silâhlı kavga.

Diğer sözlük anlamları:

Kavga, muharebe, mücadele, harp, mukatele.

Savaş isminin anlamı, Savaş ne demek:

Erkek ismi olarak; Silahlı çatışma. Uğraşma, kavga, mücadele.

Bilimsel terim anlamı:

Bir toplumun başka bir topluma, isteğini benimsetme amacıyla tüm olanakları ve güçleriyle yaptıkları düzenli saldırı.

İngilizce'de Savaş ne demek? Savaş ingilizcesi nedir?:

war

Fransızca'da Savaş ne demek?:

lutte

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Konya kenti, Akşehir belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kastamonu ilinde, Pınarbaşı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

 

Savaş anlamı, kısaca tanımı:

Cenk : Büyük çaba, uğraş, kavga, çekişme. Kahramanca mücadele, çarpışma, savaş.

Savaş açmak : Bir veya daha fazla devlete karşı savaş durumuna geçmek. ortadan kaldırmak için uğraşmak.

Savaş vermek : Savaşmak.

Savaş alanı : Savaş olan yer, meydan.

Savaş düzeni : Savaş alanında birlikler belirli bir düzenleme içinde yerleşme.

Savaş gemisi : Özel ve büyük ateş gücüne sahip, korunmak için zırhla kaplanmış gemi, harp gemisi.

Savaş sebebi : Ülkeler arasında savaş ilanına yol açan olay veya konu.

İç savaş : Bir ülke içinde çıkan savaş, iç harp, dâhilî harp.

Kimyasal savaş : Kimyasal madde ve silahların kullanıldığı savaş.

Psikolojik savaş : Temeli propagandaya dayanan, karşı düşünceli grupların birbirlerini etkileyebilmek ve kendi düşüncelerini kabul ettirmek için aralarında tehdit, şantaj, yıldırma vb. psikolojik ögelerin kullanıldığı mücadele türü.

Sıcak savaş : Silaha başvurularak yapılmış olan savaş, sıcak harp.

Soğuk savaş : İki kişi arasında fazla belli edilmeden yaşanan çekişme. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Doğu ve Batı Bloklarının zaman zaman savaş çıkarma tehditlerinin bütün dünyada yarattığı gerginlik, soğuk harp.

 

Çete savaşı : Küçük asker birlikleri veya çeteler tarafından düşmanı yıpratmak için her türlü yola başvurarak yapılmış olan savaş.

Gerilla savaşı : Düşman kuvvetlerinin eylemlerini engellemek, baltalamak veya geciktirmek amacıyla gerillaların yaptığı savaş.

Meydan savaşı : Bir savaşta, kesin sonuç almak için düşmana karşı bütün güçlerle yüklenilen ölüm kalım savaşı, meydan muharebesi.

Sinir savaşı : Söz veya davranışlarla birbirini sinirlendirme, sinir harbi.

Uzay savaşı : Uzayla ilgili geliştirilen modern tekniğin imkânlarını askerî ve siyasi amaçlarla kullanarak ülkeler arasında üstünlük sağlama mücadelesi. Uzay çalışmalarında öne geçme yarışı.

Yaşam savaşı : Yaşama çabası.

Yıldız savaşı : Bilim kurgu filmlerde yıldızlar arasında geçen savaş.

Savaşçı : İyi veya çok savaşan, savaşkan, cengâver. Savaşan, savaş durumunda bulunan, muharip. Savaşa katılan kimse.

Savaşçılık : Savaşçı olma durumu.

Savaşım : Herhangi bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek amacıyla bir kişi veya grubun sürekli çabası, mücadele.

Savaşım vermek : Bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek, mücadele etmek.

Savaşımcı : Savaşım veren kimse, mücadeleci.

Savaşkan : Savaşçı.

Savaşma : Savaşmak işi, muharebe.

Savaşmak : Ordu ölçüsünde iki silahlı kuvvet karşı karşıya gelip çarpışmak, vuruşmak, muharebe etmek. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla mücadeleye girişmek. Çaba sarf etmek.

Savaştepe : Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri.

İki kardeş savaşmış ebleh buna inanmış : "iki kardeş arasındaki anlaşmazlık geçicidir, bu durumu gerçek ve sürekli sanmak saflıktır" anlamında kullanılan bir söz.

Kalem savaşçısı : Yazılarıyla sürekli olarak başkalarına saldıran yazar, kalemşor.

Devlet : Talih. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Büyüklük, mevki. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Mutluluk.

Diplomatik : Diplomasi ile ilgili.

İlişki : İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas. Bağlantı, temas.

Keser : Tahta, ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan, kısa saplı, bir yanı keskin ağızlı çelik araç.

Giriş : Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm. Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal. Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal. Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre. Girme işi. Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser.

Silahlı : Silahı olan.

Mücadele : Herhangi bir amaca erişmek, bir kuvvete karşı koyabilmek için bir kişi veya topluluğun güçlü, sürekli çabası, savaşım. Birbirlerine isteklerini kabul ettirmek için iki taraf arasında yapılmış olan zorlu çaba, savaş.

Uğraşma : Uğraşmak işi.

Kavga : Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa. Savaş. Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele.

Savaş açmak : bir veya daha fazla devlete karşı savaş durumuna geçmek; ortadan kaldırmak için uğraşmak. İlgili cümle: "“Softalığa savaş açan ilk laikler orada toplanmıştır.”" Y. Z. Ortaç.

Savaş debertmek : Savaşa yol açmak, kavga koparmak.

Savaş ekonomisi : Savaş döneminde veya savaş çıkma olasılığının bulunduğu durumda iktisadi kaynakların, savaşın gerektirdiği malların üretimine yönlendirildiği, üretim, bölüşüm ve tüketim kararlarının devletin denetiminde olduğu iktisadi durum. Savaşın başarı ile sürdürülebilmesi için ekonomik durumun da gereğince düzenine sokulması. Savaş zamanındaki ekonomik düzen.

Savaş eri : Muharip, mücahit.

Savaş etmek : Harbetmek, savaşmak.

Savaş filmi : Doğrudan doğruya savaşı konu alan ya da konusunu bir savaşın çerçevesine oturtarak işleyen film çeşidi.

Savaş güvencesi : Savaş dokuncalarını karşılayabilmek amacıyla isteğe bağlı, ya da yasaları gereğince zorunlu olarak uygulanan güvence.

Savaş karılmak : Harp kızışmak, iki taraf biribirine şiddetle saldırmak.

Savaş koparmak : Kavga çıkarmak.

Savaş kurmak : Harbe yol açmak, mücadeleye girişmek.

Savaş ile ilgili Cümleler

  • Savaş 45 yıl önce gerçekleşti.
  • Bu savaşın sona ermesi gerekiyor.
  • Ali savaşta yaralandı.
  • Bush Orta Asya petrolünü kontrol etmek için savaşmak istemiyor.
  • Tartışmalı öneri, iki karşıt parti arasında yoğun bir söz savaşına neden oldu.
  • Savaş, 1939'da patlak verdi.
  • Savaş 1939 yılında patlak verdi.
  • Burak özel kuvvetlerdeydi ve onlar orada onlara psikolojik savaş öğretiyorlar.
  • Savaş alanında defalarca kefeni yırttı.
  • Savaş 1939'da patlak verdi.
  • Nükleer savaşın korkusuyla başladı.
  • Burak bir savaşta savaştı ve onu kazandı.
  • Savaş - üstesinden geleceksin!
  • Savaş 1941 yılında patlak verdi.

Diğer dillerde Savaş anlamı nedir?

İngilizce'de Savaş ne demek? : adj. war, fighting, wartime

n. war, warfare, battle, fight, combat, fighting, struggle, campaign, conflict, crusade, fray

v. fight, make war, war, battle, fight a battle, struggle, campaign, conflict, contend, strive against, strive with, wage war against, wage war on smb.

Fransızca'da Savaş : guerre [la], baroud [le], lutte [la]

Almanca'da Savaş : n. Feld, Feldzug, Krieg, Streit, Waffengang

Rusça'da Savaş : n. война (F), бой (M), брань (F), баталия (F), борьба (F)

adj. боевой