Search türkçesi Search nedir

  • Gedik açmak (mermi).
  • [#araştırma Araştırmak].
  • Yoklamak.
  • Kollamak.
  • Üstünü aramak.
  • Gözlemek.
  • Sondalamak (medikal tıp terimi).
  • Arama tarama yapmak.
  • Arama.
  • Bakma.
  • Araştırma.
  • Karıştırmak.
  • Bakmak.
  • Bilgisayar, bilişim, hukuk alanlarında kullanılır.
  • Bir öğeler kümesinin, belirtilen bir özelliği taşıyan bir ya da birden çok öğenin bulunması amacıyla incelenmesi.
  • Aramak.
  • Yoklama.
  • Dikkatle incelemek.
  • İncelemek.

English: Ali will assist you in your search for Mary.
Turkish: Ali Mary'yi aramanda sana yardım edecek.

English: Customs officials carried out a full body search on Tom.
Turkish: Gümrük görevlileri Tom'u tepeden tırnağa aradılar.

English: Detective Dan Anderson and his team conducted a more thorough search in the park.
Turkish: Dedektif Dan Anderson ve takımı, parkta daha kapsamlı bir araştırma yaptı.

 
 

English: Ali didn't know the meaning of "anglophobia," so he did a quick web search to see if he could find out what it meant.
Turkish: Ali "anglophobia"'nın anlamını bilmiyordu, bu yüzden onun ne demek olduğunu bulabilmek için hızlı bir web araştırması yaptı.

English: Because of the storm, we couldn't search for the lost child.
Turkish: Fırtınadan dolayı kayıp çocuğu arayamadık.

Search a house : Bir evi aramak. Bir evi araştırmak. Bir evde bir arama gerçekleştirmek.

Search after : Peşinde koşmak. Aramak.

Search and replace : Bul ve değiştir. Ara ve değiştir.

Search and rescue : Arama ve kurtarma. Arama kurtarma. Arama-kurtarma.

Search and seizure : Arama ve yakalama. Araştırma ve bulma. Arama ve el koyma.

Search engine marketing : Bir arama motorunun sonuçlar sayfasında bir web sitesinin görüntülenmesini pekiştirmek ve hedef ziyaretçi kitlesini siteye yönlendirmek için kullanılan pazarlama yöntemleri. Arama motoru pazarı. Sem.

Search fields as formatted : Alanları biçimli olarak ara.

Search for help on : Yardım ara.

Search cycle : Arama çevrimi. Arama dönüşü. Bir aramanın, bir öğenin yerini bulup bunun üzerinde birtakım karşılaştırmalar yapmaktan oluşan ve başka öğeler için yinelenen bölümü.

Search direction : Arama yönü.

Sözcükler, direkt olarak Search ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frisks : Sıçrayıp oynamak (mutlu bir şekilde). Üst araması yapmak. Oynatmak. Koşuşmak. Kuyruk sallamak. Sıçramak. Oynaşmak. Üzerini aramak. Kuyyruk sallamak.

Long : Can atmak. Uzun. Arzu etmek. Hasretini çekmek. İstemek. Hasret olmak. Susamak. Hasret kalmak. Özlemini çekmek.

Dredge : Üzerine serpmek. Dibini taramak (deniz veya ırmak vb'nin). Serpiştirmek. Tarama aleti kullanmak. Tarak makinesi kullanmak. (ırmak vb) tarakla temizlemek. Taramak. Direç. Algarna. Tarakla temizlemek.

Assesses : Talep etmek (bir miktar para). Değer biçmek. Hesaplamak. Değerlendirme yapmak. Para cezası vermek. Tahakkuk ettirmek. Değerlendirmeye almak. Değerini biçmek. Tayin etmek (para miktarını). Belirlemek.

Cast about : Tasarlamak. Dolanıp aramak. Aranıp durmak. Düşünmek. Çare aramak. Volta vurmak. Sıkıntıyla aramak. Arayıp sormak.

Watch : Nöbet. Dikkat etmek. Gözetlemek. Gözkulak olmak. Beklemek. Nöbet tutmak. Başında beklemek. Saat.

Anatomizing : Dikkatle ayırmak. Teşrih etmek. Parçalara ayırıp incelemek. Derinlemesine incelemek. Açımlamak.

Cast a glance : Şöyle bir bakmak. Bir bakış atmak. Göz atmak. Bir göz atmak. Gözetlemek. Dikizlemek.

Inching : İnçleme. Yavaş yavaş hareket ettirmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İstenilen bir eşlemde, takma noktasını bulmak için filmin ufak bir bölümünü alıcı, gösterici, eşleme aygıtında ileri geri devindirme. Darbeli yol verme.

Be spoiling for : İstemek. Aranmak.

Search synonyms : quest after, quest for, looking for, be on the lookout fo, beholds, beheld, longed, feel, attends, mind out, scrutinized, combs, chase after, exploration, monitor, searches, analyse, forage, fumble for, inspections, nursing, checkback, blowout, analysed, con, fathom, divine, eyeing, attend on, discourses, searched, analyzes, fumbles.

Inactivity : Avarelik. Üşengeçlik. Tembellik. Hareketsizlik. Etkisizlik. Durgunluk. Tesirsizlik.

Search ingilizce tanımı, definition of Search

Search kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To seek. To look for something. Examination. To look over or through, for the purpose of finding something. The act of seeking or looking for something. To make inquiry, exploration, or examination. To hunt. Inquiry. Quest. Pursuit for finding something. As, to search the city. To explore. To examine.