Sermaye nedir, Sermaye ne demek

Sermaye; bir ekonomi terimidir. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Sermaye" ile ilgili cümleler

  • "Bu lakırtı, bir hafta havuzlu kahvenin sermayesi oldu." - R. H. Karay
  • "Komisyoncu demek, metelik sermayesi olmayan tüccar demektir." - A. Gündüz

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Belli bir bedel karşılığı üretim sürecinde üretim faktörlerinden biri olarak yer alan birden çok dönemde kullanılan, emeğin verimliliğini artıran ve kendisi de üretilmiş olan her türlü araç gereç.

Gelir yaratma yeteneğine sahip ulusal veya uluslararası düzeyde her türlü mali veya fiziksel varlık.

Hukuki terim anlamı:

1) ana akça, baş akça. 2) katılma payı, katkı (Beitrag) (Borçlar Yasası, 521 ile sonrakiler)

İngilizce'de Sermaye ne demek? Sermaye ingilizcesi nedir?:

capital

Sermaye anlamı, kısaca tanımı:

Anapara : İşletilen paranın faiz katılmamış bütünü.

Sermaye yapmak : İş yeri açmak için gereken parayı sağlamak.

Sermayeyi doğrultmak : Ticaret için ortaya konan anaparayı batırmadan işletmek ve para kazanmak.

Sermayeyi kediye yüklemek : Parasını yiyip bitirmek.

 

Sermaye mal : Bir ticari kuruluşun para, mal ve malzeme varlığının tümü.

Sermaye piyasası : Hisse ve tahvil alım satımının yapıldığı, kanunla düzenlenmiş ticaret merkezi.

Döner sermaye : Kamu maliyesi alanında belirli ve sürekli bir amacın elde edilmesi için genel veya katma bütçeden bir miktar paranın, azaltılmamak şartı ile kuruluşa veya bu kuruluşla ilgili işletmelere verilmesi, mütedavil sermaye.

Kayıtlı sermaye : Anonim şirketlerin ticaret siciline kaydedilmiş sermayeleri.

Mütedavil sermaye : Döner sermaye.

Sermayeci : Anamalcı.

Sermayecilik : Anamalcılık.

Sermayedar : Sermayesi olan. Anamalcı.

Sermayeli : Sermayesi olan.

Sermayesiz : Sermayesi olmayan.

Sermayesizlik : Sermayesiz olma durumu.

Akıl kişiye sermayedir : "bir kimsenin giriştiği işlerde en büyük yardımcısı aklıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Dedikodu sermayesi olmak : Dedikodusu yapılacak duruma gelmek.

Ticaret : Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği. Ürün, mal vb. alım satımı. Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr. Bu etkinlikle ilgili bilim.

Kurulma : Kurulmak işi.

Yürütülme : Yürütülmek işi.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Para : Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kazanç. Kuruşun kırkta biri.

 

Çevri : Bir söz veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme, tevil. Girdap.

Tamam : Tamamlanmış, bitmiş. Bütün, tüm. Eksiksiz. Yanlış ve yalan olmayan, doğru. Evet. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz.

Varlık : Var olma durumu, mevcudiyet. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Var olan her şey. Önemli, yararlı, değerli şey. Ömür, hayat. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon.

Servet : Varlık, zenginlik, mal mülk.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Genelev : Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.

Sermaye artırımı : Bir şirketin kayıtlı sermayesinin bedelli sermaye artırımı ve/veya bedelsiz sermaye artırımı biçiminde artırılması.

Sermaye birikim fonları : Firmanın sermaye fonlarının yer aldığı bütçe kalemi.

Sermaye birikimi : Bir ekonomide zaman içerisinde sermaye stokunda meydana gelen artış. krş. yatırım Marksist kuramda, üretim süreci sonucunda elde edilen artık değerin bir kısmının sermayeye dönüştürülme süreci.

Sermaye bütçelemesi : Yeni makine alımı, makine yenilenmesi, yeni tesis kurulması, yeni ürün geliştirilmesi ve araştırma-geliştirme projeleri gibi potansiyel uzun dönem yatırımlarının belirlenme süreci. Bütçeleme sürecinde yükümlülükler kadar varlıkların da dikkate alındığı bütçeleme yöntemi.

Sermaye çoğaltanı : Tüm kesimlerin sonul isteminde bir birimlik artışın toplam sermayede ne kadar artış sağlayacağını gösteren katsayı.

Sermaye değeri : Firmanın yıllık gelirinin piyasa faiz oranına bölünmesiyle hesaplanan değer.

Sermaye dışalımı : Diğer ülkelerdeki yerleşik kişilerin bir ülkeye doğrudan yabancı sermaye yatırımı ve dolaylı yabancı sermaye yatırımı biçiminde gerçekleştirmiş oldukları yatırım.

Sermaye dışsatımı : Bir ülkedeki yerleşik kişilerin diğer ülkelerde doğrudan yabancı sermaye yatırımı ve dolaylı yabancı sermaye yatırımı biçiminde gerçekleştirmiş oldukları yatırım.

Sermaye fonları : Arsa, bina, donanım, altyapı yenilemesi veya inşası ile işletmenin etkinliklerini sürdürebilmesi için ayrılan fonlar.

Sermaye geliri : bk. sermaye kazancı (capital reveneu) Finansal olmayan varlıkların satışından elde edilen gelir.

Sermaye ile ilgili Cümleler

  • Bay Morita sermaye olarak borç para kullanarak bir işe başladı.
  • Sermayeni iyi şekilde kullanmalısın.
  • Çevirdim, "Tokyo" "Doğu sermaye" anlamına gelir.
  • Şirketin milyonlarca dolarlık bir sermayesi var.
  • Sermaye yetersizliği nedeniyle projemizi gerçekleştiremedik.
  • Eğitilmiş insan gücü, dünyanın en önemli sermayesidir.
  • Onun işi 2.000 dolarlık sermaye ile başlatıldı.
  • Sermaye yetersizliği nedeniyle geleceğimiz zorluklarla dolu olacak.
  • Sermaye, toprak ve iş gücü üretiminin üç ana faktörüdür.
  • Rusça sermayesi hızla büyüyor.
  • Onlar başka bir fabrika kurmak için yeterli sermayeye sahip.

Diğer dillerde Sermaye anlamı nedir?

İngilizce'de Sermaye ne demek? : n. capital, stock, stock in trade, fund, principal, corpus

Fransızca'da Sermaye : capital [le], fonds [le]

Almanca'da Sermaye : n. Kapital

Rusça'da Sermaye : n. капитал (M), себестоимость (F)