Serpenekıran nedir, Serpenekıran ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İnce kabuklu, yuvarlak taneli bir çeşit ak üzüm.

Serpenekıran anlamı, tanımı

Serp : Su değirmeninde öğütülecek buğday ya da arpanın döküldüğü kutu. (Ziyere Amasya)

Serpen : Yün atmakta kullanılan yayın asıldığı esnek ağaç. Kuş avlamakta kullanılan bir çeşit tuzak. Toprak dam. Tavan. [Bakınız: sâbon].

Serpene : Sert yelle savrulan yağmur, fırtına. Meyve ağaçlarına, üzüm çubuklarına dik durması ve sarılması için vurulan destek, dayak. Dam saçağı. Asma. Asma ya da meyve ağaçlarına vurulan destek. Bağ çubuğu. Dala destek verilen ağaç. Destek, herek.

Serpenek : 1.Dam saçağı. 2.Pencere. Kasket güneşliği. Dam saçağı. Konut saçağı. (Gökmenler, Çalat, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana). Toprak damları yağmur etkisinden korumak için, damın kenarına konan çalı çırpı. (Akpınar Gümüşhacıköy Amasya).

Yuvarlak : Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Top veya küre biçiminde toparlak şey. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Homoseksüel erkek.

Kabuklu : Kabuğu olan.

Ak üzüm : Sık taneli, büyük salkımlı bir çeşit beyaz üzüm.

Taneli : Tanelerden oluşmuş. Çeşitli boylarda tanesi olan.

Yuvar : Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genel olarak yuvarlak veya oval küçük cisim. Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

 

Kabuk : Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı.

Tanel : Şafak gibi aydınlık, güçlü eli olan kimse.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Yuva : Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Bir şeyin öğretildiği yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.

Tane : Herhangi bir sayıda olan şey, adet. Çekirdekli küçük meyve. Bazı bitkilerin tohumu.

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Tiz (ses), pes karşıtı.

 

Üzüm : Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Ak : Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı. Bu renkte olan. Sıkıntısız, rahat. Dürüst. Beyaz leke. Temiz.

Diğer dillerde Serözitis anlamı nedir?

İngilizce'de Serözitis ne demek ? : serositis