Sert nedir, Sert ne demek

Sert; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı
  • Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı.
  • Gönül kırıcı, katı, ters.
  • Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız.
  • Güçlü kuvvetli.
  • Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
  • Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde.
  • Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.
  • Hırçın, öfkeli, hiddetli.
  • Titizlikle uygulanan, sıkı.
  • Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.

"Sert" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Sert tahta."
  • "Sert şarap. Sert tütün."
  • "Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor." - T. Buğra
  • "Birçokları beni dik ve sert olduğum için belki sevmiyorlardı." - M. Ş. Esendal
  • "Kapıyı kapadı, döndü, sert adımlarla ilerledi." - M. Ş. Esendal
  • "Sert iklim. Sert hava."
  • "Ben de ona bile bile sert çıkıştım." - A. Kabaklı
  • "Sert bir yönetim."
  • "Zaten Atatürk'ün ne vakit öfkesine kapılarak herhangi bir kimseye karşı herhangi bir sert harekette bulunduğunu kim hatırlar?" - Y. K. Karaosmanoğlu
 

Yerel Türkçe anlamı:

Sırt, bayır

Uzun süre kırlarda, köyden uzakta kalarak yozlaşmış manda : Bugün sert tutmağa gideceğiz.

Bilimsel terim anlamı:

Sertlik özelliği gösteren.

İngilizce'de Sert ne demek? Sert ingilizcesi nedir?:

hard

Fransızca'da Sert ne demek?:

apre, intense

Sert kısaca anlamı, tanımı:

Sert çıkmak : Aşırı biçimde karşı durmak.

Sert buğday : Kırma ve öğütmeye karşı daha dirençli olan, yoğunluğu diğer buğdaylara göre daha yüksek bulunan ve tane kesiti camsı görünen buğday.

Sert damak : Damağın ön bölümü.

Sert doku : Gergin görünümlü esnek doku.

Sert su : Kireç derecesi yüksek su.

Sert tabaka : Göz akı. Toprak yüzeyine yakın bir yerde bulunan, kökler ve suyun o bölüme girişini engelleyen yoğun tabaka.

Sert ünsüz : Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan, titreşimsiz ses veren ünsüz, titreşimsiz ünsüz, süreksiz ünsüz, tonsuz ünsüz, sedasız ünsüz, ötümsüz ünsüz: ç, f, h, k, p, s, ş, t.

Sert zar : Beyni saran zarların en dışta ve en sert olanı.

Tatlı sert : Ne çok sert ne çok yumuşak (söz, davranış).

Sertabip : Başhekim.

Sertelme : Sertelmek durumu.

Sertelmek : Sert, öfkeli bir durum almak, sertleşmek. Direnci artmak.

 

Sertifika : Öğrenim belgesi. Kişinin bilgi gerektiren herhangi bir konuda niteliğini gösteren belge.

Sertifikalı : Sertifikası olan.

Sertifikasyon : Onaylama.

Sertlenme : Sertlenmek durumu.

Sertlenmek : Sert bir tavır almak, sertleşmek.

Sertleşme : İçindeki damarlara kan dolması ile birlikte erkeklik organının sert ve dik duruma gelmesi, ereksiyon. Sertleşmek işi.

Sertleşmek : Gücü artmak, zorlu bir durum almak. Bir kimsenin davranış veya sözleri sert, kırıcı olmak. Erkeklik organı, içindeki damarlara kan dolması ile birlikte sert ve dik duruma gelmek. Sert bir durum almak, katılaşmak.

Sertleştirici : Kimyasal tepkimeli yapay reçine tutkalı ve verniklerinde, kuruma ve sertleşmeyi sağlamak için kullanılan, sıvı veya toz hâlinde olan kimyasal yardımcı madde.

Sertleştirme : Sertleştirmek işi.

Sertleştirmek : Sert bir duruma getirmek, sertleşmesine sebep olmak.

Sertlik : Sert, kırıcı, katı davranış, şiddet, husumet. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç. Sert, katı olma durumu.

Damar sertliği : Atardamar iç yüzeyinde yaşlanma, yıpranma, kireçlenme sebebiyle ortaya çıkan kan dolaşımı güçlüğü ve kan basıncının artması hastalığı.

Çizilme : Çizilmek işi.

Kırılma : Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi. Kırılmak işi. Yürürken salınma, nazlı yürüyüş.

Kesilme : Kesilmek işi.

Çiğnenme : Çiğnenmek işi.

Yumuşak : Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Okşayıcı, tatlı, hoş. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Sessiz, hafif. Kolaylıkla işlenebilen.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Esnek : Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan, elastik, elastiki. Değişik yorumlara elverişli. Görüş ve tutumlarında katı olmayan.

Güçlü kuvvetli : Maddi ve manevi bakımlardan gücü, destekçisi olan, torpili olan. Sağlığı, gücü, kuvveti yerinde olan.

Güçlü : Gücü olan, kuvvetli, yavuz. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu. Şiddeti çok olan. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili.

Kuvvetli : Görevini iyi yapan, keskin. Çok etkileyici. Etkili. Saygın, nüfuzlu. Sağlam, dayanıklı olan. Üstün, donanımlı. Gücü çok olan, zorlu, şiddetli.

Gönül : İstek, arzu. Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı.

Kırıcı : Kaba, sert, çevresindekileri inciten (davranış, söz vb.). Kırma işini yapan. Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyen, engelleyen. Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse veya kuruluş. Kırınım oluşturan.

Katı : Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim. Taşlık. Düşünce ve davranışlarında belli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. Sert, yumuşak karşıtı. Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın veya üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp. Çok, aşırı derecede.

Ters : Bir şeyin aksi, karşıtı. Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Hayvan pisliği. Bir şeyin içe gelen yanı, arkası.

Hırçın : Belirli bir sebebi olmadan sinirlenip huysuzluk eden (kimse). Tiz, öfkeli (ses).

Öfkeli : Öfkelenmiş, kızgın, hiddetli. Öfkelenmiş, kızgın, hiddetli bir biçimde.

Hiddetli : Kızgın, öfkeli, pürhiddet.

Sıkı : İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Cimri. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Zorlu, güçlü ve etkili. Dar. Disiplin. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Güçlü ve çabuk, hızlı. Yoğun. Sıkıca, iyice. Zorlayıcı durum. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü.

Sert akor : Herhangi bir notanın kendisi, beşlisi ve oktavının aynı anda basılmasıyla oluşan, daha çok pank, rak ve metal ritimlerinde kullanılan en sert ve güçlü sese sahip akor.

Sert alçı taşı : [Bakınız: anidrit]

Sert anotlama : % 10-15 H2SO4 çözeltisinde ve 0-10°C sıcaklıkta yapılan, genellikle olağandan kalın ve ağır örtü bırakan anotlama işlemi.

Sert asit : Yüksek pozitif yükseltgenme basamaklı olan ve küçük boyutlu ve kolay uyarılabilen dış elektronlara sahip olmayan H+, Li+ ve Al+ gibi iyonlar.

Sert aşuri : Sırt ötesi, bayır ardı

Sert bölüm : Savut namlularının, karşı namluyu yakalamaya, çelgi almaya elverişli balçağa (çelgiliğe) yakın bölümü.

Sert camlı ampul : Erime noktası yükseltilmek üzere özel bir bileşimi olan camdan yapılmış ampul.

Sert çelik : Sertliği yüksek olan çelik.

Sert döşeme : Yay ile ya da yay kullanmadan yapılan, az esnek döşeme türü.

Sert eğitim : Yırtıcı hayvanlara kimi durumlarda uygulanan sert eğitim biçimi.

Sert ile ilgili Cümleler

  • Sert bir kış geçireceğimizi söylüyorlar.
  • Sert değilim.
  • Sert, değil mi?
  • Sert bir adam gibi davranıyor.
  • Sert bir rüzgar esiyordu.
  • Sert ama adilsin.
  • Sert bir rüzgar esiyor.
  • Erkekler bazen serttir.
  • İsyan çok sert bir biçimde bastırıldı.
  • O oldukça sertti.
  • Elmastan daha sert bir şey yoktur.
  • Rüzgar hala sert esiyor.
  • Rekabet gittikçe daha sert oluyor.
  • Kahvemi koyu ve sert severim.

Diğer dillerde Sert anlamı nedir?

İngilizce'de Sert ne demek? : [SERT] v. serve, serve out; wait, help; tend

adj. hard, stiff, tough, strong, firm, sharp, strict, harsh, drastic, severe, violent, brutal, acrid, adamant, astringent, austere, bad, bitter, bossy, cast iron, caustic, crusty, cutting, exact, exacting, fierce, flinty, forbidding, get tough, granite

adv. hard

Fransızca'da Sert : dur/e, rigide, aigre, austère, âpre, brusque, cuisant/e, farouche, hagard/e, impétueux/euse, piquant/e, revêche, rêche, rigoureux/euse, rude, sévère, vif/vive, violent/e, (içki) dry, (

Almanca'da Sert : n. Diktat

adj. barsch, eisern, energisch, fest, geharnischt, gewalttätig, harsch, hart, rau, schroff, stechend, steif, steinern, streng, unsanft, unwirtlich, vollmundig, zäh

Rusça'da Sert : adj. твердый, жесткий, крепкий, резкий, терпкий, суровый, строгий, требовательный, взыскательный, жестокий, ожесточенный, дикий, крутой, заскорузлый, забористый

adv. твердо, сурово, жестко