Ses nedir, Ses ne demek

  • Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün.
  • Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki.
  • Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim.
  • Duygu ve düşünce
  • Aralarında uyum bulunan titreşimler.

"Ses" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Mustafa sesimdeki alaycı tınıdan kuşkulandı." - A. Ümit
  • "Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu." - F. R. Atay
  • "Gençliğin sesini duyuran başka bir dergide ..." - Y. Z. Ortaç
  • "Vicdanın sesi. Aklın sesi."

Yerel Türkçe anlamı:

Seda, ses// ses seda: ses şada

Oy.

Dil bilgisi olarak anlamı:

(Derleme.. fonem, ses unsuru, seslik, ün) Kulağın duyabildiği titreşim.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

İşitme duyusunu, uyaran dalga; bu tür dalgaların beynin işitme özeğini etkilemesi.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Soluk alıp vererek ses tellerinin titreşimi ile çıkarılan tonların tümü.

Gramer anlamı:

Ciğerlerden gelen havanın ses yolunun herhangi bir noktasındaki boğumlanması ile oluşan ve yayılarak kulakta, bir ünlü olarak veya bir ünlü ile birlikte algılanan titreşim: a, m, n, y, s.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Titreşimli bir kaynaktan çıkan, belirli bir ortamda uzunlamasına dalgalar biçiminde yayılan basıncın etkisiyle kulağın algıladığı duyu.

 

Tiyatro'daki terim anlamı:

Soluk alıp vererek ses tellerinin kımıldamasıyla çıkarılan tonlar.

Bilimsel terim anlamı:

Ses kelimesi sırasına göre Fran. son karşılığı olarak kullanıldığı gibi phonème, anlamına da gelir. Bunları kesinlikle ayırmak gerektiği vakit birincisine SELEN, ikincisine ise SESLİK demek uygun olur.

İngilizce'de Ses ne demek? Ses ingilizcesi nedir?:

sound, voice, tone, audio, phonem

Fransızca'da Ses ne demek?:

voix, bruit, son, phonème

Osmanlıca Ses ne demek? Ses Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

savt

Ses hakkında bilgiler

Ses, atmosferde canlıların işitme organları tarafından algılanabilen periyodik basınç değişimleridir. Fiziksel boyutta ses, hava katı sıvı veya gaz ortamlarda oluşan basit bir mekanik düzensizliktir. Bir maddedeki moleküllerin titreşmesi sonucunda oluşur. Ses bir enerji türüdür.Ses titreşimle oluşur ,titreşimi enerjiye dönüştürür sesin kuvvetine gürlük denir.Desibel(db) ile ölçülür.

ses atmosferin dışında yayılmaz çünkü sesin yayılması için hava gereklidir.Örneğin kalkış yapan füze 120 desibel ses üretir.yüksek sesli müzik 90 desibel üretir.normal insanın konuşması 50-60 desibel gücüne eşittir.

Sesin yayılması için maddesel ortama ihtiyaç vardır. Yani boşlukta ses yayılmaz. Ses dalgalar halinde yayılır. Ses kaynağından çıkan ses maddenin taneciklerini titreştirir. Bu nedenle ses yayılır. Ses dalgasının her bir tam devrinde bir sıkışma ve bir seyrekleşme serisi vardır. Ses, tanecikler halinde yayılır, tanecikler ne kadar sık ise o kadar hızlıdır. Sesin yayılma hızı sırasıyla katıdan sıvıya, sıvıdan gaza azalır. Hız (V) = uzaklık (D)/ süre (T) biçiminde gösterilen genel hız formülü aslında teorik bir değer niteliği taşımamaktadır. Çünkü bu formülde göz önüne alınmayan dış faktörler, ses dalgalarının hızı üzerinde bir dizi etkiler yaratır. Örneğin rüzgar sesi uzaklara taşır, gece ve gündüzün sıcaklık farkları ses dalgalarını etkiler. Ses dalgaları katılarda yaklaşık olarak 5000 m/s hızla yayılır. Suda 1453 m/s hızla yol alır. Havada 340 m/s yol alır. Ses kaynakları ikiye ayrılır bunlar doğal ses kaynakları ve yapay ses kaynaklarıdır.

 

Ses veren her madde bir ses kaynağıdır. Sesler kaynaktan aldığı enerjilerle titreşerek yayılırlar. Titreşen cisimler esnek olup sesi oluşturur. Esnek olan cisimler ses dalgaları meydana getirebilir ve ses dalgalarını iletebilir. Ses mekanik dalga olduğu için yayılması için bir ortama ihtiyaç duymaktadır. Ses dalgaları ortamlarda sıkışma ve genleşme şeklinde boyuna ilerleyen dalgalardır. Ses dalgalarının basıncı olup girişim sunucu vuru oluştururlar.

Ses ile ilgili Cümleler

  • Ses aniden durdu.
  • O böylesine güzel bir ses.
  • Arka planda duyabildiğim o ses ne?
  • Ses bana annemi hatırlattı.
  • Ses biraz sonra kayboldu.
  • İletişim kurmak için bir anadil konuşuru gibi ses çıkarmak zorunda değilsin.
  • Garip bir ses duyduğumda uçak havalanmak üzereydi.
  • Grup şimdi ses kontrolü yapıyor.
  • Nedir bu ses?

Ses anlamı, kısaca tanımı:

Ses çıkarmamak : Bir şeyi hoş görerek karşı çıkmamak, itiraz etmemek.

Ses çıkmamak : Haber gelmemek.

Ses getirmek : Yaptığı işle, söylediği sözle dikkatleri çekmek ve kitleleri harekete geçirmek.

Ses etmek : Seslenmek.

Ses kesilmek : Ses, artık duyulmamak.

Ses vermek : Bir çağrıya karşılık vermek. herhangi bir sesi çıkarmak.

Sesi ayyuka çıkmak : Çok yüksek sesle bağırmak.

Sesi çıkmamak : Bir şey söylemeyerek susmak.

Sesini çıkarmamak : Bir şey üzerindeki düşüncesini söylememek.

Sesini kesmek : Söylemekteyken susmak.

Sesini kısmak : Sesini alçaltmak.

Sesini yükseltmek : Yüksek, öfkeli bir sesle söylemek.

Ses aleti : Ses aygıtı.

Ses aygıtı : Sesin meydana gelmesi için gerekli olan aletler bütünü, ses aleti.

Ses bilgisi : Bir dilin seslerini boğumlanma noktaları, boğumlanma özellikleri vb. bakımlardan inceleyen dil bilimi kolu, fonetik.

Ses bilimi : Sözlü dilde, anlam ayrımı oluşturan yakın ses birimlerini, dil yapısı bakımından inceleyen dil bilimi kolu, fonoloji.

Ses birimi : Dildeki başka seslerle kurduğu ilişki yönünden belirlenen ayırıcı özelliği bulunan ses ögesi, fonem.

Ses dalgaları : Titreşim etkisiyle cisimlerde oluşan dalgalar.

Ses değişmesi : Dilde kendiliğinden veya bir etkenle oluşan ses başkalaşması: jilet cilet, kaçtı kaştı, Necdet Nejdet gibi.

Ses duvarı : Havada ses hızına yakın bir hızla hareket eden bir cismin oluşturduğu aerodinamik olayların tümü.

Ses düşmesi : Kelimede bir sesin kaybolması: ısıcak sıcak, ısıtma sıtma gibi.

Ses kakışması : Ses uyumsuzluğu.

Ses kuşağı : Üzerinde bir veya birkaç ses yolu bulunan kuşak.

Ses organları : Sesi çıkarmaya yarayan organların bütünü.

Ses perdesi : Sesin alçak veya yüksek olması durumu.

Ses seda : Haber, iz, alamet, belirti.

Ses soluk : Haber. Patırtı, gürültü.

Ses telleri : Gırtlak duvarında her iki tarafta bulunan ve arasından geçen havanın titreşmesiyle sesin oluşmasını sağlayan organlar.

Ses türemesi : Bir sözün aslında bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün sonradan türemesi: urmak vurmak, hükm hüküm gibi.

Ses uyumsuzluğu : Bazı sözlerde, söz öbeklerinde, boğumlanma yerleri aynı veya birbirine yakın seslerin tekrarlanması sonucu söyleyişin güçlüğe uğraması, kulağı rahatsız etmesi, kakışma, ses kakışması, tenafür, kakofoni.

Ses uyumu : Ünlü ve ünsüz uyumu.

Sesyayar : Sesleri radyo dalgaları aracılığıyla yayma aleti.

Sesyazar : Gramofon.

Ses yitimi : Ses tellerinin çeşitli sebeplerle işleyememesi yüzünden sesin kısılıp yok olması, afoni.

Ses yolu : Bir ses kuşağında yer alan, ses titreşimlerinin görüntülerini taşıyan bir veya birkaç dar yol. Sesin oluşması için akciğerlerden gelen havanın gırtlak, burun veya ağızda izlediği yol.

Ses yönetmeni : Radyo ve televizyon yayınlarında ses düzenini sağlamakla görevli kimse, tonmayster.

Alçak ses : Kalın ses. Hafif çıkarılan ses.

Çatal ses : İki perdeden çıkar gibi olan ve kulağı tırmalayan ses.

Çatlak ses : Pürüzlü, bozuk ses. Bir topluluğun düzenini bozan, uyulması gereken yerde itiraz eden ve aynı görüşte olmayan insanların düşünceleri. İtiraz, aykırılık belirten düşünce veya konuşma.

Dış ses : Sinema ve televizyonda görüntüsü olmayan kişiye ait söz.

İç ses : Kelimenin ön sesle son sesi arasında kalan ses veya sesler.

İnce ses : Titreşim sayısı çok olan ses, tiz ses, yüksek ses.

Kalın ses : Titreşim sayısı az olan ses, alçak ses.

Ön ses : Kelimenin oluştuğu seslerden ilki.

Pes ses : Kalın perdeden çıkarılan ses.

Radyofonik ses : Radyoda konuşma yapmaya uygun ses.

Son ses : Bir kelime veya hecenin sonundaki ses.

Tiz ses : İnce ses.

Yanık ses : Dokunaklı ses.

Yüksek ses : İnce ses. Uzaktan işitilecek nitelikte ses. Kuvvetli ses.

Çevir sesi : Telefon numarasının aranmaya hazır olduğunu belirten ince ve monoton ses, sinyal.

Göğüs sesi : Kafa veya genizden gelmeyen gür ve açık bir biçimde çıkarılan ses.

Kafa sesi : Diyafram yoluyla itilen havanın sesi oluşturduktan sonra sinüslerde yankı yaptırılmasıyla elde edilen ses.

Mağara sesi : Derin, boğuk ve korkmuş vurgulu ses.

Titreşim : Bir noktanın gözün göremeyeceği kadar kısaca kımıldanışı, ihtizaz. Küçük ve hızlı salınım, ihtizaz, vibrasyon, rezonans.

Seda : Ses.

Ün : Öğütülerek toz durumuna getirilmiş tahıl ve başka besin maddeleri.

Duygu : Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Düşünce : Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı.

Uyum : Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk. Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat. Ortak özellikleri açısından sesler arasındaki uygunluk, harmoni. Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon.

Ses alıcısı : Sesli film çeviriminde kullanılan ve ses kuşağının üzerine optik ses imlerini saptayan alıcı.

Ses ara yinelenim yükselteci : Almaçta, resim ve ses imleri ayrıldıktan sonra, ses ara yinelenimini güçlendiren yükselteç.

Ses ara yinelenimi : Ara yineleniminin ses imiyle ilgili olanı.

Ses ayarı : Herhangi bir ses aygıtının, almacın sesyayarının çıkardığı sesin gürlüğünü istenilen düzeye getirmek için yapılan düzenleme.

Ses aygıtı yuvası : Bazı aygıtlarda (örneğin almaçta, göstericide) ses aygıtının bağlanması için ayrılan yuva.

Ses ayrışımı : Birleşik sayılan bir sesin başka sesleri meydana getirmesi:-g -ğ -v –y Türkçede (Tangrı) Tanrı, Yakutçada Tangara; Türkçede (mügnüz) boynuz örneklerinde ses ayrışımı meydana gelmiştir.

Ses ayrışması : (Almanca Archiphonem; Fr. archiphonème, İng. archiphoneme)*. || Birleşik karakterli seslerin çeşitli yönlerdeki değişimler ile çözüntüye uğraması. Eski Türkçedeki ñ (ng) sesinin sonradan ñ>n, g; n(ny) > n, y olarak ayrılması gibi: ET. bardıñ > Kökt. bardıg «vardın», bardıñız> bardıgız «vardınız», Uyg. eñim / egim «kısım» eñin /egin «omuz»; eñir- / egir-«takip etmek»; Kaşg. yiñne / yigne «iğne»; CC. eñ->TT.eğ-, yeñil> TT. yegni > yeğni, Az. yüngül «hafif, kolay»; añıt -EAT. angıt, ankıt, ankut «bir çeşit su kuşu», Anad Ağz. «sersem, ahmak» beñi > TT. beyin, Tkm. beyni; köñük. TT. göynük «yanık, yanma»; Kökt. konˆy Uyg. kon ve koy, TT. koyun; Kökt. çıganˆy > Uyg. çıgan, çıgay «yoksul» vb.

Ses bandı : Bir oyunun her çeşit ses etkilerini sağlayan manyetik şerit.

Ses başyönetmeni : Seslendirme, yeniden seslendirme çalışmalarını yöneten kimse; ses takımının başkanı. TV. Bir televizyon yayınının ses yayınından sorumlu kimse.

Ses belirlenmesi : Tek ya da iki kulakla ses kaynağının yön, uzaklık ya da her ikisi açısından değerinin ve yerinin kestirilmesi.

Diğer dillerde Ses anlamı nedir?

İngilizce'de Ses ne demek? : [S.E.S.] adj. his, her, its

adj. sound, sonic, phonic, audio, vocal, acoustic

n. sound, voice, noise, tone, cry, call, shout, clatter, sonance, vocal, vox

Fransızca'da Ses : son

Almanca'da Ses : n. Gesang, Klang, Laut, Organ, Ruf, Schall, Stimme, Ton

Rusça'da Ses : n. голос (M), отклик (M), говор (M), звук (M), звучание (N), шум (M), гудение (N), звонок (M), звон (M), отзыв (M), тон (M)

adj. голосовой, звуковой