Set on a pedestal türkçesi Set on a pedestal nedir

  • Alkışlanmış.
  • Cesaretlendirilmiş.
  • Son derece saygı gösterilmiş.
  • Beğenilmiş.

Set on a pedestal ingilizcede ne demek, Set on a pedestal nerede nasıl kullanılır?

Set : Sabit. Aynı yapıdaki öğelerden oluşan topluluk. Ayırt edici kuralıyla ötekilerden ayrılan ve belli sayıda birimden oluşan nesneler ya da birimler topluluğu. Takım. Kurulmuş. Göstermek. Belirli. İnatçı. Batmak. Belirlenmiş.

On : Devrede. Olmakta olan. Üzerinde. Hazır. Giyilmiş. Makbul. Üstünde. De. Yönünde. Açık.

A : Amperin simgesi. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Atom ağırlığı. Herhangi bir. La (müzik terimi). Pek iyi. Bir. Miktar belirtir. Argonun simgesi. En yüksek not.

Pedestal : Heykel kaidesi. Sütun kaidesi. Hayvan çatkısı. Heykel tabanı. Kaide. Temel. Kürsü. Eğitim ve gösteri sırasında hayvanların üstüne çıktığı yükselti. Taban. Esas.

Set somebody on a pedestal : Gözünde yüceltmek. İdealize etmek.

Set on fire : Ateşe vermek. Yakmak. Tutuşturmak. Orman yakmak. Alevlendirmek.

Set on : Teşvik etmek. Açmak. Saldırmak. Cesaretlendirmek. Kışkırtmak. Saldırtmak (köpek vb.). Üzerine koymak. Üstüne salmak. (köpeği vb) saldırtmak. Görevlendirmek.

Set on edge : Endişeli. Huzursuz. Kamaştırmak. Sinirlendirmek. Kamaşmak. Kaygılı. Sinirli.

Set someone on a pedestal : Yere göğe sığdıramamak. Birine fazla değer vermek. Ona yüksek paye vermek. Birine adeta tapınmak. Birini idealize etmek.

 

İngilizce Set on a pedestal Türkçe anlamı, Set on a pedestal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set on a pedestal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Exhorted : Tavsiye etmek. Nasihat verilmiş. Cesaret vermek. Akıl verilmiş. Yüreklendirilmiş. İkaz edilmiş. Uyarmak. Teşvik edilmiş. Yüreklendirmek.

Inspirational : İlham verici. Canlandırılmış. Canlandıran veya teşvik eden. İlhamlanma ile ilgili. İlham veren. İlhamlanmış. Esinlenmiş. İlhamsal. Teşvik edilmiş. Motive edilmiş.

Enjoyed : Beğenmek. Sahip olmak. Keyif alınımış. Sevilmiş. Tadına varmak. Tadını çıkarmak. Hoşuna gitmek. Zevk almak. Hoşlanılımış. Hoşlanmak.

Acclaimed : Ünlü. Meşhur. Alkışlanan. Tanınmış (özellikle birinin uzmanlık alanında).