Sinciput türkçesi Sinciput nedir

  • Ön kafa.
  • Kafatasının ön bölümü.
  • Başın ön kısmı.
  • Kafatasının ön kısmı.
  • Sinsiput.
  • Alın.
  • Tepe.

Sinciput ingilizcede ne demek, Sinciput nerede nasıl kullanılır?

Sincipital : Kafatasının ön kısmı ile alakalı (anatomi terimi).

Since : Olalı. -dığı için. -den dolayı. Mademki. -eliden beri. Beri. Edeli. İçin. Sonradan. Ondan sonra.

Since birth : Doğuştan.

Since new : İlk halinben bu yana.

Since that time : O zamandan bu yana. O zamandan beri.

Sincerer : Hüsnüniyet. Gönülden. Dürüst. Halis. Yürekten. Samimi. Sadık. Candan. İçi dışı bir. Doğru.

Sincereness : Candanlık. Dürüstlük. İçtenlik. Samimiyet.

Sincere friend : Samimi arkadaş.

Sincerely yours : Saygılarımla. Senin arkadaşın. En iyi dileklerimle (bir mektupta bitirme mesajı). Saygılarımla (yazı sonunda). En içten dileklerimle.

Since the year dot : Çok eskiden beri. Fi tarihinden beri.

İngilizce Sinciput Türkçe anlamı, Sinciput eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sinciput ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brow : Kaş. Yüz. Kenar. Çehre. Yamaç.

Collis : Kollis.

Fells : Dik saç. Otlak. Kır. Post. Deri.

Foreheads : Kafanın önündeki eğim.

Apex : Açı tepesi. En üst nokta. Apeks. Zirve. Uç. Uzayda güneş dizgesinin, yıldızlara göre yaptığı devinmenin ereği. Doruk çizgilerinin en yüksek noktası. Biyoloji, uzay, madencilik, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Herhangi bir yapının tepe bölgesi. Uç, tepe, zirve, en son nokta.

 

Bone : Omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan, kemik dokusundan meydana gelmiş, çeşitli büyüklüklerde, sert, dayanıklı parçalar. Kılçıklarını ayıklamak. Kılçık. Ayıklamak. Sünük. Kemiklerini ayırmak. Kemiklerini ayıklamak. İskeleti oluşturan, içinde kollagen teller ve kalsiyum tuzları bulunan, süngerimsi kemik ve sert kemik olmak üzere iki tipi olan, kasların bağlanmasıyla hareketi sağlayan, uzun, kısa ya da değişik boylarda olabilen, sertleşmiş bir özelleşmiş bağ dokusu tipi. Hafızlamak. Kemik.

Eminences : Yüksek yer. Yüksek bir mevki. Şöhret. Tümsek. Vücuttaki kabarıklık (özellikle de bir kemik üzerinde). Ün. İtibar. Mükemmeliyet. Yükseklik.

Corona : Korona. Sıçan oluğu. Taç şeklinde yapı. Damlık. Ağıl. Belirli hava şartlarında güneşin veya ayın etrafında beliren ışık çemberi. Hale. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Taç, çelenk. taç veya çelenge benzeyen oluşum.

Frontal bone : Alın kemiği.

Crest : Doruk. Zirveye ulaşmak. Sırt. Sorguç biçiminde yapmak. Üstten aşmak. Üzerinde kar aşındırmasının etkilerini taşıyan genç ve yüksek dağlarda, yan yana dorukların testere dişi ya da horozibiği görünüşündeki uçlarından her biri. Kuşların başında bulunan etli çıkıntı ya da tüylerden yapılmış taç biçiminde püskül. Kret. Dağ sırtı. Taç.

Sinciput synonyms : human head, frons, apexes, coronas, forehead, domes, apical, height, crests, eminencies, brows, frontal, fronts, apices, os, eminency.

Sinciput ingilizce tanımı, definition of Sinciput

Sinciput kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The fore part of the head.