Sinem nedir, Sinem ne demek

Sinem; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Sinem isminin anlamı, Sinem ne demek:

“Gönlüm, yüreğim, çok sevdiğim” anlamında kullanılan bir isim”. Sinem ismi; Türkçe, Farsça kökenli olup bir Kız ismidir.

Sinem ile ilgili Cümleler

  • Sinemaya gidelim.
  • Bugün sinemaya gitmek istiyorum.
  • Dün gece sinemada bir arkadaşıma rastladım.
  • Çocuklarımı sinemaya götüremem.
  • Ali ve Mary çok sık sinemaya gitmezler.
  • Sinemaya gitmeyi seviyorum.
  • Sinemada bir yangın başladı.
  • Sinemanın önünde buluşalım.
  • Sinema sektöründe daha çok ilerlememiz gerek.
  • Ali sessiz sinema oyunu oynamada iyi değil.
  • Cumartesi günü, biz sinemaya gittik ve sonra bir restorana.
  • Sinema biletleri alıyoruz.
  • O çok ucuz bir sinema bileti aldı.

Sinem anlamı, tanımı

Sine : Göğüs. Gönül, yürek. Bağır, iç

Aşırı hız sineması : Aşırı hızlı çevirimle uğraşan sinema kolu.

Aşırı yavaş sineması : Aşırı yavaş çevirimle uğraşan sinema kolu.

Bilimsel sinema : Sinemanın, bilimsel filmler gerçekleştirmekle uğraşan kolu.

Cep sineması : Genellikle 100-600 arası izleyici alabilecek boyda sinema.

Çok salonlu sinema : Aynı yapıda bir arada bulunan, genellikle büyük sinema salonlarının küçük salonlara bölünmesinden oluşan sinema salonları topluluğu.

Deniz altı sineması : Deniz altındaki görünçlükleri çevirmekle uğraşan sinema kolu.

 

Doğaçlama sineması : Çevirimden önce herhangi bir hazırlık, sınama yapılmaksızın, herhangi bir senaryoya bağlanmaksızın, oyuncuların içlerinden geldiği gibi oynamalarına dayanan tutum. Bu tutuma göre gerçekleştirilen sinema yapıtının niteliği.

Düşünce sineması : Düşünce filmleri üzerine kurulu sinema türü.

Eğitim sineması : Eğitim filmlerinin yapımı ve sorunlarıyle uğraşan sinema kolu. Eğitici filmler gerçekleştiren sinema kolu.

Geleneksel sinema : Belirli kurallara, kalıplara bağlı, bunların dışına çıkamayan, genellikle yeniliklere kapalı, kurumlaşmış bir anlayışı yansıtan sinema.

Genç alman sineması : 1962'de "Oberhausen Bildirisi"yle ortaya çıkan, 1966'dan başlayarak ilgi çekici yapıtlar veren genç Alman yönetmenlerinin geliştirdikleri bir sinema akımı. Bütün genç sinema akımları gibi, gelenekleşmiş, kalıplaşmış, kurumlaşmış sinemaya bir tepki olarak doğmuş, tecimsel kaygılardan, çıkar topluluklarından bağımsız, özgür denemeleri, toplumsal ve siyasal bir sinemayı amaçlamıştır.

Genel oynatım sineması : Genellikle yalnız birinci oynatımlar gerçekleştiren sinema.

Gezici sinema : Çadırda, barakada, açık hava sinemalarında film göstermek üzere sürekli olarak yer değiştiren sinema oynatım kolu. Yerleşik sinemanın karşıtı.

 

Haber filmi sineması : Yalnız haber filmleri gösteren sinema salonu.

Hızlandırılmış devinim sineması : Gözle ayırt edilemeyecek kadar ağır gelişen ve çok uzun sürede oluşan devinimleri kısa bir süre içinde incelemek amacıyla bilimsel alanda, bilimsel sinemada, araştırma filmlerinde başvurulan yöntemle çalışan sinema dalı.

İçkili sinema : Batı Almanya'da, film gösterilirken içki ve yiyecek servisi de yapılan sinema.

İkinci oynatım sineması : Genellikle her vakit ikinci oynatımı gerçekleştiren sinema; sinema sınıflamasında en geride gelen sınıf.

İlk oynatım sineması : Genellikle her vakit ilk oynatım yapan sinema; sınıflamada ön sırada yer alan sinema.

İriölçek sineması : Mikroskopla görülebilecek nesneler ile olağan odak uzunluğundaki merceklerin alabileceği nesneler arasında yer alan büyüklükteki varlıkların, başka bir deyişle, büyüteçle görülebilecek boydaki nesnelerin filmini çevirmekle uğraşan sinema kolu.

İşleyim sineması : İşleyim filmi gerçekleştiren sinema kolu.

Kaçış sineması : İzleyicinin ilgisini, oyalayıcı, avutucu, uyutucu ya da düşsel durumlarla çelerek onu günlük gerçeklerden uzaklaştırmayı amaçlayan sinema. Özellikle toplumların yaşamlarındaki güç ve çetin dönemlerde, sinemacının ya kendini ya izleyiciyi ya da hem kendini hem de izleyiciyi günlük gerçeklerden uzaklaştırmak için giriştiği bilinçli bir çabanın ürünüdür.

Öncelik oynatımı sineması : Öncelik oynatımına ayrılmış sinema.

Öncü sineması : Öncü film gerçekleştirmekle uğraşan sinema kolu.

Önoynatım sineması : Önoynatıma ayrılmış sinema.

Özel sinema : Kazanç amacı gütmeyen, sinema sanatının tanıtılması, yayılması için çalışan sinema. Tecimsel sinema karşıtı.

Özenci sinemacı : Özenci sinemasıyla uğraşan kimse.

Özenci sineması : Kazanç amacı gütmeyen, kişisel beğeni için film çevirmekle uğraşan ve dar filmlerle çalışan sinemacılık dalı.

Özgür sinema : İngiltere'de 1956'ya doğru ortaya çıkan bir sinema akımı. Televizyonun ve Yeni Gerçekçiliğin etkisiyle oluşan bu akımda bağımsız, ufak çevirim takımlarının, taşınabilir ufak alıcılar, ses aygıtlarıyla, çevirim koşullarının elverişsizliğine aldırmaksızın evlerde, sokaklarda, okullarda, işyerlerinde, dans salonlarında, meyhanelerde, ve benzerleri yerlerde günlük yaşamı kendi doğal akışı içinde saptamak başlıca özellikti.

Panayır sineması : Özellikle sinemanın ilk dönemlerinde, yerleşik sinemanın yaygınlaşmadığı sıralarda gezici sinemanın panayır panayır dolaşan çeşidi.

Park sineması : Otomobil parkı biçiminde yapılmış açık hava sineması. (İzleyiciler filmi otomobillerinden inmeksizin dev bir görüntülükten izlerler. Son zamanlarda bunun, her otomobildekiler için ayrı, ufak bir görüntülükten izlenebilecek biçimde düzenlenmişi de yapılmıştır).

Renkli sinema : Renkli film çevirmekle uğraşan sinema dalı.

Sanat sineması : Taşıdığı değerler, getirdiği yeniliklerin anlaşılması güç olduğundan tecimsel sinemalarda yer bulamayan, ayrıca sanat değeri yüksek eski ve yeni seçme filmleri düzenli olarak gösteren sinema salonu.

Sesli sinema : Sesli filmlerle başlayan sinema dönemi. Bu dönemin sineması. Sessiz sinema karşıtı.

Sessiz sinema : Sinemanın bulunuşundan sesli sinemanın ortaya çıkışına kadar uzanan dönemdeki sinema. (Sesli film yapımına başlayan her ülkeye göre değişen bu dönem, genellikle 1895'ten 1930'a kadar uzanır). Bu dönemin, kendine özgü dilini, sanatını, deyişini, kurallarını, uygulayımını yansıtan filmlerden oluşan sineması. (Başlıca özellikleri: Görüntünün egemenliği, görsel öğelerin üstünlüğü, anlatımın yalınlığı, kurgunun ağır basması, oyun anlayışı (mimikler), arayazılar).

Sinema alıcısı : [Bakınız: alıcı].

Sinema arabası : Karayolunun geçtiği her yerde sinema gösterimini gerçekleştirebilecek biçimde donatılan, gün ışığında gösterim yapabilen otobüs.

Sinema basını : Sinema konusunda yayın yapan süreli yayınların tümü.

Sinema bölümü : Doğrudan doğruya sinemayla ilgili olmayan bir kuruluşta (örneğin bir televizyon kurumunda), sinemayla ilgili çalışmaları yöneten bölüm.

Sinema delisi : Hiçbir sanat kaygısı beslemeksizin sinemaya yalnız yıldızlar açısından bağlı olan ve bu açıdan sinemaya tutkunluk derecesinde düşkün olan kimse.

Sinema dergisi : Sinemayla ilgili konularda yayında bulunmak üzere çıkan dergi.

Sinema derneği : Üyelerine sinema sanatını tanıtmak, sevdirmek, sinema bilgi ve kültürünü vermek, sinema yapıtlarını değerlendirmeyi öğretmek amacını güden kuruluş.

Sinema dilbilgisi : Sinema dilinin kullanılışında, uygulanışında göz önüne alınan kurallar.

Sinema dili : Sinemanın bir anlatım aracı olarak taşıdığı özellik ve olanakların, kendine özgü sözcük dağarcığının, bunların kullanılış biçiminden doğan deyişin oluşturduğu dil. Sinemanın gereklerine, niteliklerine uygun anlatım yolu.

Sinema dünyası : Sinemacıların ve sinema kuruluşlarının oluşturduğu çevre.

Sinema düşkünü : Filmlerin iyi ya da kötü oluşuna bakmaksızın, sürekli olarak sinemaya giden kimse, sinema tiryakisi.

Sinema enstitüsü : Sinema araştırma, inceleme ve öğretimini amaçlayan yüksek öğretim kurumu.

Sinema estetiği : Sinemayı güzel sanatların bir dalı olarak ele alıp, sinemadaki yaratı çabasının dayandığı temelleri, kuralları en geniş biçimde inceleyen, bunlardan bir genellemeye varmaya çalışan estetik dalı.

Sinema gerçek : Sovyet yönetmeni Dziga Vertov'un 1922-1924'te "Pravda" ("Gerçek") gazetesine ek olarak çevirdiği dergi-film dizisi. Sinema-Gerçek, bir yandan giderek yerini yine Vertov'un geliştirdiği Sinema-Göz akımına bıraktığı gibi, çok sonraları bir başka sinema akımının da adı oldu. Fransa'da 1957'ye doğru bazı bu-dunbilimcilerin bir yandan dolaysız sinema, bir yandan Vertov'un Sinema-Gerçek, Sinema-Göz akımını kendi araştırma alanlarına uygulamaları sonunda ortaya çıkan akım. Toplumbilimcilerin de aynı yöntemleri uygulamalarıyla, giderek bir toplumbilim ve budunbilim araştırma ve soruşturma aracı niteliğini kazandı.

Sinema göz : Vertov'un Sinema-Gerçek'ten sonra geliştirdiği sinema akımı: Sinemaya, tiyatrodan ve başka alanlardan gelen bütün yabancı öğeleri temizlemeye çalışan bu akım, sinema merceğinin insan gözünün yerini alarak, her an her yerde yaşamı olduğu gibi saptamasını temel aldı. Alıcıyı sokağa, okullara, üretimliklere götürdü, yeni bir toplum yaratma çabasında olan insanları bu yaratma süreci içinde, doğaçtan saptadı; kendinden sonraki bütün belgesel sinema okullarını büyük çapta etkiledi.

Sinema imbilimi : Bir iletişim aracı olarak sinemaya uygulanan imbilim (=imlerin toplumsal yaşam içindeki yerlerini, etkilerini inceleyen bilim).

Sinema işleyimi : Film yapımını, dağıtımını, oynatımını gerçekleştiren, buna ek olarak sinema araç ve gereçlerinin üretilmesini sağlayan işleyim kolu.

Sinema kitaplığı : Sinemayla ilgili yayımların bir araya toplandığı kitaplık.

Sinema kuklası : Sinemada kullanılan kukla türü.

Sinema kuramcısı : Sinema kuramı alanında çalışan düşünür.

Sinema kuramı : Sinemadaki yaratma çabalarına yön veren, sinema yapıtlarının dayandığı ilkeleri açıklayan, görüş, düşünü, tutumların uyuşumlu bir dizge içinde ortaya konmasından oluşan bilgi.

Sinema kültürü : Sinemayla ilgili konularda yeterli genel bilgilerin tümü.

Sinema kütüğü : Sinema alanındaki türel işlemlerin saptanmasıyla görevli resmi kuruluş.

Sinema lambası : Genellikle sinema oynatımında kullanılan, ışıklı elementi düzlemsel ve ışınımı lamba eksenine dik bir doğrultuda olan önatım (projeksiyon) lambası.

Sinema mevsimi : Çeşitli ülkelerin iklim durumuna göre değişen ve genellikle sonbahar/kış aylarını kapsayan süre. (Türkiye'de genellikle eylül-mayıs arasında yer alır).

Sinema müzesi : Sinema tarihiyle ilgili belge ve gereçlerin korunup sunulduğu yer.

Sinema oyuncusu : Filmlerde oynayan oyuncu.

Sinema öğretimi : Sinema diline yabancı olan kimselere bu dilin özelliklerini öğretmek, sinemayı bir anlatım aracı ve sanat olarak belletmek amacını güden öğretim. Özellikle orta ve yüksek dereceli okullarda sinemanın temel ilkeleri konusundaki öğretim.

Sinema öğretmeni : Sinema ya da sinemacılık öğretimiyle uğraşan kimse.

Sinema romanı : Kaynağı bir film olan, herhangi bir filme dayanılarak yazılan roman. Sinemaya uyarlanma olanağı göz önünde tutularak yazılan roman. Sinemadan çok romana yakın olan, roman öğelerine geniş yer veren film çeşidi.

Sinema röntgen : Sinema alıcısı ile röntgen aygıtının birleşmesinden oluşan durum. Röntgen ışınları yardımıyla iç örgenlerin devinimli görüntülerinin saptanması.

Sinema sanat ve bilimleri akademisi : ABD'de sinemanın uygulayım ve sanat alanında gelişmesini sağlamak amacıyla 1927 haziranında sinema işleyiminin ileri gelenlerince oluşturulan kuruluş.

Sinema sanatı : Herhangi bir kavramı, bir düşünceyi, bir konuyu, -sesli sinemada sesle de desteklenen- devinimli resimler (görüntüler) yardımıyla ortaya koymak amacını güden sanat dalı.

Sinema tarihçisi : Sinema tarihi üzerine araştırma, inceleme yapan kimse.

Sinema tarihi : Sinemanın bulunuş, doğuş, gelişme evrelerini konu alan tarih dalı.

Sinema toplumbilimi : Sinemanın toplumdaki yerini ve etkisini, toplumbilimsel özelliklerini inceleyen bilim kolu.

Sinema türesi : Sinema çalışmalarını düzene bağlayan türe kurallarından oluşan türe dalı.

Sinema türleri : Filmlerin, belli bir konuyu işlerken kullandığı gereçlere, çeşitli öğelerin kullanılış biçimine, belli bir konuyu ele alış açısına göre ortak yönleri bulunarak yapılan kümelendirme sonunda ortaya çıkan bölümler. (Başlıca türler belgesel, tarihsel, yaşamöyküsel, destan, kovboy filmi, ağlatı, dram, melodram, güldürü, müzikli danslı film, serüven filmi, polis filmi, korku filmi, önceleme filmi, soyut ya da salt film, canlandırmadır).

Sinema uygulayımı : Bir filmi gerçekleştirmek için başvurulan uygulayımsal araçların kullanılmasıyla ilgili yöntemler.

Sinema yapıtı : Bir düşünce, yaratı ürünü olarak film. (Bu anlamda sinema ürünü, herhangi bir gereç (film) üzerine saptanmış sanat yapıtı sayılır; yani burada önemli olan, sinema ürününün, üzerinde saptandığı filmin özdeği (selüloit kuşak) değil, bu özdek üzerinde yer alan sanatsal yaratıdır, bundan dolayı da türe açısından "fikir ve sanat eseri" niteliği taşır).

Sinema yapıtları : Sinemalarla benzeri yerlerde gösterilen her türlü filmler ve projeksiyon diapozitifleri.

Sinema yasası : Bir ülkedeki sinema çalışmalarını ya da bu çalışmaların bir bölümünü düzene bağlamak amacıyla çıkarılmış yasa.

Sinema yazınlığı : Sinema konusunda yayımlanmış kitap ve süreli yayınların tümü. (Dar anlamda) Oyunluk, film öyküsü, sinema romanı gibi yayınlar.

Sinema yılı : Sinema mevsiminin başlangıcı temel alınarak hesaplanan yıl. (Genellikle 1 eylülden başlayıp ertesi yılın 31 ağustosuna değin sürer).

Sinema yöneticisi : Bir sinemanın çalışmalarını yöneten kimse.

Sinemabilim : Sinema olgusunu tüm yönleriyle (sanat, estetik, işleyim, uygulayım, toplumsal olgu, vb.) ele alıp araştıran bilim dalı.

Sinemacılık okulu : Sinemacılık öğretimi yapılan, sinema uygulamanları, oyuncuları, sanatçıları yetiştiren öğretim kurumu.

Sinemacılık öğretimi : Sinemanın herhangi bir uğraş dalında sinemacı yetiştirmeyi amaçlayan öğretim.

Sinemacılık uğraşı : Sinemanın çeşitli kollarından herhangi birinde yapılan iş, uğraş konusu.

Sinemadışı : Sinema sanatının gereklerine, niteliklerine, özelliklerine aykırı düşen; sinemaya uymayan.

Sinemaki yaprağı : Baklagiller ailesinden Cassia angustifolia ve C. acutifolia bitkilerinin kurutulmuş yaprakları olan, yapısında emodin, krizofanik asit ve antra glikozitlerden katartin asidi bulunan, kullanılmasını takiben 6 saat içinde bağırsakların tamamen boşalmasına neden olan ishal yapıcı drog. Saflaştırılmış sinemaki glikozitleri sennosides A ve B içeren müstahzarları şurup veya ekstre hâlinde piyasada kullanılmaktadır.

Sinemalaştırma : Sinemalaştırmak işi.

Sinemalık çözümleme : Bir filmin sinema özellikleri yönünden yapılan, görüntü öğelerinin tek tek incelenmesine dayanan çözümleme.

Sinembitti : Saklambaç oyunu.

Sinemin : Çizgili kaslardaki Z disklerinde bulunan ve sarkomerleri birbirine bağlayan dezmin proteinlerini paranemin ve ankirin ile birbirine bağlayan bir ara filament proteini.

Siyasal sinema : Sinemanın, toplumu siyasal yönden bilinçlendirme aracı, siyasal savaşımda bir silah olarak kullanılmasını savunan ve bu yolda filmler gerçekleştiren sinema akımı.

Sözlü sinema : Sözlü filmleri gerçekleştirebilen sinema; sesli sinemanın tam anlamıyla gerçekleştirilmişi.

Sürekli gösterim sineması : Gösterimin aralıksız yapıldığı, izleyicilerin her an bilet alıp girebilecekleri sinema.

Tecimsel sinema : Kazanç amacıyla kurulmuş, belli bir para karşılığı izleyiciye film gösteren sinema. Özel sinema karşıtı.

Tecimsel sinema alıcısı : Uğraşman sinemacıların kullandığı, geliştirilmiş ve çapraşık yapılı alıcı çeşidi.

Tek resim sineması : Tek resimli çevirime dayanan sinema kolu.

Tıp sineması : Tıp konusunda araştırma ve uygulama filmleri gerçekleştirmekle uğraşan sinema kolu.

Ufakölçek sineması : Mikroskopla görülebilecek cisimlerin görüntülerini saptayan sinema dalı.

Uğraşman sinemacı : Sinemacılık eğitiminden geçmiş, sinemacılığı uzun süre uğraş edinmiş kimse. Özenci sinemacı karşıtı.

Üçboyutlu sinema : Üçboyutlu filmler gerçekleştirmekle uğraşan sinema kolu.

Yaratıcılar sineması : Bir filmin oyunluğundan kurgusuna dek bütün çalışmalarından doğrudan doğruya sorumlu olan; filmi, düşünce ve duygularının bir anlatım aracı olarak kullanan; bütün filmlerinde belirli bir deyiş ve anlatım özelliği taşıyan yönetmenlerin oluşturdukları sinema.

Yavaşlatılmış devinim sineması : Gözle ayırt edilmeyecek kadar hızla gelişen ve kısacık sürede oluşan devinimleri rahatça izleyebilmek amacıyla bilimsel alanda, bilimsel sinemada, araştırma filmlerinde başvurulan yöntemle çalışan sinema dalı.

Yazlık sinema : Açık hava sinemalarının yazları çalışan çeşidi.

Yeni amerikan sinema topluluğu : Yeni Amerikan Sineması akımını oluşturan topluluk. Geleneksel Amerikan sinemasına, özellikle Hollywood ürünlerine karşı bir tepki olarak doğdu; bu sinemanın yapım ve yönetim yöntemlerine taban tabana karşıt bağımsız, dar bütçeli, deneysel yanı ağır basan çalışmalara yöneldi. Yeraltı Sineması bu akımın bir koludur.

Yeni amerikan sineması : 1960'larda ABD'de bir bölük bağımsız sinemacının kurduğu Yeni Amerikan Sinema Topluluğu'nun oluşturduğu sinema akımı.

Yeni sinema : 1960'tan sonra çeşitli ülkelerde, bazen değişik adlarla anılan, fakat hepsi de geleneksel eski sinemaya karşı bir tepki olarak çıkan, genç sinemacıların yeni bir sinema kurma çabasını yansıtan değişik sinema akımlarının ortak adı. Bu akımların hemen hepsi, siyasal sınırların ötesinde, düşüncede, duyguda, baş kaldırmada, yeni bir düzen kurma çabasında ortak nitelikler gösterir. Bir başka ortak yön, gençlerin kendilerini ve başkalarını tanımak, kendilerini ve çevrelerini sinema yoluyla anlatmak, sorunlarına çözüm bulmak çabasıdır. Yeni Sinema, geleneksel sinemaya karşı çıkarken, bu sinemanın en yararlı yönlerini benimsemekten de kaçınmamaktadır. Sinema-Göz, Sinema-Gerçek, Sovyet Gerçekçiliği, İngiliz Belgesel Okulu, İtalyan Yeni Gerçekçiliği, Yeni Dalganın yapım yöntemleri ve deyişi, televizyon uygulayımı, Dolaysız Sinema, Antonioni, Resnais ve Bergman'm katkıları bu arada sayılabilir. Yeni Sinema, sinemanın büyük gücünün artık sınırlamalara uğramaksızın kullanılmasını amaçlar. Bu büyük güç, toplumsal düzen değişikliğini sağlamakta siyasal bir silah; insanı, çevresini tanıtmakta bir araçtır. Dürüstlük, doğruluk, içtenlik, doğallık, kendiliğindenlik Yeni Sinemacı için en önemli niteliklerdir. Brezilya'da 1960'tan sonra geleneksel sinemaya, özellikle Amerikan sinemasının etkisine karşı oluşan ulusal sinema akımı. Genellikle ulusal ve geleneksel sanat ve kültürün verilerine dayanarak ulusal bir kişiliği olan sinema yaratma çabasını, ayrıca içten ve dıştan ortaya çıkan yeni sömürgeciliğe karşı siyasal bir sinemayı amaçlar. On yıl kadar süren bu akım, Brezilya'daki askeri düzenin baskısıyla susturulmuş, daha sonra Yeni Yeni Sinema (nôvo cinema nôvo) akımına yol açmıştır.

Yeraltı sineması : Yeni Amerikan Sinema Topluluğu içinde ortaya çıkan ve çok değişik eğilimdeki sinemacılardan oluşan bir akım. Yapımda, yönetimde, uygulayımda, deyişte, dağıtımda Amerikan geleneksel sinemasının tüm sınırlarını zorlamayı amaçlayan; gerek sanatta gerekse toplumsal yaşamda bireysel başkaldırıyı simgeleyen; gerçekçilikle gerçeküstücülük ve düşlemi, şiddetle şiiri bir araya getiren; cinsel tabuları, denetleme yasaklarını yıkmağa çalışan bir tutumu yansıtır.

Yerleşik sinema : Belli bir yerde, yalnız sinema olarak çalışmak üzere kurulmuş yapı. Gezici sinemanın karşıtı.

Yeşilçam sineması : (Türkiye'de) (İstanbul, Beyoğlu'nda yapımevleri ve ortaklıkların çoğunun işyerlerinin topluca bulunduğu sokağın adından alınarak, mecaz olarak) Türk sineması, yerli sinema. (Kötü anlamda) Salt kazanç amacıyla çok kısa sürede, en kestirme yoldan, belirli kalıplara uyularak gerçekleştirilmiş ve izleyiciyi sömürmeye dayanan filmler üreten sinema.

Açık hava sineması : Yazın veya iklimi elverişli yerlerde geceleri çalışan, üstü açık, yanları kapalı sinema.

Sinema : Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi. Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat.

Sinema endüstrisi : Film yapımını, dağıtımını gerçekleştiren, sinema araçlarını üreten endüstri, sinema sanayisi.

Sinema perdesi : Film görüntüsünün yansıtıldığı bez veya plastik maddeden yapılmış beyaz satıh.

Sinema salonu : Film gösterimi için seyircilere ayrılan geniş salon.

Sinema sanatçısı : Sinema yapımında emeği geçen sanatçı.

Sinema sanayisi : Sinema endüstrisi.

Sinema tekniği : Bir sinema filmini yaratmada kullanılan teknik araçlarla ilgili yöntem.

Sinemacı : Sinemanın çeşitli kollarından birinde çalışan kimse, filmci. Film yapımcısı ya da yönetmeni, filmci. Sinema işleten kimse.

Sinemacılık : Sinema filmlerinin gerçekleştirilmesi için gerekli araç ve gereçleri yapmak, film çevirmek, bunların sürüm ve dağıtımını sağlamak amacıyla yapılmış olan çalışmaların tümü, filmcilik, sinematografi. Bu çalışmaları yapanların işi. Sinema çalışmalarıyla ilgili konular.

Sinemalaştırmak : Sinema durumuna getirmek.

Sinemasever : Sinemayı seven, sinema sanatı, kültürü ve çalışmalarıyla ilgilenen (kimse).

Sinemaseverlik : Sinemasever olma durumu.

Sinemaskop : Geniş bir sahnenin 55 milimetrelik film üzerindeki görüntüye sığdırılmasından sonra göstericiye takılan, ikinci bir merceğe sıkıştırılmış görüntüyü, asıl büyüklüğüne çevirmesi temeline dayanan geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği.

Sinematek : Sinema filmlerinin sanat, eğitim ve genellikle kültür amaçları göz önünde tutularak toplandığı, korunduğu yer veya kurum.

Sinematik : Kinematik.

Sinematograf : Görüntüleri film üzerine kaydetmeye yarayan araç.

Sinematografi : Sinemacılık.

Sinematografik : Sinemaya ilişkin, sinemayla ilgili.

Diğer dillerde Sinekbitleri anlamı nedir?

İngilizce'de Sinekbitleri ne demek ? : louse flies