Sistem nedir, Sistem ne demek

Sistem; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Sistem" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Açıklamasının arkasına yeni bir ücretlendirme sistemi getirdiğini ekledi." - L. Tekin
  • "Servet, nasıl kazanılmış olursa olsun, onun kontrolüne girecek rejim ve sistem memleketi mahvedecektir." - H. E. Adıvar
  • "Eski bir sistem."
  • "Fren sistemi."
  • "Son sistem, pırıl pırıl bir rotatif almışlar." - Y. Z. Ortaç

Felsefi anlamı:

[Bakınız: dizge]

Kimya'daki anlamı:

Üzerinde inceleme yapılmış olan belirli sınırlarla çevrilmiş olan evrenin bir parçası.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Organizmada aynı işlevleri gerçekleştirmek için birbirleriyle ilgili bağlantılı organların oluşturduğu birlik veya grup.

Yol, yöntem.

İngilizce'de Sistem ne demek? Sistem ingilizcesi nedir?:

system

Fransızca'da Sistem ne demek?:

système

Sistem tanımı, anlamı:

Dizge : Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü, manzume, sistem. Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü, manzume, meslek, sistem.

Metrik sistem : Metre sistemi.

Ondalık sistem : Temel birimlerin katları ve askatları, bu birimlerin ondalık kuvvetleri olan uzunluk ve ağırlık ölçümlerinde kullanılan sistem, desimal. Tabanı 10 olan normal sayma sayılarından oluşan sistem, desimal.

 

Açık dolaşım sistemi : Genellikle bütün eklem bacaklılarda ve birçok yumuşakçada bulunan atardamar ve kan boşluğundan oluşmuş açık bir dolaşım sistemi.

Başkanlık sistemi : Devlet yönetiminde tek bir kişinin başkanlığında hükûmet etme ve devleti yönetme esasına bağlı siyasi sistem.

Çoğunluk sistemi : Çok partili sistemlere göre bir seçim bölgesinde en çok oy alan partinin seçimi kazanması.

Denklemler sistemi : İki veya daha çok denklemden oluşan ve hepsinin birlikte ortak çözümü istenen takım.

Güneş sistemi : Güneş, gezegenler ve kuyruklu yıldızların oluşturdukları dizge.

Kontenjan sistemi : Dışarıdan yurda getirilecek malların tür ve niceliklerini sınırlandıran yöntem.

Metre sistemi : Metre, metrekare, metreküp gibi kökü metreye dayanan ölçü sistemi, metrik sistem.

Otlatma sistemi : Bir meradan beklenen en fazla yararı, özellikle bitki örtüsüne bir zarar vermeden elde etmek ve bununla birlikte meranın her tarafının aynı derecede otlatılmasını sağlamak için uygulanan bir otlatma planı.

Parasempatik sinir sistemi : Kalbin atışlarını yavaşlatan, sindirim sistemini, salgıları düzenleyen yaşatkan sinir sistemini oluşturan iki sistemden biri.

 

Rüping sistemi : Kapalı kazanlarda önce basıncı artırıp sonra düşürerek uygulanan ağaca koruyucu sıvı emdirme yöntemi.

Sempatik sinir sistemi : Yaşatkan sinir sistemini oluşturan iki sinir sisteminden biri.

Sindirim sistemi : Organizmada besin maddelerinin sindirilip emilmelerini ve geri kalan atıkların dışarı atılmalarını sağlayan organların bütünü, sindirim aygıtı.

Sinir sistemi : Yüksek yapılı organizmalarda, organizmanın yaşadığı ortama uymasını, çeşitli organların iş birliği durumunda çalışmasını sağlayan, sinir hücreleri, sinirler ve sinir merkezinden oluşan sistem.

Solunum sistemi : Organizmada solunumu sağlayan organların tümü, solunum aygıtı.

Yaşatkan sinir sistemi : Sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinin oluşturduğu, kalp kası, düz kas ve salgı bezlerinin işlevlerini düzenleyen sinir sistemi.

Yazılım sistemi : Bir bilgisayar sisteminde denetim işlerini gerçekleştirmek amacıyla geliştirilen yazılım, yazılım dizgesi.

Sistematik : Sistemli.

Sistemcilik : Toplum biliminde etkileşim alanlarını çeşitli sistemlere ayıran bilim yöntemi.

Sistemik : Sayısal ve ekonomik konulara belli sistemler çerçevesinde bakan.

Sistemleşme : Sistemleşmek işi.

Sistemleşmek : Sistemli duruma gelmek. Sistem durumuna gelmek.

Sistemleştirme : Sistemleştirmek işi.

Sistemleştirmek : Sistem durumuna getirmek. Sistemli duruma getirmek.

Sistemli : Düzenli. Belli ilkelere, kurallara uyan, dizgeli, sistematik.

Sistemsiz : Belirli kural ve ilkelere uymayan, dizgesiz. Düzensiz.

Sistemsizlik : Sistemsiz olma durumu.

Düzen : Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Bez dokuma tezgâhı. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Dolap, hile. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Alet edevat takımı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip.

Sonuç : Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice. Yazının veya sözün bitim bölümü. Öz, özet. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor.

Yöntem : Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot. Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika.

Aracı : Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. Ara bulucu.

Düzenek : Mekanizma.

Tertibat : Düzen, düzenleniş. Bir işin güçlüklerini karşılamak için yapılmış olan ön hazırlıklar.

Model : Bir özelliği olan nesne veya kişi. Biçim. Tasarlanan ürünün tanıtım veya deneme amacıyla üretilen ilk örneği, prototip. Manken. Benzer. Resim, heykel vb. yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne veya kimse, örnek. Giysi örneklerini içinde toplayan dergi. Örnek olmaya değer kimse veya şey, örnek, paradigma. Otomobil vb.nde tip.

Yol : Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Kumaşta bulunan çizgi. Gaye, uğur, maksat. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Yolculuk. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Hile, tuzak. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Gidiş çabukluğu, hız. Kez, defa.

Tip : Hastalıkları iyileştirmek, hafifletmek veya önlemek amacıyla başvurulan teknik ve bilimsel çalışmaların tümü, tababet.

Sistem uygulama mimarisi : (SUM)

Sistema : Sistem, aygıt.

Sistema digestoryum : Sindirim sistemi.

Sistema limfatikum : Lenfatik sistem.

Sistema nervozum otonomikum : Canlının isteğine bağlı kalmaksızın, bağımsız olarak çalışan sinir sistemi.

Sistema nervozum periferikum : Çevresel sinir sistemi. Sinir sisteminin, periferde bulunan tüm sinirleriyle bu sinirler üzerinde bulunan gangliyonları içeren bölümü.

Sistema nervozum sentrale : Beyinden ve omurilikten ibaret olan merkezî sinir sistemi.

Sistema respiratoryum : Solunum sistemi.

Sistema ürogenitale : Boşaltım ve üreme sistemi.

Sistematik ad : Bir bileşiğin sistematik yapısını temel alan pentan gibi ad.

Sistem ile ilgili Cümleler

  • Birçok Amerikalı için, iki partili siyasal sistem doğal görünüyor.
  • Sistem sizin neyi görebileceğinize göre ayarlanacaktır.
  • O bize yeni bir faturalama sistemi hakkında bir açıklama yaptı.
  • Bu güvenlik sistemi çalışanların hareketlerini gittikleri yerde izlemelerine izin verir.
  • ABD neden metrik sisteme geçmiyor?
  • Sistem çalışıyor.
  • Bu uçak en gelişmiş uçuş yönetim sistemlerinden biriyle donatılmıştır.
  • Toki Pona basit bir iletişim sistemidir.
  • Sistem işledi.
  • Onlar sistemi biliyorlar.
  • Sistem kısa bir süre içinde hizmete girecek.
  • Sistem çok kötü.
  • Sistem iyi çalıştı.
  • Sistem doğrusal mıdır?

Diğer dillerde Sistem anlamı nedir?

İngilizce'de Sistem ne demek? : n. system, the system, regulation, regime, framework, graticule, grid, gridiron, tract

Fransızca'da Sistem : système [le]

Almanca'da Sistem : n. Gefüge, Ordnung, System

Rusça'da Sistem : n. система (F), строй (M), уклад (M), метод (M), методика (F), учение (N)