Soluk borusu perküsyonu nedir, Soluk borusu perküsyonu ne demek

Soluk borusu perküsyonu; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Akciğer sahasında saptanan asamiyetin plöritis eksudativadan mı yoksa pnömoniden mi ileri geldiğini anlamak için yapılan bir perküsyon çeşidi, trakel perküsyon.

Soluk borusu perküsyonu kısaca anlamı, tanımı

Perk : Sağlam, güçlü. Katı, sert : Ekmeğin hamuru perk oldu. Çıta, ince tahta yapılan ağaç ve ağacın dış kısmı. Korku : Benim senden hiç perkim yok. Katı, sert. Korku, çekinme: Allah'tan başka kimseden perkim yok. [Bakınız: berk]

Boru : Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir. Borazan.

Perküsyon : Vurmalı sazlar. Tanı için parmak veya alet kullanılarak vurup dinlemekle yapılmış olan muayene.

Soluk : Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes. Parlaklığını, gücünü yitirmiş (ışık). Rengi kaybolmuş, matlaşmış (nesne). Rengi atmış olan, solmuş, uçuk. Tarz. Ciğerlere hava alıp verme.

Soluk borusu : Gırtlakla bronşlar arasında bulunan, yaklaşık 12 santimetre uzunluğunda, havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlayan boru, nefes borusu.

Plöritis eksudativa : Eksudatif karakterde göğüs zarı yangısı.

Trakel perküsyon : Soluk borusu perküsyonu.

 

Asamiyet : Mutlak matite.

Plöritis : Göğüs zarı yangısı. Genellikle akciğer yangısının sonucunda ve ikincil olarak biçimlenir, plörazi.

Akciğer : Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

Eksudat : Yangısal olaylarda damar çeperinden dışarıya veya çevre dokulara yayılan protein, hücre artığı ve bazen bakteri içeren, özgül ağırlığı yüksek, yangısal ödem sıvısı, yangı sıvısı.

Pnömoni : Akciğer parenkiminin yangısı, pnömonitis, zatürre, peripnömoni. Bakteriler, mantarlar, mikoplazmalar, virüsler, parazitler, irkiltici gazlar veya aspire edilen yabancı maddeler nedeniyle oluşur. Akut ve eksudatif özellikteki akciğer yangısı, akut pnömoni.

Anlamak : Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.

Anlama : Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.

Plörit : Eklem bacaklılarda vücut segmentlerinin yan skleriti.

İleri : Herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geri karşıtı. Doğrusundan daha çok gösteren (saat). Temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön. Önde bulunan. Öne doğru, ileri doğru. Benzerlerini geride bırakmış. Henüz gelmemiş zaman, gelecek, sonra. Bir şeyin ulaşılacak yönü. "Amaca doğru durmadan yürü" anlamında kullanılan bir seslenme sözü.

 

Trake : Soluk borusu. Eklem bacaklılarda bulunan özel solunum kanalları.

Yoksa : "Aksi takdirde" anlamında kullanılan bir söz. Endişe, merak, umut gibi duyguları güçlü biçimde anlatmak için kullanılan bir söz. Sayılan ihtimallerin dışında bir ihtimali bildirmek için kullanılan bir söz.

Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

Diğer dillerde Soluk borusu perküsyonu anlamı nedir?

İngilizce'de Soluk borusu perküsyonu ne demek ? : tracheal-percussion