Sonra nedir, Sonra ne demek

Sonra; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır.

"Sonra" ile ilgili cümleler

  • "Önce parasız temsiller verilirken sonra paralı verilmeye başlandı." - M. And
  • "Bunun sonrası yok. Bu işi sonraya bırakmamalı."
  • "Tembellik etmesin, sonra sınıfta kalır."
  • "Bahçeden sonra geriye dönerek biraz da sokaklarda dolaştık." - R. N. Güntekin

Yerel Türkçe anlamı:

Sonra (bk. sona, sora, sunra)

Sonra.

Sonra anlamı, kısaca tanımı:

Az sonra : Kısa bir süre sonra, birazdan.

Milattan sonra : Miladi zaman başlangıcından bu yana sayılan yıllara göre belirtilen tarih.

Neden sonra : Aradan bir hayli zaman geçince. İş işten geçtikten sonra.

Okul sonrası : Bu çağla ilgili, bu çağa özgü. Okul çağından sonraki çağ.

Sonradan : Konuşulan zamanın ardından gelen zamanda, muahharan.

Sonradan gelen devlet devlet değildir : "kişi yaşlandıktan sonra gelen zenginlik işe yaramaz" anlamında kullanılan bir söz.

Sonradan görme : Sonradan görmüş.

Sonradan görme gavurdan dönme : "sonradan görme olan kimseler fazla iyi niteliklere sahip değildir" anlamında kullanılan bir söz.

 

Sonradan görmelik : Sonradan görmüşlük.

Sonradan görmüş : Sonradan zenginleşerek gösteriş, övünme vb. yersiz davranışlarda bulunan, sonradan görme.

Sonradan görmüşlük : Sonradan zenginleşerek gösteriş, övünme vb. yersiz davranışlarda bulunma, sonradan görmelik.

Sonradan olma : Başkasına kıyasla yeni olan, yeni ortaya çıkan.

Sonraki : Sonra olan.

Sonraları : Sonraki zamanlarda.

Sonrasız : Sonsuz.

Sonrasızlık : Sonsuzluk.

Aklı sonradan gelmek : Bir şeyi sonradan hatırlayarak yapmak. verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp vazgeçmek.

Akşamdan sonra merhaba : İş işten geçtikten, olan olduktan sonra gösterilen ilginin yararlı olmayacağını belirten bir söz.

At çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak : İş işten geçtikten sonra önlem almaya kalkışmak.

Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir : "insan, tedbirsizliği yüzünden bir felakete uğradıktan ve iş işten geçtikten sonra neden şöyle yapmadım, neden böyle yapmadım diye üzülür" anlamında kullanılan bir söz.

Boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer : "bir konu üzerinde sonradan yetiştikleri hâlde kendilerinden önce yetişmiş olanları geçenler vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez : "herkesin gözü önündeki bir olayı şöyle böyle yorumlarla gizlemeye çalışmak boşunadır" anlamında kullanılan bir söz.

Evvela can sonra canan : "insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler" anlamında kullanılan bir söz.

İkindiden sonra dükkan açmak : Bir işe başlamakta geç kalmak.

Kasımdan on gün evvel ek on gün sonra ekme : "ekim zamanı kasımdan on gün önce biter, kasımdan on gün sonra ekilen tohum verimli olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

 

Keseye danış pazarlığa sonra giriş : "ödeyecek paranız yoksa bir şey satın almaya girişmeyin" anlamında kullanılan bir söz.

Kırkından sonra at olup da kuyruk mu sallayacak : "vakti geçmiş, artık işe yaramayacak durumda" anlamında kullanılan bir söz.

Kırkından sonra azanı teneşir paklar : "yaşlandıklarında ahlakları bozulanlar artık düzelemezler" anlamında kullanılan bir söz.

Kırkından sonra azmak : Yaşlandıktan sonra yaşına uymayan davranışlarda bulunmak.

Kırkından sonra saz çalmak : Yaşlandıktan sonra uzun ve güç bir işe girişmek.

Kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar : "yaşlandıktan sonra bir şey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya başlayan kimsenin bunu başarmaya ömrü yetmez" anlamında kullanılan bir söz.

Önce can sonra canan : "insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler" anlamında kullanılan bir söz.

Öncesiz sonrasız : Başlangıcı ve sonu olmayan.

Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur : "sonucu kötü çıktıktan sonra bir davranış üzerine akıl öğreten çok bulunur" anlamında kullanılan bir söz.

Zaman : Dönem, devir. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Çağ, mevsim. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Uzak : Yakın olmayan yer. Eli, gücü veya hükmü yetişmez. Arada çok zaman bulunan. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı. İhtimali az olan.

Makam : Mevki, kat, yer. Klasik Türk müziğinde bir müzik parçası veya şarkının işleniş biçimi.

Değer : Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.

Yoksa : Endişe, merak, umut gibi duyguları güçlü biçimde anlatmak için kullanılan bir söz. Sayılan ihtimallerin dışında bir ihtimali bildirmek için kullanılan bir söz. "Aksi takdirde" anlamında kullanılan bir söz.

Aksi : Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi. İnatçı, hırçın, huysuz. Uygun olmayan.

Gelen : Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın). Gelme işini yapan (kimse veya nesne).

Bölüm : Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

Sonra-düzenli dizinleme : Bilgi erişimde, derlemdeki belgelerin, kullanıcının sorusuna göre değerlendirilip sınıflandırılabildiği dizinleme türü.

Sonradan görme, gavurdan dönme : “sonradan görme olan kimseler fazla iyi niteliklere sahip değildir” anlamında kullanılan bir söz.

Sonradan oluşum : Bir mineralin biçiminde herhangi bir değişiklik olmadan kimyasal yapısının değişmesi olayı.

Sonradan oluşumlu su : Yukarıdan aşağı doğru gelen su ya da çözelti.

Sonradan sağırlık : Anadilini yeterli bir durumda öğrendikten sonra hastalık ya da kaza nedeni ile işitme gücünün yitirilmesi.

Sonradan seslendirme : Herhangi bir filmin bütün görüntüleri sessiz olarak saptandıktan sonra, gerekli seslerin işlikte eklenmesi, filmin işlikte seslendirilmesi durumu.

Sonragı : Sonraki.

Sonrağı : Sonraki, gelecek.

Sonraki aktarımcı : Birisinden, diğerinden daha sonra gelen aktarımcı.

Sonraki başvurma : Herhangi bir nedenle, önceden durumu bildirerek yordamınca başvurulma.

Sonra ile ilgili Cümleler

  • Sanırım bir sonraki istasyonda ineceğiz.
  • Öğleden sonra yüzmeyi severim.
  • Sonra babalarım eve geldiğimde beni azarladı.
  • Sonra arabayı yine bilerek tam ortaya park ettim.
  • Bir sonraki soru sizin için.
  • Sonra Almanlar yine saldırdı.
  • Lütfen bir sonraki kavşakta sağa dön.
  • Sonra arkadaşımla filme gideceğim.
  • Ve sonra insanoğlunun suda yaşayamadığını hatırladı.
  • Alzheimer hastalığı ile uzun bir mücadeleden sonra Mustafa geçen kış vefat etti.
  • Amerika'ya getirildikten sonra babam İngilizceyi akıcı şekilde konuşuyor.
  • Sonra acıkırsam yerim.
  • Sonra arkadaşımla film izlemeye gideceğiz.
  • Sonra bebeğin gözleri iki yıldız gibi parlamaya başladı ve canlandı.

Diğer dillerde Sonra anlamı nedir?

İngilizce'de Sonra ne demek? : adv. later, after, afterwards, afterward, thereafter, subsequently, subsequent to

n. sequel

pref. post

Fransızca'da Sonra : après, ensuite, puis, en second lieu

Almanca'da Sonra : adv. Jahr: auf Jahr und Tag, nachher

prep. nach

Rusça'da Sonra : adv. потом, затем, после, вслед, дальше, далее, там

conj. а то

prep. после, спустя, через