Sonu nedir, Sonu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Boyunduruğun iki yanına konulan çubuklar.

Sonu ile ilgili Cümleler

  • Ben herhangi bir sonuca ulaşmadım.
  • Sabır sonunda kazanır.
  • Ali elektrik çarpması sonucu öldü.
  • Tom'un önümüzdeki hafta sonu için planları olmadığına eminim.
  • Sonuçta, kararımı verdim ve yeni video oyununu satın aldım.
  • Sonunda, Mustafa bana hazineyi nereye gömdüğünü söyleyecek.
  • Metroda uyuyakaldım ve hattın sonuna kadar bütün yolu gittim.
  • Görüşmelerden sonuç alınamadı.
  • Sonuçlar pazartesi günü ilan edilecek.
  • Sonunda buluştuk! Ben bu gün için çok uzun süre bekledim!
  • Sonuçlar karşısında hayal kırıklığına uğradık.
  • Çalışmaları sonuç vermedi.
  • Soruşturma bir kaza sonucu ölüm olarak geri döndü.
  • Bugün bağımsızlığın sonudur.
  • Polis en sonunda Tom'u yakaladı.

Sonu ile ilgili Atasözü veya Deyim

bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düşersin çekirge) : “birkaç kez saklanabilen bir suç günün birinde ortaya çıkarak yapanı kötü bir duruma düşürür, suçlu cezasız kalmaz” anlamında kullanılan bir söz.

harman sonu dervişlerin : herhangi bir paylaşmada veya işte sona kalanların kazançlı çıkmaları durumunda söylenen bir söz.

harman sonu dervişlerindir : “herkesin bol bol yararlandığı şeylerin artakalanından alçak gönüllüler yararlanır” anlamında kullanılan bir söz.

 

sonu gelmek : yok olmak, ölmek.

sonu gelmemek : bitmemek, tükenmemek.

sonuç almak : bir işi bitirmek, sonuçlandırmak istenilen sonuca ulaşmak, verim almak.

sonuç çıkarmak : bir işlemi bitirip sonuca ulaşmak kesin bir karar veya görüşe varıp bunu bildirmek.

sonuç vermek : sonuçlanmak.

sonunu almak : bir işi bitirmek bir işin bittiğini görmek.

sonunu getirememek : iyi başladığı bir işi başarıyla bitirememek başladığı bir işi bitirememek.

tünelin sonunda ışık görünmek : sıkıntılı durumdan kurtulmak için çare belirmek.

Sonu kısaca anlamı, tanımı

Ayta sonu : (Söz sanatı terimi) Bir söylevin sonunda, ya ileri sürülmüş bulunan kanıtları özetlemek veya dinleyicilerin duygularını okşamak maksadiyle eklenen söz

Besi sonu rasyonu : Bitirme rasyonu.

Bilgisel sonuç : Q önermesinin p gibi bir önermenin a kişisine göre bilgisel sonucu olması, nun kendini destekleyen bir önerme olması demektir.

Bulgu belgesi dizgesinin tekelci sonuçları : Bulgu belgesi almakla ortaya çıkan hakların bağışladığı tekelci haklar.

Bulgu sonucu : Elde edilen bulgunun ortaya çıkardığı yenilik, düşüncenin dış dünyaya çıkardığı teknik etki.

Bulgu sonuçları : Bulgudan elde edilen yeni ürünler.

Diyastol sonu hacim : Kabin dolma evresinde, her bir karıncıkta bulunan kan miktarı.

Dönem sonu : Sayışım döneminin son günü. Dengelem günü.

Duyarlık sonu : Herhangi bir duyu örgeninin algılayabildiği en güçlü duyum.

Dünyanın sonu : Bütün olanakların sona erdiği, her şeyin bittiği an. Ölüm zamanı.

 

Gönderim sonu damgası : Bir ya da daha çok ileti ile bunlara ilişkin başlıkları kapsayabilen bir gönderimin bittiğini belirtmek üzere kullanılan gönderim güdüm damgası.

Kupa sonu : Ortaya konulan bir kupanın sahibini belli edecek son karşılaşma.

Kütüğe yazımın olumlu sonucu : Kütüğe yazılmış hakkın, maddi hukuk yönünden de geçerli bir hak sayılması.

Kütüğe yazımın olumsuz sonucu : Hakkın geçerli olarak kazanılması için, kütüğe yazımın gerekmesi.

Makara sonu : Bir makaradaki filmin son bölümü.

Mantıksal sonuç : P önermesinin K gibi bir önerme kümesinin mantıksal bir sonuç'u olması, K nın p yi içermesi (K —p) demektir. bk. yorumsal sonuç, sonurgu.

Neden sonuç ölçeri : Deneğin, belirli bir nedenin etkisini ya da bir etkinin nedenini bulmasını gerektiren bir ölçer türü.

Olanaklı sonuçlar : Bileşik bir olayın gerçekleşebileceği tüm biçim ya da durumlar.

Ortam sonu damgası : Bir veri ortamının fiziksel sonunu, bir veri ortamının kullanılmış bölümünün sonunu ya da bir veri ortamı üzerinde yazılı verinin istenen bölümünün sonunu belirtmek üzere kullanılan güdüm damgası.

Öğüle sonu : Öğleden sonra.

Önü sonu : Ergeç, eninde sonunda : Önü sonu bu ortaklık bozulacak.

Önünü bırakıp sonunu saymak : Geleceğinin kötü olasılığını düşünmek.

Örü sonu damgası : Bir örüyü bitirmek üzere kullanılan bir gönderim güdüm damgası.

Primer sonu : Monomerik alt ünitelerin eklendiği primerin sonlandırılması.

Sanısal sonuç : Q önermesinin p gibi bir önermenin sanısal sonuç'u olması, nun geçerli bir önerme olmasıdır.

Sığırların doğum sonu hemoglobinürisi : Doğum sonrası hemoglobinüri.

Sistol sonu hacim : Kalpte karıncık sistolü sonunda her bir ventrikülde kalan kan miktarı.

Sonu dalgalı : Yunancada son hecesinde dalgalı vurgu bulunan (kelime).

Sonu gür olmak : Âkıbeti hayrolmak.

Sonu ötümlü : Sonuna doğru Ötümleşen abanık.

Sonu ötümsüz : Sonuna doğru ötümü kalmıyan ötümlü abanık.

Sonu vurgulu : Son hecesi vurgulu (kelime).

Sonucu : Sonunda, sonra. Netice, nihayet, en son, âkıbet, en sonra, sonunda.

Sonucu izleme bölümü : Öğrencilerin gelişmelerinde ve yeni durumlara uymalarında kılavuzluk etkinliklerinin ne ölçüde etkili olabildiğini saptamakla görevli olup genel olarak okulu bitirenler üzerinde araştırma ve değerlendirme çalışmaları yapan kılavuzluk bölümü.

Sonucun çıkmaması : Sonucu, görünüşte bile öncüllerinden çıkmayan çıkarım.

Sonucun öncülü : G formülü, F1, F2, ..., Fn formüllerinin bir mantıksal sonucu ise F1, F2, ..., Fn‘lerin her birine G için bir öncül denir.

Sonuç bilgisi : Öğrenmenin her basamağında öğrenciye başarı durumu üzerinde bilgi vermenin öğrenmeyi kolaylaştırdığı görüşü.

Sonuç çıkarma yordamı : Bireye bütünlenmemiş bir öykü ya da olaylar dizisi sunup bundan sonuç çıkarmasını isteyerek, tutumları ölçen çıkarımcı yordam, bk. dolaylı yordam.

Sonuç değişkeni : Bağımlı değişken.

Sonuç sayışımları : Kâr ve yitirce sayışımına aktarılacak katkısız sonuç. Kişisel olmayan sayışım.

Sonuç yasası : Sagalann son bölümlerinde, olayların gürültülü bir biçimde başladıktan sonra, yavaş yavaş durgunlaşmalarına bakılarak oluşturulan halkbilimsel yasa. bk. saga. karşılığı başlangıç yasası.

Sonuç yazmanı : Her yarışın sonucunu, bitiriş sıralarını, süre, yükseklik, uzaklıklara ilişkin bilgileri yazıya geçiren görevli.

Sonuçcu etik öğretiler : Ahlaki eylemin değerini belirleyen şeyin, eylemin ürettiği sonuç olduğunu savunan ahlaki teoriler, teleolojik etik teoriler.

Sonuçlandırabilme : Sonuçlandırabilmek işi, neticelendirebilme.

Sonuçlandırabilmek : Sonuçlandırma imkânı veya olasılığı bulunmak, neticelendirebilmek.

Sonuçlandırılma : Sonuçlandırılmak işi, neticelendirilme.

Sonuçlandırılmak : Sonuca ulaştırılmak, neticelendirilmek.

Sonuçlara uyarlı ücret : Yapılan işin gelişim alanına ya da sonuçlarına uygunluğu temel tutulan yöntemlere göre ödenen ücret.

Sonuçsuz karşılaşma : Çeşitli nedenler (ışıkların sönmesi, yumruklaşma alanının döğüşülemeyecek duruma gelmesi, havanın bozması, seyircilerin taşkınlığı) yüzünden yarıda kalan karşılaşma ve bu durumda verilecek karar.

Sonuçta : Sonuç olarak.

Sonul istem : Üretilen mallara, hanehalkları ve devlet tarafından doğrudan doğruya tüketim amacıyla yöneltilen istem.

Sonul mal : Üretim aşamalarından geçerek son biçimini almış ve doğrudan tüketime hazır mal. karşılığı mamul mal.

Sonul satış : Tüketim, sabit yatırım, hükümet harcamaları ve net dışsatımdan oluşan milli gelir büyüklüğü.

Sonulamah : Kusur aramak, beğenmemek.

Sonulcan : Solucan.

Sonumca : Benden sonra.

Sonun atılmaması : Yavru zarlarının atılmaması.

Sonunca : Arkasından.

Sonuncu : Zaman, yer, sıra bakımından başkalarına göre sonda olan kimse, şey. Sırada, önem sırasında sonda olan kimse.

Sonuncu öğe : [Bakınız: çıkaç öğesi].

Sonuncu önceliği : (Voeks) Bir durum içinde hayvanın en son denediği tepkiyi, aynı durum yinelenince ilk olarak deneyeceği görüşü.

Sonunculuk : Sonuncu olma durumu.

Sonunu getirmek : 1.İyi sonuçlandırmak, başarı ile bitirmek. 2.Sonradan gelişip ilerlemek.

Sonunu sürmek : Arkasını almak.

Sonur : Uğur, şans.

Sonura : Sonra.

Sonutmak : Çalımlı oturmak, kurulmak.

Yapım sonucu : Bulgudan elde edilmesi gereken ürün.

Yenilemenin sonuçları : Yenileme sonunda doğması gereken haklar.

Yoklama sonuçları bildirimi : Yoklama sonuçlarının yetkililerince vergi yöntemi yasasında açıklanan temel bilgilere göre ayrıntıları ile vergi örgütü ve yükümlüye bildirilmesi.

Eninde sonunda : Önünde sonunda.

Hafta sonu : Haftanın son günleri, genellikle cumartesi ve pazar.

Harman sonu : Harmandan sonra kalan, toprakla karışmış tahıl. Büyük bir varlık veya işten sonra kalan bölüm.

Önünde sonunda : Mutlaka. Nihayetinde, en sonunda.

Satır sonu : Her satırın son kısmı.

Sonuç : Bir olayın doğurduğu başka bir olay ya da durum, netice. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor. Yazının veya sözün bitim bölümü. Öz, özet.

Sonuç karşılaşması : Sonuç yarışması.

Sonuç oyuncusu : Maçın skorunda etkili olan oyuncu.

Sonuç takımı : Maçlarda sonuç almasını bilen takım.

Sonuç yarışması : Sonucu almak için yapılmış olan yarış, sonuç karşılaşması.

Sonuçlama : Sonuçlamak işi.

Sonuçlamak : Sonuca ulaştırmak, sonuçlandırmak, bitirmek. Sonuç vermek. Yol açmak.

Sonuçlandırma : Sonuçlandırmak işi, neticelendirme.

Sonuçlandırmak : Sonuca ulaştırmak, bitirmek, neticelendirmek, intaç etmek.

Sonuçlanış : Sonuçlanma işi, neticeleniş.

Sonuçlanma : Sonuçlanmak işi, neticelenme.

Sonuçlanmak : Sonuca ulaştırılmak, sonuca bağlanmak, bitirilmek, neticelenmek, intaç edilmek.

Sonuçsuz : Sonuca ulaşamayan, sonuç vermeyen, neticesiz.

Sonuçsuzluk : Sonuçsuz olma durumu.

Sonunda : En son zamanda, nihayetinde.

Sonurgu : Bir başlangıcın, bir olgunun, bir ilginin renkli ve zorunlu görülen sonucu, vargısı.

Sonurtu : Birbirine bağlı iki önermeden ikincisi.

Sonuşmaz : Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru, asimptot.

Süre sonu : Bir işin bitirilmesi veya borcun ödenmesi için öngörülen sürenin sona ermesi, vade bitimi, vade sonu.

Vade sonu : Süre sonu.

Diğer dillerde Sonsuzluk simgesi anlamı nedir?

İngilizce'de Sonsuzluk simgesi ne demek ? : infinity symbol