Soru nedir, Soru ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

[Bakınız: soğna ve benzeri]

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Topluca ortaya atılan birkaç düşünce ya da görüşten en doğru olanını seçmek için insanı düşünmeye yönelten araç.

Bütün öğeleri tam olarak verilmeyen bir düşüncenin, bir görüşün tamamlanmasına, yorumlanmasına ve eksiksiz bir anlatım biçiminde belirlenmesine yardımcı olan söz.

Edebi terim anlamı:

(Söz sanatı terimi) Dikkati daha çok çekmek için, anlatılmak istenen fikri soru halinde ortaya koyma. “Hak güneşi midir karşımda batan, Sen misin, sen misin ey garip vatan.” - Aka Gündüz.

Diğer sözlük anlamları:

Süal, hesap.

Bilimsel terim anlamı:

Cevap almak üzere söylenilen cümle şekli, kicümleyi meydana getiren öğelerden her hangibirine "mi" edatının katılmasıyla veya kim, ne, hangi, ne zaman, nasıl gibi bir takım kelimeler kullanılmasiyle olur. Soru fiilde olup cümlenin bütün öteki öğelerim de kapsarsa "buna TÜM SORU ( Int. totale, absolue ou primaire ) denir; cümlenin yalnız bazı öğelerine değgin olursa KIŞIMLI SORU ( Int. partielle, relative, secondaire ou mediate ) adını alır. Sorular "Şunu mu, bunu mu, yoksa ötekini mi" gibi ÇATALLI ( Int. disjunctive ) veya "Kim neyi nasıl anladı" gibi KATMERLİ ( Int. multiple ) olabilir. Soru tümleç durumundaki uyramlu bir tümcede olursa DOLAYLI SORU |Int. indirecte ) adını alır. "Onun ne söylemek istediğini çok düşündüm" gibi. Dilimizde ha, demek gibi kelimelerle de soru cümleleri kurulur. Sen bu işi yaptın ha? Sen oraya gittin deme? gibi. Cevap almak üzere söylenilen bu cümle çeşitlerinden başka soru kılığında oldukları halde gerçekten soru olmıyan cümleler de vardır: ŞARTLI SORU ( Int. conditionelle ) "Bilmiş ol, sen oraya geldin mi ben durmam" gibi, SEBEPLİK SORU ( Int. caus sale ) "Çocuk biraz geç kaldı mı annesini bir üzüntüdür alır" gibi, ARTLANMALIK SORU (Int. de consecution ) "Saat dokuz oldu mu işe başlanır" gibi, HİKAYE SORUSU ( Int. narrative ) "Bugün yolda falana rasgelmez miyim!" gibi, PEKİTMELİ SORU ( Int. assé-Trérative ) "Olur mu olur!", "Zengin mi zengin!" "Hiç mi hiç görmedim!" gibi. Şimdiye kadar sayılan bu soru çeşitlerinden başka söz sanatında OYLAŞIMLI SORU ( Int. deliberative ) ve AYTA SORUSU ( Int. oratoire ) davardır.

 

Toplumbilimde başlıca bilgi sağlama aracı olan ve olgu, davranış, kanı, tutum, görüş gibi konularda bireylerden yanıt almak üzere başvurulan ölçünlü sınar.

 

İngilizce'de Soru ne demek? Soru ingilizcesi nedir?:

question

Fransızca'da Soru ne demek?:

interrogation

Osmanlıca Soru ne demek? Soru Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

istifham

Soru hakkında bilgiler

Soru, cevap biçiminde bilgi talep eden dilbilimsel bir ifadedir.

Çeşitli türde sorular biçimlendirilebilir. Örneğin, bir soru aynı zamanda bir istek olabilir ve soru cümlesi şeklinde ifade edilebilir. Sorular rica ifadelerinin yanında normalde bir cevap temin etmek için kullanılan komutları da andırabilir. Aslında bazı ifadeler, örnek olarak "Tereyağını uzatır mısın?", dilbilgisi kurallarına göre soru biçimindedir ama bir faaliyet isteği işlevindedir, cevap değil; bunlar burada değerlendirilmek yerine istek maddesi altında işlenecektir.

Soruların çeşitli kullanımları vardır: Soru soranı araştırma yolunda yönlendirmek için kullanılabilirler (bak Sokrat Metodu). Cevabı beklenilmeyen ve etkili olsun diye kullanılan soru (en:rhetorical question) bir noktaya dikkati çekmek için sorulur, ve bir cevap beklemez (genellikle cevap ima edilir ya da bellidir). Önceden varsayılan sorular, örnek olarak "Eşini dövmeyi bıraktın mı?", şakaya vurmak ya da izleyiciyi utandırmak için kullanılabilir, çünkü kişinin vereceği herhangi bir cevap onaylamak isteyeceğinden daha fazla bilgi verebilir ya da ima edebilir. Sorular aynı zamanda sanat veya edebiyat eserlerinin başlığı da olabilir (örneğin Lev Tolstoy'un İnsana Ne Kadar Toprak Lazım? adlı hikâyesi ve Peki Ya Bob? adlı film).

Soru ile ilgili Cümleler

  • Babalar sorun değildirler.
  • Soru bizimle gidecek misin.
  • Soru bu.
  • Soru benim için çok zor.
  • Soru basittir.
  • Tom'a birkaç soru sorabilir miyim?
  • Ali henüz sorularımdan herhangi birine cevap vermedi.
  • Onun hafıza kaybı fiziksel bir sorundan ziyade psikolojik bir sorun.
  • Bir sonraki soru sizin için.
  • Dünya çapında bir sorun.
  • Soru bana ayak uydurabilir misin?
  • Soru bize yardım etmesi için Tom'u nasıl ikna ederiz.
  • Biz daha önce asla bu sorunu yaşamadık.
  • Soru anlaşılabilir.

Soru tanımı, anlamı:

Soru sormak : Bir konu hakkında bilgi edinmek üzere soru yöneltmek.

Soru cümlesi : Herhangi bir biçimde soru anlamı içeren cümle.

Soru eki : Cümleye soru anlamı veren ek.

Soru işareti : Soru cümlelerinin sonuna konulan noktalama işaretinin adı (?).

Soru sıfatı : Adı soru yoluyla belirten sıfat.

Soru zamiri : Yerini tuttuğu varlığı soru yoluyla temsil eden zamir.

Soru zarfı : Fiillerin yer, yön, zaman, neden, nitelik ve derecelerini soru yoluyla açıklayan ve soru zamirlerinden yararlanılarak kurulan zarf.

Sorulu görünüm : Soru biçimindeki bir fiilin bir başka fiilden önce gelerek zaman zarfı görevinde kullanılması.

Gensoru : Türkiye Büyük Millet Meclisinde başbakana veya bakanlardan birine, milletvekilleri tarafından açılan ve sonunda soruşturma yapılması istenebilen soru, istizah.

Sözlü soru önergesi : Türkiye Büyük Millet Meclisinde sözlü olarak cevaplandırılması istenen soru.

Yazılı soru önergesi : Türkiye Büyük Millet Meclisinde yazılı olarak cevaplandırılması istenen soru.

Sorulma : Sorulmak işi.

Sorulmak : Sorma işine konu olmak.

Sorum : Sorumluluk.

Soruma : Sorumak işi.

Sorumak : Emmek.

Sorumlu : Üstüne aldığı veya yaptığı işlerden dolayı hesap vermek zorunda olan, sorumluluk taşıyan (kimse), mesul.

Sorumlu tutmak : Sorumlu saymak, mesul olarak görmek.

Sorumluluk : Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet.

Sorumluluk almak : Sorumluluk yüklenmek.

Sorumluluk düşmek : Sorumlu sayılmak, sorumlu olarak görülmek.

Sorumsuz : Sorumlu olmayan, sorumluluk taşımayan, sorumluluk duygusu bulunmayan, düşünmeden hareket eden (kimse), mesuliyetsiz.

Sorumsuzca : Sorumsuz bir biçimde, mesuliyetsizce.

Sorumsuzlaşma : Sorumsuzlaşmak durumu.

Sorumsuzlaşmak : Sorumsuzca davranmak.

Sorumsuzluk : Sorumsuz olma durumu, mesuliyetsizlik. Sorumsuzca davranış, mesuliyetsizlik.

Sorun : Sıkıntı veren durum, dert. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem.

Sorun çıkarmak : Üzüntü verecek veya içinden güç çıkılır bir durum yaratmak.

Sorun etmek : Dert etmek.

Sorun olmak : Dert olmak.

Sorunlu : Sorunu olan, meseleli, problemli.

Sorunsal : Doğru olma ihtimali bulunmakla birlikte, şüphe uyandıran, kesin olmayan, problematik. Çözümü belli olmayan.

Sorunsuz : Sorunu olmayan, meselesiz, problemsiz.

Sorunsuzluk : Sorunsuz olma durumu, meselesizlik, problemsizlik.

Soruşma : Soruşmak işi.

Soruşmak : Birine sormak. Kurumak. Çamaşır kurumaya başlamak.

Soruşturma : Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi, tahkik, tahkikat. Soruşturmak işi.

Soruşturma açmak : Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplamak, konuyu incelemek.

Soruşturma kurulu : Herhangi bir konuda soruşturma yapmak üzere oluşturulmuş kurul, tahkikat komisyonu.

Soruşturmacı : Soruşturma yapan kimse, soruşturucu, muhakkik.

Soruşturmacılık : Soruşturmacının yaptığı iş, soruşturuculuk, muhakkiklik.

Soruşturmak : Öğrenilmek istenilen şeyi birçok kişiye inceden inceye sormak, araştırmak.

Soruşturucu : Soruşturmacı.

Sorutkan : Somurtkan.

Sorutma : Sorutmak işi.

Sorutmak : Ayakta durmak, dikilmek, beklemek. Somurtmak, surat asmak.

Beslenme sorunu : Eğitim yetersizliği, ekonomik güçlükler, gıda üretimi ve dağıtımı, teknolojisindeki düzensizlikler sebebiyle ortaya çıkan olumsuz durum.

Hastaya döşek sorulmaz : "bir kişiye, onsuz yapamayacağı belli olan bir şeyin gerekli olup olmadığı sorulmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Ön soruşturma : Yapılacak soruşturmayla ilgili olarak önceden yapılmış olan soruşturma.

Sınırlı sorumluluk : Borçlunun borcunu ödememesi durumunda, bütün mal varlığıyla değil de mal varlığının bir bölümüyle sorumlu olması durumu.

Sınırsız sorumluluk : Borçlunun borcunu ödememesi durumunda alacaklıya karşı bütün mal varlığıyla sorumlu olması durumu.

Öğrenmek : Bilgi edinmek. Haber almak. Bellemek. Yetenek, beceri kazanmak.

Karşılık : Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Sual : Soru.

Öğrenci : Özel ders alan kimse. Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, okul çocuğu, talebe, şakirt. Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse.

Sınav : Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum. Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılmış olan yoklama, imtihan, test.

Cevap : Bir soruya, bir isteğe, bir söz, bir davranış veya yazıya verilen karşılık, yanıt.

Soru adılı : (Derleme.. soru zamiri) Adların yerini soru yoluyla tutan adıl: Neyi kaybettiniz?, Ne oldu?, Kim gelecek?; Kimi aradınız?; Hangisini beğendiniz?; Kaçını aldınız?, Kaçıncısını veriyor? vb.

Soru belirteci : (Derleme.. soru zarfı) Bir eylemin anlamını soru yoluyla açıklayan belirteç: Nasıl yaptınız?; Nereden geçerek?, nereye gideceksiniz?; Niçin gittiniz?, vb.

Soru çizinliği : Toplumbilimde başvurulan başlıca gözlem araçlarından biri olan ve yanıtlayıcmm okuyarak dolduracağı sorulardan oluşmuş öiçünlü dizgeli sorular dizelgesi.

Soru çizinliklerinin toplanması : Yanıtlayıcılara iletilmiş olan soru çizinliklerinin doldurulmuş ya da yanıtlanmış olarak geri alınmasına ilişkin işlemlerin tümü.

Soru dile getirme : Bir soruya yanlılığa yol açmadan ve yanıtsız kalmadan öngördüğü bilgiyi sağlayabilecek dilsel bir biçim kazandırma.

Soru dizelgesi : [Bakınız: soru kağıdı]

Soru dizinliği : Bir soru ya da görüşme çizinliğine temel olmak üzere hazırlanan ve içbütünlüğü olan ilgili sorulardan oluşmuş dizelge.

Soru düzeni : Bir soru ya da görüşme çizinliğine içbütünlük ve işlerlik kazandırabilmek üzere sorulara verilen uygun sıra düzeni.

Soru günü : Kıyamet günü.

Soru içeriği : Bir sorunun içerdiği bilgi istemi ya da dile getirdiği anlam yükü.

Diğer dillerde Soru anlamı nedir?

İngilizce'de Soru ne demek? : adj. interrogative

n. question, inquiry, enquiry, interrogatory, interrogation, query, inquiries

n. sir

Fransızca'da Soru : question [la], demande [la], interpellation [la], interrogation [la]

Almanca'da Soru : n. Frage, Interpellation

Rusça'da Soru : n. вопрос (M), запрос (M)

adj. вопросительный