Spice türkçesi Spice nedir

  • Bahar.
  • Çeşni katmak.
  • Heyecan katmak.
  • Tat.
  • Tat veren şey.
  • Bahar katmak.
  • Heyecanlı hale getirmek.
  • Baharat katmak.
  • Baharat.
  • İlginçleştirmek.
  • Baharat koymak.
  • Çeşni.
  • Baharatlamak.

Spice ile ilgili cümleler

English: How's the spice pudding?
Turkish: Baharatlı puding nasıl?

English: How was the spice pudding?
Turkish: Baharatlı puding nasıldı?

English: The only spice Tom puts on meat is pepper.
Turkish: Tom'un ete koyduğu tek baharat biberdir.

English: Please tell us where there is a spice shop.
Turkish: Lütfen bize bakkalın nerede olduğunu söyleyin.

English: She tried to spice up the conversation with gossip about the neighbors.
Turkish: O, konuşmayı komşular hakkındaki dedikodu ile tatlandırmaya çalıştı.

Spice ingilizcede ne demek, Spice nerede nasıl kullanılır?

Spice a food up : Baharat katarak bir yemeği daha lezzetli yapmak.

Spice rack : Baharat kaplarını koymak için kullanılan raf. Baharat rafı.

Spice road : Baharat yolu. Hindistan'dan başlayarak iran körfezi ve ırak üzerinden suriye limanlarına veya kızıldeniz yoluyla süveyş ve akabe'ye, oradan da iskenderiye'ye ulaşan kervan ticaret yolu. İktisat, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır.

Add spice to : Tuzu biberi olmak.

Spicebush : Kadehçiçeği. Kalikant. Lindera.

 

Get spiced : Evlenmek. Başı bağlanmak.

Spicery : Baharat.

Auspices : Nezaret. Destek. Üstlenici. İyilik. Gözetim. Koruma. Bir araştırmanın gerçekleşmesine ön ayak olan ve sorumluluğunu üstlenen kişi ya da kurum. Himaye. Yardım.

Spicer : Minnesota eyaletinde şehir.

Spicers : Minnesota eyaletinde şehir.

İngilizce Spice Türkçe anlamı, Spice eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spice ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spring : Bükmek. Coğrafya, gitar, uzay, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Yaylanmak. Memba. Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yer. Sustalı. Sıçrama. Esnek. Yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıktığı yer. Ekseni çevresinde döndürülüp sıkıştırıldıktan sonra eski durumuna gelirken bir iş, bir devinim sağlayan çelik yay.

Flavour : Çeşni vermek. Tatlandırmak. Lezzet vermek. Lezzetlendirmek. Lezzet. Tat vermek. Tat duyusu. Lezzet katmak.

Salt : Deriyle ilişkili lenfoid doku. Özgül olmayan bağışık cevabın ilk hattını oluşturan derideki lenfoid doku. Bir asit hidrojenlerinin tümü, ya da bir bölümü metal ya da köklerle yer değiştirdiğinde oluşan bileşik. nacı; sodyum klorüre halk dilinde verilen ad. Niteliklerinden dolayı hemen hemen bütün halkların boş inançlarında ve büyüsel işlemlerinde önemli rol oynayan maden. Tuz. Heyecan verici şey. Tat tuz. Renklendirmek. Yemek tuzu.

 

Condiment : Sos. Çeşnilik. Lezzetlendirici. Yemeğe çeşni veren şey. Yemeğe tat veren şey.

Sapor : Lezzet. Birşeylere farklı tat veren özellik. Flavor.

Condiments : Sos. Yemek eklentileri. Yemeğe tat veren şey. Lezzetlendiriciler.

Dress up : Farklı göstermek. Resmi giyinmek. Bayramlıklarını giymek. Süslenmek. Donanmak. Aşırı şık giyinmek. Şık giyinmek. Giydirip süslemek. Giydirmek.

Savor : Hoşlanmak. Bkz.savour. Tadını almak. Zevkine varmak. Kokusu olmak. Kokusunu almak. Lezzet vermek. Tadını çıkarmak. Tadına varmak. Çeşni vermek.

Modify : Azaltmak. Bilgisayar, gitar, ekonomi alanlarında kullanılır. Biraz değiştirmek. Değiştirmek. Değişiklik yapmak. Değişmek. Değiştirme. Tadil etmek. Bir tüzenin temelini, bir nesnenin biçimini, özelliğini değiştirme. Çalgıların genel görünümlerini veya bazı parçalarını kişiye özel olarak değiştirme.

Flavor : Tad. Lezzet. Tat vermek. Çeşni vermek. Lezzet katmak. Tatlandırmak. Lezzetlendirmek.

Spice synonyms : spice up, stacte, youth, spicing, springtide, preservative, medley, verdures, savors, flavors, youths, gustation, flavouring, sapour, animate, relish, springtime, gustus, flavours, add zest to, seasonings, savoriness, sauces, alter, sauce, spices, sapidity, gustatory, garnish, flavorings, flavourings, saucing, change.

Spice zıt anlamlı kelimeler, Spice kelime anlamı

Odorless : Kokmaz. Kokusuz.

Spice ingilizce tanımı, definition of Spice

Spice kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To spice one`s words with wit. As, to spice wine. To season. To mix aromatic or pungent substances with. To flavor. To season with spice, or as with spice. Species. Kind.