Spongiocyte türkçesi Spongiocyte nedir
- Spongiosit.
- Spongiyosit.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Sponjiyosit.
- Böbrek üstü bezinin korteksindeki zona fasciculata bölgesinde bulunan vaküollü hücreler.
Spongiocyte ingilizcede ne demek, Spongiocyte nerede nasıl kullanılır?
Spongiocytoma : Spongiositom.
Spongiocoel : Süngerlerin boşluk sistemi. Spongiyosöl. Sponjiyosöl. Süngerlerde vücut içi boşluğu, spongiyosöl.
Spongioblast : Keratinli süngerlerde spongin meydana getiren hücre, spongiyoblast. Sponjiyoblast. Spongiyoblast. Keratinli süngerlerde spongin meydana getiren hücre. nörogliya hücrelerinin ve omuriliğin çevresine ışınsal uzanan telleri veren embriyonik epitel hücreleri. Bir embriyonun beyninde ve omuriliğinde bulunan ve sinir bağ dokusu hücresine dönüşme potansiyeli olan hücre (embriyoloji).
Spongioblasti : Spongiyoblast. Embriyoda nöral tüpün gelişiminde ependim ve astrositler olarak bilinen nörogliya hücrelerinin öncü hücresi.
Spongioblastoma : Spongioblastom. Sponjiyoblastom.
Spongiositis : Penis korpus spongiyozumunun yangısı. Sponigiozitis. Spongiosit.
Spongioform encephalopathies : Süngerimsi beyin hastalığı. Spongiform ensefalopatiler.
Ovine spongiophorm ensefalopathy : Koyunların süngerimsi beyin hastalığı. Skrapi.
Spongioform : Spongiform. Süngere benzeyen, süngerimsi.
Spongioform encephalopathy : Süngerimsi beyin hastalığı. Mikroskobik olarak beyin dokusunun sünger görünümünü veya diğer bir ifadeyle, nöropilde ve nöronlarda çok sayıda hücre içi boşlukların oluşumuyla belirgin ve genellikle prion proteinlerinin metabolizma bozuklukları sonuıcu ortaya çıkan hastalıkların genel adı, spongiform ensefalopatiler.
İngilizce Spongiocyte Türkçe anlamı, Spongiocyte eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Spongiocyte ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.
Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.
Aardvark : Karınca yiyen. Yer domuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yerdomuzu. Borudişli.
Abiotic environment : Abiyotik çevre. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.
A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.
Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.
Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.
Aardvarks : Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yerdomuzu. Yer domuzugiller. Damarlı dişliler.
Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.
A cells : A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri.
Spongiocyte synonyms : acacia, a protein, spongiositis, a cell, abiotic factor, abambulacral area, a chromosome.

Bu kısımda Spongiocyte kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Spongiocyte ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Spongiocyte anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Spongiocyte ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.