Stand back türkçesi Stand back nedir

Stand back ile ilgili cümleler

English: I think everybody should stand back now.
Turkish: Sanırım şimdi herkes geri çekilmeli.

English: You'd better stand back.
Turkish: Çekilsen iyi olur.

English: Stand back from the rope.
Turkish: İpten geride dur.

English: I think you ought to stand back.
Turkish: Geride durman gerektiğini düşünüyorum.

English: I'd stand back if I were you.
Turkish: Terinde olsam uzak dururum.

Stand back ingilizcede ne demek, Stand back nerede nasıl kullanılır?

Stand : Katlanmak. Ayaklık. Karşı koymak. Gitar sehpası. Kullanılmadığı zamanlarda gitarı dengede tutmak için altına yerleştirilen sehpa. Üçayak. Statif. Ayakta dikilmek. Dikilmek. Ayakta durmak.

Back : Ters. Ayak arkası. Bir takımda savunma katını oluşturan ve kalecinin önünde yer alan oyunculardan her biri. Sırt. Savunucu. Arka. Art. Geçmişte. Arka çıkmak. Arkaya.

Stand back to back : Sırt sırta vermek.

Stand a chance : Eline fırsat geçmek. Şansı olmak.

Stand a drink : İçki ısmarlamak.

Stand against : Karşı çıkmak. Muhalefet etmek. Karşı durmak. Karşı gelmek. Karşı duruş sergilemek.

İngilizce Stand back Türkçe anlamı, Stand back eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Stand back ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Funking : Korkmak. Dehşet. Korkak. Kaçınmak. Yan çizmek. Korkutmak. Dehşete düşürmek. Korku. Çekinmek.

Abate : Hafifletmek. Azaltmak. Eksilmek. Yatıştırmak. Geçmek. Dinmek. Azalmak. Ceza indirimi yapmak. İndirmek.

Blenching : Rengi atmak. Çekinmek. Ağarmak. Ağartmak. Rengi solmak. Ürkmek. Sararmak. Benzi atmak. İrkilmek.

Absent oneself from : Okuldan kaçmak. Başka yerde kalmak. Ayrılmak. Karışmamak. Kendini çekmek. Katılmamak. -den uzak durmak.

Backed up : Geriye doğru hareket etmek. Destekli. Arka çıkılmış. Destek vermek. Orijinalinin zarar görmesi veya kaybolması durumunda kullanılmak üzere bir kopyasını çıkarmak. Desteklemek. Destek sağlamak. Yedeğini almak (özellikle de bilgisayar dosyalarında). Bir aracı ters yöne doğru sürmek.

Abdicating : Çekilmek (kral veya kraliçe tahttan). Tahttan çekilmek (kral veya kraliçe). İstifa etmek. Terketmek (tacını ve tahtını). El çekmek. Tahttan çekilmek. Bırakmak. Tacını ve tahtını terketmek. Vazgeçmek.

Drop back : Geride kalmak.

Spread : Sürmek. Ekmeğe sürülen şey. Şişmanlık. Açmak. Bölmek. Örtmek. Taşınır değerler borsasında piyasa yapıcı tarafından belirlenen alış ve satış fiyatları arasındaki fark. kredi faizlerinde geri ödeme riskine göre belirlenen faiz farkı. Kurmak (sofrayı). Yayılmak.

Give a wide berth to : Yanına sokulmamak. Kaçınmaya dikkat etmek.

Avoids : Sakınmak. Savuşturmak. Korunmak. Kaçınmak. İptal etmek. Önlemek.

Stand back synonyms : abstain, funks, bow out of, deteriorating, blenched, deteriorates, deteriorated, backpedal, stand aside, avoid somebody, come away, abdicates, flinch, avoided, degrades, decede, declined, funk, bow, abdicate, be pulled, eschew, blench, declines, blenches, bow out, be absent, abates, get out of, draw back, back away, freeze off, fall away.