Steal türkçesi Steal nedir

  • Gizlice veya dikkati çekmeden yapmak.
  • Çalmak.
  • Gizlice hareket etmek.
  • Zula etmek.
  • Gizlice koymak.
  • Kelepir.
  • Aşırmak.
  • Süzülmek.
  • Uğrulamak.
  • Hırsızlama yapmak.
  • Sessizce hareket etmek.
  • Çaktırmadan yapmak.
  • Tırtıklamak.
  • Hırsızlık yapmak.

Steal ile ilgili cümleler

English: A stranger was seen to steal into his house.
Turkish: Bir yabancı onun evine gizlice sokulurken görüldü.

English: Ali used to steal money from his parents.
Turkish: Ali ailesinden para çalardı.

English: Ali formulated a plan to steal Mary's safe.
Turkish: Ali Mary'nin kasasını çalmak için bir plan hazırladı.

English: Ali saw Mary steal John's money.
Turkish: Ali Mary'nin John'un parasını çaldığını gördü.

English: Ali was caught trying to steal jewelry.
Turkish: Ali mücevher çalmaya çalışırken yakalandı.

Steal ingilizcede ne demek, Steal nerede nasıl kullanılır?

Steal a base : Kale çalmak.

Steal a glance : Göz ucuyla bakmak.

Steal a kiss : Çaktırmadan öpmek.

Steal away : Sessizce sıvışmak. Sıvışmak.

Steal into : Sessizce girmek. Gizlice sokulmak. Gizlice koymak.

Steal over : Esiri olmak (duygu). Üzerinden atamamak.

Stealer : Çalan. Hırsız.

Stealth : Dikkati çekmeden yapma. Gizlilik. Gizli tutma. Gizli iş ya da eylem. Gizli hareket. Gizli iş.

Stealage : Çalma.

 

Steals : Süzülmek. Sessizce hareket etmek. Tırtıklamak. Hırsızlama yapmak. Gizlice koymak. Hırsızlık yapmak. Çalmak. Uğrulamak. Gizlice veya dikkati çekmeden yapmak. Zula etmek.

İngilizce Steal Türkçe anlamı, Steal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Steal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crib : Kopya. Kopya çekmek. Kulübe. Kapamak. Hayvanların gereksinimleri olan yemlerin konduğu ve yem yedikleri, çeşitli malzemeden yapılmış, çeşitli tip ve biçimlerde olabilen kap veya yapılar. Sıkmak. Yemlik. Ahıra tıkmak. Ev.

Caches : Gizli yerde saklanan şey. Gizlemek. Gizli bir yere saklamak. Saklamak. Gizleme yeri. Zuladaki mallar. Dağarcık. Gizli yer. Zula.

Chime : Saat çalmak. Çan çalmak. Çalmak (çan). Uymak. Vurmak (saat başlarını). Ahenkli bir sesle çalmak (saat veya zil veya çan). Ahenkle çalmak. Ahenk.

Move : Kıpırdatmak. Teklif etmek. Tahrik etmek. Hamle. Kımıldatmak. Veriyi ana bellekte bir yerden başka bir yere aktarma. Kıpırdanmak. Bir cismin başka bir cisme ya da cisimlere göre yer değiştirme eylemi. Hareket. Kıpırdamak.

Embezzle : Zimmete geçirmek. Zimmetine geçirmek (emanet para veya mülkü). Zimmetine geçirmek. Zimmete para geçirmek. Zimmetine para geçirmek. Kendine maletmek. İrtikap etmek.

 

Add : Eklemek. Bindir. Ekleme yapmak. Ekleme. Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Karıştırmak. Neticelenmek. Artırmak. Toplamını almak.

Purloin : Çalıntı yapmak. Birisini çarpmak. Yürütmek. Hırsızlık etmek. Eser hırsızlığı yapmak. Araklamak.

Accroach : Haksız olarak kullanmak. Gasp etmek. Yetkisiz elde etmek. Bir devlet yetkisini haksız olarak kullanmak.

Mills : Öğütmek. Çentiklemek. Wyoming eyaletinde yerleşim yeri. Çırpmak.

Blow : Üflemek. Kahretmek. Uçmak. Kaçırmak (fırsat). Kaçmak. Yelpazelemek. Soluk soluğa kalmak. Patlamak. Solumak. Düşmek.

Steal synonyms : malversate, snarf, rustle, take, bag, steals, filching, loot, robbed, bargain, glommed, pluck, be filtered, cabbages, adopts, rob, filters, heisting, for a song, dribble down, cabbaging, slip, mill, break into, pocket, pinch, hustle, defalcate, snitch, copped, abstract, lift, good buy.

Steal zıt anlamlı kelimeler, Steal kelime anlamı

Stand still : Kıpırdamamak. Kımıldamadan durmak. Hareket etmemek. Hareketsiz durmak. Hareketsiz kalmak. Kımıldamamak.

Fall back : Gerilemek. Saatleri geri almak. Geri çekilmek. Geride kalma. Geri çekilme.

Steal ingilizce tanımı, definition of Steal

Steal kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To commit larceny or theft. A stale, or stele. A handle. To take without right or leave, and with intent to keep wrongfully. To practice, or be guilty of, theft. As, to steal the personal goods of another. To take and carry away, feloniously.