Supa nedir, Supa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sıpa.

Teknik terim anlamı:

Yüksek dallardaki kirazları toplamakta kullanılan üçayaklı merdiven. (Kemalpaşa İzmir).

Sıpa.

Supa kısaca anlamı, tanımı

Supalan : Vapur bordasında teslim. Eşyanın kamyondan indirilmeden gümrük işlemlerinin tamamlanması

Supanallah : Arapça kökenli sübhân-Allah: süphanallah.

Emniyet supabı : Makinelerde güvenli kullanımı sağlayan alet.

Supangle : Sup.

Supap : Bir yay yardımıyla gergin tutulan ve yatağın düzlemine dik olarak yaptığı gidip gelme hareketiyle bir akışkanın geçişini ayarlamaya yarayan kapak, sibop. Bir devreye yerleştirildiğinde belirli şartlar altında, akımın yalnız bir yönde geçmesini sağlayan ve böylece dalgalı akımları doğrultmaya yarayan sistem, sibop.

Supara : Osmanlı Devleti'nde okul kitaplarının genel adı.

Kemalpaşa : İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

Üçayaklı : Sacayağı.

Merdiven : Bir yere çıkmaya veya bir yerden inmeye yarayan basamaklar dizisi, basak.

Toplamak : Bir araya getirmek. Şişmanlamak, kilo almak. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak. Dağınıklıktan kurtarmak. Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek. Devşirip kaldırmak. Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak. Artırıp biriktirmek. Çıban, yara irinlenmek. Hizmete çağırmak. Devşirmek.

 

Toplama : Toplamak işi. Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği. Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem. Toplanarak bir araya getirilmiş.

Üçayak : Fotoğraf makinesi, televizyon kameraları vb. aletlerin üzerine oturduğu üç ayaklı düzen. Sacayağı. Bir halay türü.

Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Toplam : Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

Merdi : Oklava. Mertlik, erlik. Cesaret, yüreklilik. İnsanlık.

Kemal : Bilgi ve erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksiksizlik. Eder, tutar.

Dalla : Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.

Kiraz : Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı (Cerasus avium). Bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

İzmir : Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Diğer dillerde Sunut anlamı nedir?

Osmanlıca Sunut : ithafiye