Surest türkçesi Surest nedir

Surest ingilizcede ne demek, Surest nerede nasıl kullanılır?

Pressurestat : Buhar basıncına göre denetim sağlıyan aygıt. Presostat. Buhar denetir. Basınç ayarlayıcısı.

Active countermeasures : Etkin karşı önlem. Aktif saldırı.

Agreement on subsidies and countervailing measures : Sübvansiyon ve sübvansiyonlara karşılık uygulanabilecek telafi edici önlemlere ilişkin bir dünya ticaret örgütü düzenlemesi. Sübvansiyonlar kodu.

April 5 austerity measures : 5 nisan kararları. Yüksek oranlı süreğen enflasyonu düşürmek ve iktisadi istikrarı sağlamak amacıyla kamu harcamalarının kontrol altına alınması, kamu gelirlerinin arttırılması ve ücret/maaşların dondurulması gibi önlemler içeren program.

Assures : İnandırmak. İkna etmek. Garanti etmek. Sağlama bağlamak. Güvenceye almak. Temin etmek (rahatlatıcı veya ikna edici sözlerle). Kesinleştirmek. Sağlama almak. Temin etmek. Sigortalamak.

Austerity measures : Kemer sıkma önlemleri. Tasarruf önlemleri. Tasarruf tedbirleri.

Central tendency measures : Merkezi eğilim ölçüleri.

Countermeasures : Karşı önlem. Önlemler. Karşı önlemler. Önlem.

Carnal pleasures : Cinsel zevkler. Şehvet hazzı.

 

Cost cutting measures : Maliyet düşürücü önlemler.

İngilizce Surest Türkçe anlamı, Surest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Surest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ay aye : Hayhay. Evet.

Thoroughfare : Yol. İşlek cadde. Geçiş yolu. Geçit. Cadde. Yerleşim yeri içindeki ana yol. Suyolu.

Compact : Pudralık. Sözleşmek. Anlaşma. Kompakt. Anlaşma yapmak. Anlaşmak. Küçük otomobil. Özlü. Sözleşme.

Constant : Durağan. Israrlı. Sadık. Bir denklem, fiziksel yasa vb. bulunup, değeri değişmeyen sayı ya da simge. Durgan. Konstant. Bilgisayar, ekonomi, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Direşimli. Kararlı. Daimi.

Achillean : Aşilvari. Yenilmez.

Clear cut : Biçimli. Belirgin. Kolay anlaşılır. Düzgün. Açık biçimde tanımlanmış. Açık ve net. Keskin hatlı. Açık.

Convinced : İkna edilmiş. İnanmış. İnandırılan. Kani olmuş. Kani. İkna olmuş. İnandırılmış.

Peremptory : Diktatörce. İnatçı. Mutlak. Dediği dedik. Otoriter. Buyurgan. Amirane.

Prosody : Ölçü. Ölçübilim. Şiir sanatı. Prosodi. Prozodi. Bürünbilim. Vezin tekniği. Bürün. Aruz. Ölçü tekniği.

Conclusive : Anlaşılmış. Kesinleşmiş. Şüpheleri ortadan kaldıran. Son. Tahdidi. İnandırıcı. Nihai.

 

Surest synonyms : tonic accent, local street, local road, pitch accent, word stress, dense, firmed, definitive, sentence stress, certain, authoritative, close fitting, as hard as iron, closer, consolidated, irreversible, accurate, accentuation, clearest, ay, necessarily, no doubt, canvass, able bodied, cheese it, beyond controversy, make sure of, fiduciaries, approbative, deliberate, affirmative, beyond all question, check out.

Surest zıt anlamlı kelimeler, Surest kelime anlamı

Fauna : Bölge hayvanlarının tümü. Bir bölgenin özgün kendine has hayvan yaşamı. Hayvan topluluğu. Bir ülke, bölge, özel bir çevre ya da devreye has tüm hayvanlar. Direy. Biyoloji, coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir bölgede yaşayan çeşitli türde hayvanların tümü. Hayvanların yaşadığı bölge. Doğay. Belirli bir coğrafi alanda bulunan hayvan türlerinin tümü.

Play up : Abartmak. Elinden gelenin en iyisini oynamak (spor terimi). Daha yüksek sesle çalmak. Üzerinde durmak. Sorun çıkarmak. Vurgulamak. Yaramazlık etmek. Belirtmek. Oyun oynamak. Daha sesli çalmak.

Foreground : En öndeki görüntü. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. dip karşıtı. bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Önplan. Ön plana almak. Önalan. Ön plan. Ön.