Suspenseful türkçesi Suspenseful nedir

Suspenseful ingilizcede ne demek, Suspenseful nerede nasıl kullanılır?

Suspense account : Muallaktaki hesap. Muallak hesap. Askıda tutulan hesap. Edimli olarak yapılmış bir işlemin sonucunu göstermeyip diğer sayışımların düzen ve tutarlılığını sağlamağa öteki sayışımlardaki kimi işlem ya da bilgileri toplamağa ve birleştirmeye yarayan sayışım. Düzenleyici sayışım. Muvakkat hesap. Geçici hesap. Askıdaki hesap. Geçici muallak hesap.

Suspense accounts : Geçici hesaplar. Düzenleyici sayışımlar. Bir alış verişin gerçek sonucunu göstermeyip sadece sayışım gereği ve değerleri izlemek amacıyla açılan sayışımlar.

Anxious suspense : Endişeli bekleyiş. Merakta kalma.

In suspense : Tereddütle. Gergin (kimse). Endişeyle. Muallakta kalarak. Askıda. Merakla. Sinirli. Tereddüdle. Muallakta.

Keep in suspense : Merakta bırakmak. Endişe uyandırmak. Endişelendirmek. Muallakta bırakmak.

Suspension bridge : Asma köprü.

Suspens : Oyunun seyirci üzerinde uyandırdığı gerilim duygusu. Heyecan.

Suspension : Askıya alma. Katı asıltı. Sarkıtma. Boykot. Durdurulma. Asıltı. Gövdenin yoldan gelen titreşimlerden yalıtılması, aracın devimsel özelliklerinin iyileştirilmesi için, üst kısmın tekerleklerden esnek bir ortamla ayrılması. Sürekli olan ödemelerden bazılarının yapılamaması, ödemeye ara verilmesi. Geçici olarak durdurulma. Süspansiyon.

 

Keep someone in suspense : Birini meraklandırmak. Birini merakta bırakmak. Merakta bırakmak.

Suspense : Bir oyunda seyircinin merakını uyandıracak geciktirme. Kararsızlık. Erteleme. Merakla bekleme. Şüpheli beklenti. Askıda kalma. Muallak. Askıya alma. Belirsizlik. Tereddüt.

İngilizce Suspenseful Türkçe anlamı, Suspenseful eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Suspenseful ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frettiest : Huzursuz. Aksi. Huysuz. Kaygılı. Sinirlenmiş. Hırçın.

Tense : Gerginleştirmek. Zaman. Germek. Gerilmiş. Sıkı. Stres içinde. Kip. Çekmek. Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || — sen söyle allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun türk mü demiş ne.. o da ona taş atmış. sen tafsilatını daha iyi bilirsin. inzibat meclisleri toplanacakmış. gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) nasıl dedi bakayım? eşekmişler amma türk de değilmişler onu konuşuyorduk (p. safa, biz insanlar, s. 48) vb. ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman.

Distressed : Tükenmiş. Kederli. Talihsiz. Yıpranmış. Fakir. Kahırlı. Dertli. Yoksul. Sıkıntılı.

 

Dicier : Daha riskli. Riskli. Şansa kalmış.

Chancier : Kesin olmayan. Talihli. Riskli.

Engaging : Meşgul etme. Kavrama. Sevimli. Kavraşma. Cazip. Birbirine geçen. Alımlı. Hoş. Çekici.

Cliffhanging : Merak içerisinde. Gerilime sebep olan (öykünün, filmin, oyunun, vb.).

Intriguing : İlgi uyandıran. İlgi çekici. Çekici. Entrikacı. Merak uyandırıcı. Dalavereci. Büyüleyici. İlginç. Şaşırtıcı.

Absorbing : Emme. Sürükleyici. Emici. İlgi çekici. Çok ilginç. İlginç. Soğurgan. İnsanın tüm dikkatini toplayan. Emilme.

Creakiest : Gıcırtılı. Kuşkulu. Gıcırdayan. Harap. Boğuk.

Suspenseful synonyms : cliff hanging, fretted, contestable, concerned, disputable, fraughting, challenging, dicey, riveting, flustered, discredited, fearful, frettier, diciest, apprehensive, anxious, creaky, suspensive, distrustful, doubting, griping, creakier, chanciest, gripping, debatable, exasperated, worried, fraught, engrossing, nail biting, debateable, fraughts, ambiguous.

Suspenseful zıt anlamlı kelimeler, Suspenseful kelime anlamı

Relaxed : Gevşek. Yumuşamış. Gevşemiş (kişi). Gevşemiş. Rahatlamış.