Synchronization türkçesi Synchronization nedir
- Bir oyun çalışmasının son evresinde oyunculuk, dekor, giysi, ışıklama, ses ve görüntü etmenleri gibi tüm öğelerin uyum içinde geliştirilmesi için yapılan çok yönlü bireşim çalışması.
- Aynı anda ortaya çıkarma; zamanca uyuşturma.
- Ses ve görüntüyü eşleme.
- Cihazın aynı anda çalışması.
- Eşzamanlı bir hale getirme.
- Eşzamanlama.
- Eş zamanlılık.
- Aynı anda oluşma.
- Cihazın aynı anda ya da noktada çalışması.
- Eş süreleme.
- Senkronizasyon.
- Eşzaman kılma.
- Eşleme.
- Eşzamanlı duruma getirme, eşleme.
- Fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Synchronization ingilizcede ne demek, Synchronization nerede nasıl kullanılır?
Synchronization bit : Eşzamanlama biti.
Synchronization control : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Senkronizasyon ayarı. Almaçtaki satır eşlemesini ya da resim eşlemesini gerçekleştirme. Eşleme ayarı.
Synchronization network : Eşzamanlama ağı. Eş zamanlama ağı. Eşzamanlama şebekesi.
Composite synchronization generator : Bileşik eşleme üreteci. Bileşik senkronizasyon jeneratörü.
Composite synchronization signal : Bileşik senkronizasyon sinyali. Bileşik eşleme sinyali.
Ovulation synchronization : Hayvanlarda daha yüksek oranda gebelik elde etmeyi amaçlayan, çeşitli hormonlar kullanılarak yumurtlama zamanlarının istenen zamana ayarlanması. bu işlem hayvanlarda tek tek yapılabileceği gibi çoğunlukla ov-sync, heat sync, presync, co-sync olarak bilinen yöntemlerde de yapılır. Ovulasyon senkronizasyonu.
Estrus synchronization : Kızgınlık senkronizasyonu. Östrüs senkronizasyonu. İki veya daha fazla dişi hayvanın kızgınlıklarını aynı zamana getirme veya belli bir zamanda kızgınlık göstermelerini sağlama, östrüs senkronizasyonu.
Lip synchronization : Dudak uydurma. Müziğe dudak hareketlerini uydurma. Pleybek. Dudak senkronu. Sözlendirmede, görüntülükteki görüntüde yer alan dudak devinimlerine uygun ses çıkarma. (bu eşleme, hem süre bakımından (yani sesin, dudak oynadığı vakit çıkıp durduğu vakit kesilmesi), hem de biçim bakımından (yani dudağın aldığı biçime uygun ses çıkarılması) yapılır). konuşmalarda, ses ile görüntünün birlikte saptanması. Dudak eşlemesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Password synchronization scheme : Parola eşzamanlama düzeni. Parola eş zamanlama düzeni.
Standard deviation synchronization offset : Ölçünlü sapma eş zamanlama kayması. Ölçünlü sapma eşzamanlama kayması.
İngilizce Synchronization Türkçe anlamı, Synchronization eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Synchronization ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Synchrony : Eşzamanlılık. Eşzamanlı olma. Bir dil olayının, bir dil konusunun incelenmesinde, tarihi devirlerdeki değişme ve gelişmeleri dikkate almadan, tasvirci bir yöntemle belirli bir zaman kesiti içinde durumunu ortaya koyma. türkiye türkçesindeki sıfat-fiillerin görev ve kullanılışlarını ele alan bir araştırma eş zamanlılık yöntemine uygun bir araştırmadır. bunların tarihi gelişmelerini ele alan bir araştırma ise art zamanlılık (buna bk) yöntemine girer. Eşsüremlilik. Eşsürem.
Synchronisation : Oyunda söz, ışık, hareket, müzik ve efektlerin uyumu, eşlenmesi (eşleme). daha çok film sanatında kullanılır. empresyonist oyunlarda olduğu gibi, içinde film ve diyapozitif bulunan oynanışlarda sahnedeki oyuncunun sözüyle, filmdeki görüntüyü ya da diyadaki resmi uyumlu olarak kaynaştırma.
Adjustment : Bireyin çevreyle olan ilişkisinde sorun yaratmayan denge durumu ya da bir bününü oluşturan öğelerin birbirine ya da baskın öğeye uygunluğu. Adaptasyon. Güvence için ödenecek paranın saptamı; gemi, yük ve taşıma ücreti gibi konularda ilgililerin sayışımlarını tanıtlayan işlemli belge. Halletme. İntibak. Tashih. Uyum. Uydurma. Düzenleme. Görünge kurallarına dayanılarak, varlıkları ve nesneleri uzayda en uygun biçimde yerleştirme yoluyla görüntüye derinlik kazandırma çabası. işlikteki ışık kaynaklarının, görünçlüğün gereklerine, oyuncuların ve alıcının devinimlerine göre yer, yön, yeğinlik bakımından hazırlanması.
Concurrences : Elbirliği. Kesişim. Aynı olma (fikir). Aynı zamana rastlama. Muvafakat. Uygun görme. Zamanlaması rastlama. Fikir birliği. Kesişme noktası.
Synchronising : Eşitleniyor. Zaman uyumlu yapılıyor. Senkronize ediliyor.
Registration : Kaydetme. Bir resmi, kendinden önceki ya da sonraki resmin durumuna tıpatıp uygun duruma yerleştirme. (kütüğe) kaydetme. Yazılma. Toplumsal araştırmanın çeşitli aşamalarında başvurulan, başlıcaları yaşamsal sayım, eğitim, suçluluk, oy davranışı, toplumsal güvenlik, sağlık, iş verimliliği ve iş ilişkileriyle örgütsel etkinliklere ilişkin olan sayım verisi ya da yazımı. Kütüğe geçirme. Eğitim, gümrük, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tescil. Kayıt kuyut. Beyana tabi olan yemlerin içerdikleri her türlü maddelerin adlarıyla yemin ticari adı ve çeşidinin, değer tayinine esas olacak temel besin maddeleri içeriğinin ve belirlenen diğer özelliklerinin uygun olmaları halinde ilgili kütüğe kaydedilmesi.
Apposition : Yan yana koyma. Apozisyon. Ekleme. Şahıs adlarıyla bir arada kullanılarak nezakete yönelik bir hitap biçimini veya şahsın ailedeki, topluluk ve toplumdaki mevkini ve akrabalık derecesini gösteren ad: kağan, tegin, erkin, beg, hatun, paşa, ağa, hanım, abla, dede, amca, teyze, yange, bacı vb. Appozisyon (dilbilgisi terimi). Kemik büyümesinde olduğu gibi, daha önce oluşmuş bir yüzeye materyal eklenmesi. Unvan. Ana cümlede anlatılmak istenen duygu ve düşünceyi daha çok açıklamak ve pekiştirmek için kullanılan cümle veya cümleler. açıklama cümlesi, bir önceki cümleye yani, öyle ki, demek ki gibi sonuç ve açıklama bağlantısı kuran kelimeler ile de bağlanabilir. köylüler kış aylarını ocak başında aylak geçirirken kasabaya kağnı yükleriyle odun çekiyor, sözün kısası dev gibi çalışıyordu (k. tahir, köyün kamburu, s. 11). seferberlik olmasa, biz bu ekinden bu kadar daha alırdık hafız oğlum, dedi, alırdık da koyacak yer bulamazdık. (k. tahir, göst. e., s.260). her zamanki gibi ilk anlaşılmamazlık burada da görüldü, yüzler hayret içinde kırıştı (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 132). ama gene sanat olmuyor, sanata benzer bir şey oluyor, yani muvazi gidiyorlar (a.h. tanpınar, huzur, s. 164). nihayet yavaş yavaş yüreğini rahatlandıran karşılığı buldu: nedimeyi ihsan adam etmişti. çerkes dadıyı da makinist oğlu yani onlara, gece gündüz anlıyacakları dille uğraşmışlar, bıkmadan, usanmadan, kızıp darılmadan söylemişlerdi (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 283). iyi anlamadığımı görünce: yani, parasız devlet talebesi oldum, dedi. (r.n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 183.). türkiyemizde bugün her iki parti de hem iktidarda hem de muhalefette bulunmuşlardır. yani, her iki partinin muhtelif zihniyetlerini, politikanın her iki kutbunda görüyor ve serinkanlılıklarını ölçmek imkanına malik bulunuyoruz. (bedii faik, efendime söyliyeyim, s. 86). bir daha yapmam diye bağırdıkça benim dizlerimin bağı çözülüyordu, düşeceğim sanıyordum (a. rasim, falaka s. 112). tren hızını düşürüyordu; istasyona giriyordu (t. buğra, yalnızlar. s. 147). o zamana kadar yapmadığı bir şeyi yaptı; çay ısmarladı (t. buğra, göst.e. s. 105). ikinci kosovadan sonra o zamanın en büyük ordu kudreti olan macaristan, artık kendi varlığını müdafaaya geçmişti. demek ki fethin saati çalmıştı (y. kemal beyatlı, aziz istanbul, s. 40). fakat bugün uzun bir cenk, bir esaret ve felaket devresinden sonra istanbula dönüp de yarı sakat, işsiz, parasız kalınca ve bütün malını, eşyasını elinden çıkarıp bir dilim ekmeğe muhtaç bir hale düşünce bu vakayı ve yahudinin manalı sözlerini hatırlamış, nihayet işte gelip fırçanın kıymetini sormuştu. demek beş paralık bir değeri yoktu ha (r. h. karay, memleket hikayeleri; garip bir hediye, s. 136). bu şekil, ben hiçbir vakit zihnimde hayatıma verecek kati bir karar düşünmedim ve düşünmeğe niyetim yok. demek ki, senin beklediğin tarzda bende bir karar yok. (h. e. adıvar, handan, s. 10). bu sözleri, bu bilgiç edayı, bu bir küçük çocuga yakışmıyacak heyecanlarla değişip karışan küçük çehreyi hiç sevmemiştim. demek ki, ben yanılmış değilim (r. n. güntekin, miskinler tekkesi, s. 178). yine, deli eniştemiz gayet kıskançtı. öyle ki, bu huyunu meydana koymaktan bile çekinmezdi. (a.ş. hisar, çamlıcadaki eniştemiz, s. 127). o gece, ilk defa olarak ağzımdan dökülüvermişti. öyle ki, söyledikten sonra ben de sözümün isabetine şaşakaldım (y. k. karaosmanoğlu, atatürk, s. 105). onunla başbaşa oldukları veya yalnız onunla meşgul olduğu zamanlardaki gibi düşünmüyor yaşamıyordu. öyle ki, kışın ortasına doğru kendisini hakikaten bu ruh dağınıklığına alışmış buldu (a.h. tanpınar, huzur, s. 278). Appozisyon.
Matings : Çiftleştirme. Çiftleşme. Birleşme.
Syncs : Ana cadde. Senkronize etme. Zaman uyumlu. Ses ve hareketi eşzamanlı yapmak. Senkronize etmek.
Synchronizing : Zaman uyumlu yapılıyor. Senkronize ediliyor. Aynı anda olmak. Senkronize etmek. Eşzamanlamak. Eşzamanlı olmak. Eşzaman kılmak. Eşitleniyor.
Synchronization synonyms : sync, concurrence, mating, coordination, coupling, readjustment, simultaneousness, pairing, map, appositions, matching, syncing, synced, matchings, pairings.
Synchronization zıt anlamlı kelimeler, Synchronization kelime anlamı
Desynchronizing : Desenkronizasyon. Eş zamanlılığın bozulması.
Asynchronism : Desenkronizasyon. Asenkronizm. Senkron yokluğu. Eş zamanlılığın bozulması.
Synchronization antonyms : desynchronization.
Synchronization ingilizce tanımı, definition of Synchronization
Synchronization kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Concurrence of events in respect to time. The act of synchronizing.

Bu kısımda Synchronization kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Synchronization ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Synchronization anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Synchronization ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.