Syncophant türkçesi Syncophant nedir

  • Kendi çıkarı için başkalarına kavuk sallayan oyun kişisi.
  • Dalkavuk.
  • Kendi çıkarı için başkalarının elini eteğini öpen tip.
  • Tiyatro alanında kullanılır.

Syncophant ingilizcede ne demek, Syncophant nerede nasıl kullanılır?

Syncopal : Baygınlık. Senkopal. Bayılma.

Syncopate : Senkop ile değiştirmek. Ritmi birden değiştirmek. Senkop yapmak. Orta heceyi yutmak. Senkoplamak.

Syncopated : Senkop ile değiştirmek. Orta heceyi yutmak. Aksak ritme sahip. Senkoplu. Ritmi birden değiştirmek.

Syncopates : Senkop ile değiştirmek. Orta heceyi yutmak. Ritmi birden değiştirmek. Senkop yapmak. Senkoplamak.

Syncopating : Senkop ile değiştirmek. Senkoplamak. Ritmi birden değiştirmek. Senkop yapmak. Orta heceyi yutmak.

Syncope cardiac : Kardiyojenik sinkop. Sinkop kardiyak.

Syncopations : Ritmin birden değişmesi. Senkop. Orta hecesi düşmüş sözcük. Hece yutumu. İçses düşmesi.

Syncopes : Senkop geçirme. İçses düşmesi. Baygınlık geçirme. Beyne kan gitmemesi sonucu bayılma. Baygınlık. Bayılma. Senkop. İç ses düşmesi. Sinkop.

Syncope cardiogenic : Sinkop kardiyatonik. Anestezi sırasında kalbin durması, sinkop kardiyak, sinkop kardiyotonik. Kardiyojenik sinkop.

Syncope : Beyne kan gitmemesi sonucu bayılma. Baygınlık geçirme. İçses düşmesi. Bayılma. Kelime içinde aynı hecede bulunan iki ünsüzden birinin söyleyişi kolaylaştırmak gayesiyle düşmesi: arslan > aslan, altmış > atmış, tüfenk > tüfek, çift > çit, çiftçi > çifçi, rastla- > rasla-, serpelemek > sepelemek vb. Senkop geçirme. Sinkop. Kalp yemezliği ve damar anormallikleri nedeniyle beyin kan akımının yetersizliği sonucu bilincin ani ve geçici kaybı, sinkop, senkop. Gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır. Senkop.

 

İngilizce Syncophant Türkçe anlamı, Syncophant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Syncophant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Toady : Yalakalık etmek. Yalaka. Yaltaklanmak. Kuyruk sallayıcı. Dalkavukluk etmek. Yağ çekmek. Yaltakçı. Yağcı. Şakşakçı.

Creeper : Tulum. Bebek tulumu. Sarmaşık. Tırmaşık kuşu. Sürüngen. Sürüngen bitki. Zıbın. Yaltakçı. Krampon (dağcılık).

Alto : En kalın kadın sesi. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Alto. Alto sesli sanatçı. Georgia eyaletinde yerleşim yeri. En kalın ve tok tonlu kadın sesi. Pes uzamda kalın kadın sesi.

Adulatory : Yaltaklanma mahiyetinde. Yalaka. Yaltakçı. Yaranmaya çalışan.

Cajolers : Yağcı. Baştan çıkaran. Ayartan kimse.

Absurd theatre : Absürt tiyatro. İnsanın yaşama, doğaya olan uyumsuzluğunu, doğadan kopmuşluğunu sezdirici bir yolla xx. yüzyıl ortasında yeni bir öz ve biçimle veren tiyatro türü. aristocu anlamda usla bağdaşmaz bir öz ve biçim kullanır. örn. samuel beckett ve eugene lonesco'nun ilk oyunları. (us-dışı tiyatro).

 

Analyze : Çözümleme. Çözümlemek. Analiz etmek. İncelemek. Psikanaliz tedavisi uygulamak. Tahlil etime, inceleme. Tahlil etmek. Araştırmak. Tahlil yapmak. Analiz yapmak.

Flatterer : Pohpohçu. Yağcı.

Adaptability : Uyum yeteneği. Tiyatro için hazırlanmış bir metnin ya da bir özetin tiyatro özelliklerini taşıma derecesi. Uyarlanırlık. Uyma yeteneği. Uyarlama yeteneği. Bireyin çevresel etken ve değişkenliğe ayak uydurma gücü. Uyumluluk. Uyarlanabilirlik. İntibak kabiliyeti.

Brownnoser : Yalaka. Çanak yalayıcı. Yağdanlık. Yaltakçı (argo terim). Dalkavukluk yaparak ve aşırı derecede kibar davranışlar sergileyerek kazanç veya çıkar elde etmeye çalışan kimse.

Syncophant synonyms : goody goody, fawner, abstractionism, ass kisser, truckler, cringing, amateur theater, acting style, act drop, groveller, alley theme, groveler, bootlicker, adulator, acting manager, crawler, allegory, apple polisher, brown nose, deadhead, deadheads, acrobacy, bootlickers, active hero, adulators, bumsucker, actor manager, cajoler, after piece, lackey, abstract theatre.