Systematic risk türkçesi Systematic risk nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Sistematik risk.
  • Makroiktisadi değişkenlerde ortaya çıkan değişmeler sonucunda piyasadaki bütün şirketleri etkileyen ve çeşitlendirme yoluyla giderilemeyen risk.

Systematic risk ingilizcede ne demek, Systematic risk nerede nasıl kullanılır?

Systematic : Sistematik. Düzenli. Dizgeli. Jüyeli. Sistemli. Yöntemli. Dizgesel.

Risk : Risk oluşturmak. Güvencelendirilen kişinin karşılaşacağı ve güvencecinin de sözleşmesi koşullarına göre ödemeği yüklendiği dokuncalar. Oynamak. Bir olayın meydana gelme olasılığı. epidemiyolojik çalışmalarda, bir bireyin, belli bir toplum ve dönem içinde belli bir hastalığı taşıma olasılığı. insan sağlığına zararlı olma olasılığının ölçüsü. İktisadi karar birimlerinin verecekleri kararlar sonucunda ortaya çıkacak getiriyi olumsuz etkileyebilecek olayların gerçekleşme olasılığı, diğer bir deyişle olayların gerçekleşme olasılığının bilindiği durum. krş. belirsizlik. Tehlike. Riziko. Sigorta edilen. Kaçını. Bir olayın gerçekleşme kazanışının düşüklüğünden doğan götürücü durum. bk. götürü.

Systematic anatomy : Sistematik anatomi.

Systematic design : Sistematik plan. Sistematik tasarım. Sistematik dizayn.

Systematic distortion : Sistematik bozulma. Sistematik çarpıtma.

 

Systematic error : Sistemli hata. Sistematik hata. Kullanılan araçların yanlışlığından ya da bilinmeyen iç ve dış etkilerden doğmuş ve böylece ölçülere sürekli olarak girmiş yanılgı. örnek: ayarı bozuk bir saatle yapılan ölçülere girmiş olan yanılgı dizgelidir. Dizgesel hata. Dizgesel yanılgı. Bir ölçümde, ölçme aracının ya da ölçme işleminin yapısından doğan ve aynı yönde etkide bulunan etkenlerin ürünü olduğu için giderilmeyen, belli ayrıtlar yararına ya da zararına beliren yanılgı, bk. rastlantılı yanılgı. Toplanan hata. Dizgeli yanılgı.

İngilizce Systematic risk Türkçe anlamı, Systematic risk eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Systematic risk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

 

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Systematic risk synonyms : abnormal budget receipts, ability rent, a change in demand, a shift in individual demand, abolition of forced labour convention, a group shares.