Tüfek atma nedir, Tüfek atma ne demek

Tüfek atma; Gösteri alanında kullanılan bir terimdir.

Teknik terim anlamı:

Türk cambazının becerilerinden biri : İp ya da tel üzerinde yürürken çakmaklı kol tüfeği atma numarası. Bu eski tip ağır tüfek büyük bir güçle geri teperdi, cambaz bu tepme sırasında dengesini yitirmezdi.

Tüfek atma ile ilgili Atasözü veya Deyim

tüfek atmak : tüfekle ateş etmek.

Tüfek atma anlamı, kısaca tanımı

Tüfe : Dokuma tezgâhlarında tarağı tutan ve mekik ipliklerini sıkıştırmaya yarayan araç. Ocak başı. 2.Topraktan yapılmış bir çeşit ocak. Bilezik. [Bakınız: tüketici fiyat dizini]

Atma : Atmak işi.

Tüfek : Savaş veya avda kullanılan, uzun namlulu ateşli silah.

Sırasında : Gerekince, yerinde ve zamanında.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Yitirmez : Gümüşhane şehri, Kale nahiyesine bağlı bir yer.

Çakmaklı : Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tüfek türü.

Yitirme : Yitirmek işi.

Çakmak : Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

 

Numara : Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. Eğlendirici oyunlardan her biri. Öğrenciye verilen not. Ölçü. Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı. Hile, düzen, dalavere, yalan.

Beceri : Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.

Cambaz : Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.

Camba : İki ile dört yaş arasında erkek manda.

Tepme : Tepmek işi. Suda çiğnenerek keçeleştirilen yünden dokunmuş (kumaş, keçe vb.). Tekme.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Teper : 1.İyi huylu. 2.Çaba, çalışkanlık. 3.Sakar, uğursuz, sataşkan kişi. 4.Yüreklilik. Onur, gurur. Güzel huy.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

 

Çakma : Çakmak işi. Taklit olan, sahte. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Diğer dillerde Tübülin anlamı nedir?

İngilizce'de Tübülin ne demek ? : tubulin