Tıkamak nedir, Tıkamak ne demek

  • Bir şeyin ağzını, deliğini, içine konulan veya dışarıdan uygulanan bir nesneyle kapamak.
  • Yol, su, geçit vb. şeyleri bir engelle işlemez, akmaz, geçilmez duruma getirmek

"Tıkamak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ahmet kızın ağzına bir mendil tıkadı." - S. F. Abasıyanık

Tıkamak anlamı, kısaca tanımı:

Tıkama : Tıkamak işi.

Ağzını tıkamak : Sözünü kesmek, susturmak.

Gedikleri tıkamak : Çıkan veya çıkacak olan zorlukları önlemek.

Kulak tıkamak : Bir şeyi duymazlıktan gelmek.

Lafı ağzına tıkamak : Birinin rahatça konuşmasını engelleyip susturmak, söylemesine imkân tanımamak.

Lakırtıyı ağzına tıkamak : Birinin sözünü bitirmesine imkân vermeden onu ters bir karşılıkla susmak zorunda bırakmak.

Sözü ağzına tıkamak : Lafı ağzına tıkamak.

Deli : Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun. Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın. Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.).

Nesne : Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje.

Kapamak : Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Karşılamak, denk gelmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Tıkamak, içini doldurmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Ortalıktan alıp saklamak. Geçişi engellemek. Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek.

 

Geçit : İki dağ arasında dar ve uzun yol, derbent. Geçmeye yarayan yer, geçecek yer.

Engel : Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer.

İşlem : Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.

Akmaz : Durgun su, gölet.

Diğer dillerde Tıkamak anlamı nedir?

İngilizce'de Tıkamak ne demek? : v. stop, plug, choke up, choke, obstruct, block, block up, stop up, clog, stuff, bung, bung up, congest, engorge, foul, foul up, glut, hold, jam, obturate, occlude, plug up, seal off, spike, spile, stopple, tampon, wad

 

Fransızca'da Tıkamak : boucher, aveugler, barrer, calfeutrer, clore, colmater, embarrasser, encombrer, engorger, (damar

Almanca'da Tıkamak : v. abdichten, stopfen, versperren, verstopfen, zumachen

Rusça'da Tıkamak : v. закупоривать, затыкать, забивать, заделывать, закрывать, засорять, конопатить, втискивать, закупорить, заткнуть, забить, заделать, закрыть, засорить, втиснуть