Tıkanmak nedir, Tıkanmak ne demek

  • Tıkama işine konu olmak.
  • Soluk alamamak, soluğu kesilmek
  • İştahı kalmayıp yemek yiyememek.

"Tıkanmak" ile ilgili cümleler

  • "Hâlâ tıkanmış, boğulmuş gibi kesik kesik nefes alan Lâle'ye bir kere daha baktı." - Ö. Seyfettin
  • "Anlattıklarını dinledikçe sanki hava borum tıkanmış da deniz baskısından iliklerim gözlerimden pırtlıyormuş gibi sıkılıyorum." - Halikarnas Balıkçısı

Tıkanmak anlamı, kısaca tanımı:

Tıkanma : Tıkanmak işi.

Boğazına bir yumruk tıkanmak : Konuşamaz olmak, sesi çıkmamak.

Yüreği boğazına tıkanmak : Sıkılmak, üzülmek, dertlenmek.

Tıkama : Tıkamak işi.

İştah : Cinsel istek veya arzu. Yemek yeme isteği.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Yasal yoldan cezalandırılmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Kandırmak. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek.

 

Soluk : Parlaklığını, gücünü yitirmiş (ışık). Rengi atmış olan, solmuş, uçuk. Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes. Ciğerlere hava alıp verme. Rengi kaybolmuş, matlaşmış (nesne). Tarz.

Kesilmek : Akım gelmez olmak. Son veya aralık verilmek. Çok beğenmek, çok hoşlanmak. Kesme işi yapılmak. Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştiren bir fiil. Sünnet olmak. Yoksun kalmak. Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak. Makaslanmak. Gibi olmak, benzemek, dönmek. Kendini herhangi bir şey gibi göstermek. Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek. Sona ermek. Durmak. Akmamak. Tutulmak, kapatılmak. Dinmek.

Konu : Üzerinde konuşulan şey, bahis. Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje.

Olmak : Yetişmek, olgunlaşmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bulunmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Yol açmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Sarhoş olmak. Sürdürmek, yürütmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Geçmek, tamamlanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Uymak, tam gelmek. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak.

 

Diğer dillerde Tıkanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Tıkanmak ne demek? : v. be choked up, be stopped, come to a deadlock, be jammed, be stuffy, choke, choke up, clog, congest, deadlock, foul up, stifle, suffocate

Fransızca'da Tıkanmak : se boucher, étouffer, être oppressé, s'obstruer

Almanca'da Tıkanmak : sich verstopfen

Rusça'da Tıkanmak : v. засоряться, задыхаться, засориться, задохнуться