Takıl nedir, Takıl ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Buğday. 2.Tahıl ölçeği.

1.Çeyiz. 2.Bohça. 3.eşya. 4.İç giysisi.

Takıl ile ilgili Cümleler

  • Tom'la oldukça sık takılırım.
  • Son zamanlarda nerede takılıyorsun?
  • “Aklı bir şeye takılmış gibiydi komiserin, konuşuyor boyuna.”
  • “İstanbul'da ne kadar şair, hikâyeci varsa hepsinin arkasına düşüyor, hepsiyle tanışıyordu.”
  • Takılmak istemiyorum.
  • Takılmak için favori kişin kim?
  • Takılmalıyız.
  • “Gözleri başka bir sahifenin ortalarına takıldı.”
  • Tüm yapmak istediğim siz çocuklarla takılmak.
  • Ben Tom'la çok takılırdım.
  • Ali ve Mary birlikte takıldılar.
  • Kız kardeşine takılmayı kes!
  • Ali Mary'nin takılarını çok beğendi.
  • “O anda pek çok şeyler yapmak istediği hâlde, gözleri köşeyi ağır ağır dönen tramvaya takılıp kalmıştı.”
  • “Bu soru kafasına takıldıkça gülüşü mide spazmı geçirir gibi oluyordu.”
  • Ali kimle takılır?
  • Ben gümüş takılarımı takıyorum.
  • “Üftade Hanım'ın peşine takılmış olan şamatalı, gösterişli ve her yaştan, her cinsten bir kalabalık...”
  • “Duygularının bilmecesini filan çözmüş değildir. O duyguların abecesinde takılıp kalmıştır.”
  • “Bütün dava şimdi Trakya'daki bu sınırlama keyfiyetine takılı kalmıştı.”
  • Takılmamı istiyor musun?

Takıl ile ilgili Atasözü veya Deyim

 

ağzına takılmak : bir sözü konuşması sırasında bilinçsiz bir biçimde sürekli söylemek.

aklı (bir şeye) takılmak : zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak.

arkasına düşmek (veya takılmak) : bir işi sona erdirmek için sıkı çalışmak birini gözden ayırmayarak arkasından gitmek.

(bir şeye) zihni takılmak : yanlış bir kanıya takılıp kalmak çözülmesi gerekli bir konu üzerinde durmak.

gönlü takılmak : bir şeye karşı ilgi duymak aşk ile sevmeye başlamak.

gözleri takılıp kalmak : bir şeyden gözlerini ayıramamak.

gözü (veya gözleri) takılmak : dikkati çeken bir şeyden bakışlarını ayıramamak.

kafası (veya kafasına) takılmak : zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak.

oltaya takılmak : tuzağa düşmek.

peşine takılmak : ardından gitmek.

takılı kalmak : bir iş bitmemek.

takılıp kalmak : herhangi bir noktadan ayrılamamak.

Takıl anlamı, kısaca tanımı

Takı : Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü. Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki. Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler. Kadınların ziynet eşyası, asım takım

Işıldak takıları : Değişik amaçlar için ışıldaklara sonradan takılan işlevsel araçlar.

 

Takıl günü : Düğünün başladığı ilk gün.

Takıl tukul : 1.Şöyle böyle. 2.Kaba saba.

Takılamak : 1.Yüksek sesle gülmek. 2.Keklik ötmek. 3.Tak tak ses çıkarmak. Yüz bulmak, şımarmak: Sen de şiştin, takıladın gayrı. Karıştırmak, kurcalamak. Tüfek, tabanca patlamak. Gürültü çıkmak, çıkarmak.

Takılan kanca : Balığın vücuduna takılarak av yapan ve yemsiz olarak kullanılan kanca.

Takılaşmak : Konuşmak. Kahkahayla gülmek. Tartışmak.

Takılatmak : Tüfek patlatmak. Bozup devirmek, yuvarlamak. Silah sıkmak.

Takılcak : Karga, tilki, tavşan ve benzerleri hayvanların tarlaya girmemesi için direk üstüne yapılmış, su ile dönen ve bir yere vurarak ses çıkaran araç, fırıldak. Un değirmenlerinde, tanelerin değirmen taşına düzenli akmasını sağlayan tahta çubuk. Un değirmenlerinde tahılın değirmen taşına düzenli akmasını sağlayan tahta çubuk. Değirmende tahılın düzenli olarak akması için tekne kolundan taşa sarkıtılan ağaç.

Takıldak : Un değirmenlerinde, tanelerin değirmen taşına düzenli akmasını sağlayan tahta çubuk. Mürver ağacından yapılan bir çeşit çocuk tabancası. Su değirmenlerinde, üst değirmentaşının üzerinde oturan değirmen taşına buğday aktaran sandığın sağa sola oynamasını sağlayan ağaç düzen. (Köprü Şarkikaraağaç Isparta).

Takıldamağ : Parmak, bel ve benzerleri eklem yerlerinden ses çıkmak.

Takıldım vermek : Savaşta baskın yapmak, yağma etmek. Baskın yapmak.

Takılı asılma : Ayakların ya da dizlerin araca takılmasıyla yapılan yardımlı asılma.

Takılık : İsim takısı şeklinde olup bir ismi bir edata bağlamağa yarayan (-den, -e, -in, -inle) öğelerine denir: "Bundan dolayı, Buna karşı, Bunun için, Bununla birlikte gibi.

Takılıverme : Takılıvermek işi.

Takılıvermek : Ansızın veya çabucak takılmak.

Takıltı : Silah sesi, bu sesin yankılanmasıyla oluşan uğultu.

Takılgan : İnsanı, şaka yollu üzecek veya uğraştıracak davranışlarda bulunmayı huy edinmiş olan, muzip.

Takılganlık : Takılgan olma durumu, muziplik.

Takılı : Takılmış, tutturulmuş, asılmış.

Takılış : Takılma işi.

Takılma : Takılmak işi.

Takılmak : Takma işi yapılmak. Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak. Bir yerde bir süre kalmak, oyalanmak. Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek. Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak. Birinin sürekli peşinden gitmek. Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek. Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak. Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak.

Diğer dillerde Takıcı anlamı nedir?

İngilizce'de Takıcı ne demek ? : film loader, loader, second assistant cameraman