Takım nedir, Takım ne demek

  • Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman.
  • Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu.
  • Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk.
  • Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk.
  • Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad
  • Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu.
  • Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup.
  • Bölüğü oluşturan birliklerden her biri.
  • Takım elbise.
  • Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri.
  • Birbirini tamamlayan şeylerin tümü.
  • Sigara ağızlığı.
  • Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik.

"Takım" ile ilgili cümle

  • "Orta oyunu takımı."
  • "Memur takımından olduğumuzdan böyle evlerde oturamazdık, daha doğrusu alışkın değildik." - M. İzgü
  • "Anlaşıldı, Sabit Bey ağabey takımı, Sinekli Bakkal Sokağı'ndan geçerken artık sağa sola bakmaz, kimseye omuz vurmaz oldu." - H. E. Adıvar
  • "Bu binayı merkez taburundan bir takım bekleyecek." - Ö. Seyfettin
 

Yerel Türkçe anlamı:

Geviş getiren hayvanlarda işkembe ve bağırsaklar.

Tarlaları birbirinden ayıran yükseklik, sınır.

Sınır : Ahmet bizim tarlanın takımını geçerek sürmüş, şikayet edeceğim.

Arabanın yastık, dingil ve altındaki eğri ağaçların tümü.

Sigara ağızlığı.

Biyoloji'deki anlamı:

Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan, familya ve sınıf arasında bulunan, yakın benzerlik gösteren organizmaların meydana getirdiği taksonomik birlik. Ordo.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: küme]

öğeleri birer küme olan küme.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Bir televizyon yayınını, özellikle dışarıda canlı yayını gerçekleştiren en ufak uygulamanlar topluluğu.

Bir film çeviriminde görüntüleri saptama, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en ufak uygulamanlar topluluğu.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan, familya ve sınıf arasında bulunan, yakın benzerlik gösteren organizmaların meydana getirdiği taksonomik birlik, ordo.

Tarih'teki anlamı:

Yeniçeri ocağı, saray ve benzeri örgütlerde hizmet gören topluluklar: kapıcılar takımı, cellâtlar takımı, sucular takımı, cebeciler takımı gibi.

 

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Canlıların sınıflandırmasında kullanılan, aile ve sınıf arasında bulunan, yakın benzerlik gösteren organizmaların oluşturduğu taksonomik birlik.

Zooloji alanındaki anlamı:

(karşılık: ordo): Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup yakın benzerlikler gösteren organizmaların meydana getirdiği birliklerdir. Familya ve sınıf arasında bulunur.

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: ayaktopu takımı]

[Bakınız: İsim ve Sıfat takımı]

En az üç, en çok dört asıl ve bir yedek yarışmacıdan oluşan aynı kuruluşa bağlı kılıçoyuncuları grubu.

Dizil ya da koşut bağlanan birden çok üreteç ya da aracın oluşturduğu küme.

Aynı kuruluşa bağlı yarışçılar grubu.

genel uygulayım: İşleyim, uygulayım, onarım ve benzeri işlemlerde kullanılan araç, gereçler.

mekanik: Bir makine, aygıt ve benzeri kuran parçaların yerini tutan, bu parçalar gibi çalıştırmayı sağlayan araç gereç.

kimya, elektrik: Akım sağlamaya yarayan pil, akımsaklar ve benzeri gereçlerin oluşturduğu birim.

Bir alan araştırması ya da bir izlencenin çeşitli aşamalarında değişik işlevler üstlenmiş ve eşgüdümle çalışan işmen kümesi.

[Bakınız: düzüm]

İngilizce'de Takım ne demek? Takım ingilizcesi nedir?:

order, set, team, battery, family, unit, film unit (crew), crew, tool, utensil

Fransızca'da Takım ne demek?:

appareil, trousse, instrument, groupe déterminatif, ordre, équipé

Osmanlıca Takım ne demek? Takım Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

takım, fırka, cemaat

Takım tanımı, anlamı:

Takım tutmak : Spor takımlarından birine gönül vermek, onun taraftarı olmak.

Takım yapmak : Değişik parçaları bir araya getirerek bir bütün oluşturmak.

Takımada : Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü.

Takım elbise : Ceket ve pantolondan oluşan giysi, takım.

Takım erki : Oligarşi.

Takım oyunu : Basketbol, voleybol gibi takım hâlinde oynanan oyun. Paylaşılarak ve ortaklaşa yapılmış olan iş.

Takım takım : Küçük topluluklar hâlinde.

Takım taklavat : Erkeğin cinsel organları. Araç gereçlerin bütünü.

Takımyıldız : Gök küresinin ayrıldığı seksen sekiz parselden her biri.

Alt takım : Bir takım içinde oluşturulan ikinci derecedeki takım.

Asım takım : Takı.

Birtakım : Kimi, bazı.

Bu takım : Bunun gibi, buna benzer.

Milli takım : Uluslararası yarışmalarda bir ülkeyi temsil etmek için bir araya gelmiş sporcular grubu.

Ayaktakımı : Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişiler, lümpen, parya.

Banyo takımı : Banyo odalarında ıslak zemine serilen altı plastik, üstü havlu vb. dokuma olan paspas. Yıkanmak ve kurulanmak için gerekli olan gereçlerin tümü.

Beyin takımı : Bir kurum veya kuruluşun yönetiminde etkin rol oynayan kimseler.

Caz takımı : Caz müziği çalan orkestranın bütün çalgıları.

Çamaşır takımı : Fanila, atlet ve dondan oluşan iç giyim.

Çatal bıçak takımı : Sofra için gerekli olan çatal, kaşık, bıçak ve diğer servis araçlarının tümü.

Çay takımı : Çay sunulurken kullanılan örtü ve peçetelerin hepsi. Çaydanlık, sütlük, şekerlik ve altı veya on iki çay fincanından oluşan takım.

Çengi takımı : Çengi kolu.

Gemi takımı : Gerekli bütün işlerin yapılabilmesi için gemiye alınan her türlü araç, gereç.

Hamam takımı : Hamamda kullanılan havlu, kese, lif vb. şeyler.

Kahve takımı : Cezve, fincan, tabak vb.nden oluşan takım.

Kapak takımı : Alafranga tuvaletin üstündeki kapak, oturak ve vidaların bütünü.

Kaymak takımı : Kaymak tabakası.

Koltuk takımı : Üçlü, ikili ve tekli oturma birimleri olan mobilya takımı.

Koşum takımı : Koşum.

Lamekan takımı : Yersiz yurtsuz, adresi belirsiz kişiler topluluğu.

Makyaj takımı : Makyaj için gerekli olan malzemeleri bir arada bulunduran set.

Mehter takımı : Kös, nakkare, zil, zurna ve borulardan kurulan askerî mızıka takımı, mehterhane.

Olta takımı : Olta ile balık avlamada kullanılan iğne, zoka vb. gereçlerin bütünü.

Satranç takımı : Satranç oyununda gerekli olan altmış dört kareli tahta, siyah ve beyaz on altışardan otuz iki taşın oluşturduğu takım.

Sayaç takımı : Sayaç giriş tarafının gaz servis hattına, çıkış tarafının tüketici yakıt hattına bağlanması amacıyla kurulan boru donanımı ve boru bağlantı parçaları.

Saz takımı : Ut, keman, kanun, bağlama vb. müzik araçlarını çalanların oluşturduğu çalgı takımı.

Servis takımı : Yemek takımı.

Sıfat takımı : Bir cümlede sıfatların oluşturduğu ayrı ayrı ögeler.

Sofra takımı : Yemek yerken kullanılan çatal, bıçak, tabak, örtü, peçete vb. şeylerin tümü.

Sonuç takımı : Maçlarda sonuç almasını bilen takım.

Tamir takımı : Onarım işlerinde kullanılan araç ve gereçlerin hepsi veya bunları içinde bulunduran çanta. Motorlu araçlarda karbüratörün yenilenmesinde kullanılan parçalar.

Tuvalet takımı : Tuvalet veya makyaj malzemeleri bulunan çanta veya kutu.

Uyku takımı : Çarşaf, yastık kılıfı, nevresim ve yorgandan oluşan yatak eşyası, uyku seti.

Yatak takımı : Karyola, komodin, gardırop, şilte, yorgan, yastık vb.nden oluşan bütün.

Yazı takımı : Yazı yazmakta kullanılan bütün araç gereç.

Yemek takımı : Sofrada yeme ve içme için kullanılan tabak, bardak, tuzluk vb.nden oluşan takım, servis takımı.

İniş takımları : Uçağın yere inişini sağlayan donanımlar.

Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.

Alet : Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne.

Tamam : Yanlış ve yalan olmayan, doğru. Tamamlanmış, bitmiş. Eksiksiz. Evet. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Bütün, tüm.

Ekipman : Takım.

Meslek : Çığır, okul, ekol. Dizge. Belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, insanlara yararlı mal üretmek, hizmet vermek ve karşılığında para kazanmak için yapılan, kuralları belirlenmiş iş. Uğraş. Öğreti.

Davranış : Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Sigara ağızlığı : Zararını azaltmak amacıyla içilirken sigaranın takıldığı ahşap, plastik vb. maddelerden yapılmış araç, sigaralık.

Sigara : İnce kâğıda, kıyılmış tütün sarılarak hazırlanan, silindir biçiminde, ağızdan dumanı çekilen nesne.

Takım : Takım elbise. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Sigara ağızlığı. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü.

Elbise : Giysi.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Topluluk : Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Vücudun dolgun olma durumu. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Sanatçı grubu.

Her : Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.

Biri : Bilinmeyen bir kimse. Bir tanesi.

Takım altı : Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan takımdan daha küçük gruplar için kullanılan terim. Takımla aile arasında bir kategori, subordo.

Takım arkadaşı : Bir takımdan olan koşucular.

Takım boşluğu : Tezgâhın ön tarafında avadanlıkları koymaya yarayan uzun çukur.

Takım çeliği : Metalleri işleme takımlarının yapımında kullanılan, çok sert ve yüksek aşınıma dirençli çelik.

Takım değiştirme : Bir takıma bağlı bir oyuncunun, belirli kurallara uygun olarak bir başka takıma geçmesi.

Takım değiştirme ayı : Bir takıma bağlı bulunan bir oyuncunun, belirli kurallara uygun olarak bir başka takıma geçebileceği bir aylık belirli süre.

Takım değiştirme uyuşmazlık kurulu : Bir oyuncunun bir takımdan başka bir takıma geçişinde kurallara aykırı bir durum ortaya çıktığı zaman, anlaşmazlığı giderici tüzel bir çözüm bulan ve kesin sonuca giden kurul. (Bu kurul Ayaktopu Birliğine bağlı olup daha çok tüzeci üyelerden kuruludur.)

Takım denemesi : Takım olarak yapılan deneme yarışı.

Takım ikramiyeleri : Belirli bir ölçünün üzerinde iş ya da üretim yapan bir kümeye yapılan ek ödeme.

Takım kılavuzu : Bir bölük kişi ad ve sayışımına takım sözleşmesi yapmaya yetkili olan kişi.

Takım ile ilgili Cümleler

  • Onların çalışmak için takım elbise giymesi ve kravat takması gerekiyor.
  • Takım elbise giydiği için göze battı.
  • Takım arkadaşları için tezahürat yaptılar.
  • Ali basketbol takımında.
  • Ali takımın kaptanıdır.
  • Takım arkadaşlarımı seviyorum.
  • Basketbol bir takım sporudur.
  • Biz Tom'a bir takım sorular sorduk.
  • Takım elbiseni nerede yaptırdın?
  • Bütün takım için özür diledim.
  • Takım elbisenizi giyin.
  • Takım dünya kupasını kazandıktan sonra balatayı sıyırdı.
  • Ali takımımızın kazanacağını tahmin etti.
  • Takım elbisen ne kadar da eski. Galiba benimle yaşıt.

Diğer dillerde Takım anlamı nedir?

İngilizce'de Takım ne demek? : n. set, suit, suite, team, group, clique, gear, fitment, band, battery, brigade, bunch, covey, gang, outfit, posse, squad, tackle, tribe, platoon, side

Fransızca'da Takım : groupe [le], ensemble [le], coterie [la], équipe [la], série [la], train [le], ustensile [le], service [le]

Almanca'da Takım : n. Aggregat, Band, Band, Familie, Garnitur, Komplet, Mannschaft, Rotte, Team, Trupp

Rusça'da Takım : n. группа (F), команда (F), сборная (F), отряд (M), состав (M), гурьба (F), сервиз (M), гарнитур (M), комплект (M), набор (M), снаряжение (N), снасть (F), инструмент (M), инструментарий (M), взвод (M), сорт (M), словосочетание (N)