Takıntı nedir, Takıntı ne demek

  • Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun
  • Küçük, önemsiz borç.
  • Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük, obsesyon.
  • İlişki kurulan kimse.
  • Bütünlemeye kalınan ders.

"Takıntı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Sözünü ettiğim takıntı bana rahmetli babamdan miras kaldı." - A. Ümit
  • "Uykum kaçınca aklım bir şeye takılır ve o takıntıyı savuşturuncaya kadar gözüme uyku girmez." - B. Felek

Yerel Türkçe anlamı:

Kadınların takındıkları değerli süs eşyası, mücevher.

Alacak, borç.

Fransızca'da Takıntı ne demek?:

annexe

Takıntı hakkında bilgiler

Takıntı (Obsesyon), ruhçulukta (spiritüalizm) ve ruhbilimde (psikoloji) farklı olarak tanımlanır ve farklı kavramları ifade etmek üzere kullanılır. Psikiyatri sözlüklerinde kısaca “yanlış olduğunu bildiğimiz halde kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler” olarak tanımlanır. Ruhçulukta ise, “bir bedensiz ruhun bir bedenliyi (insanı) hükmedecek derecede etkisi altına alması” olarak tanımlanır. Tanımlardan da anlaşılabileceği gibi, birinde obsede edici etken bir fikir olarak kabul edilir, diğerinde ise bu etken bir fikir değil, bu tür fikirleri obsedeye (obsesyon olayına maruz kalana) aşılayan canlı bir varlıktır. Obsesyon (obsession) sözcüğü Latince’de “rahatsız etme” anlamında kullanılan “ obsideratum” ya da “obsidere” sözcüğünden türetilmiştir.

 

A- Psişik hallerle ilgili olanlar:

1- Hipnoz

2- İbadet veya meditasyon, konsantrasyon, izolman gibi birtakım mistik deneyimler sırasında kişinin kendisini çevreden yalıtması.

Takıntı ile ilgili Cümleler

  • Ali trenlere takıntılı.
  • Seni suçlamayı takıntı haline getirmiyorum.
  • Jale Tom'un takıntılı bir hayranıdır.
  • O, akıntı değildir, takıntıdır.
  • Ali temizlikle takıntılı.
  • Ali model trenlere takıntılı.
  • Onun hokey takıntısını anlayamıyorum.

Takıntı kısaca anlamı, tanımı:

Derece : Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Denli, kadar. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Sıcaklıkölçer. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Başarı gösterme.

Takıntılı : Takıntısı olan, obsesif.

Takıntısız : Takıntısı olmayan.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

Sorun : Sıkıntı veren durum, dert. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem.

İlişki : Bağlantı, temas. İki şey arasında karşılıklı ilgi, bağ, münasebet, temas.

Bütünleme : Tamamlama, tam duruma getirme, ikmal. Bütünleme sınavı.

 

Kalın : Enli ve gür (kaş). Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Yoğun, akıcılığı az olan. Etli, dolgun. Pes (ses). Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık.

Ders : Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi. Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre. Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret. Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi.

Küçük : Yaşı daha az olan. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Kısık, parlak olmayan (ses). Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Küçük abdest. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niteliği aşağı olan, bayağı. Geri aşamada.

Farklı : Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.

Önemsiz : Önemi olmayan, ehemmiyetsiz.

Borç : Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey. Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Takıntı ek : Anadolu ağızlarında bazı sözcüklere takılan ve görevi dışında kullanılan ek: -im (bari-m, belki-m) , -ın (artık-ın) , -ten (gülerek-ten, gelerek-ten) vb.

Diğer dillerde Takıntı anlamı nedir?

İngilizce'de Takıntı ne demek? : n. obsession, idee fixe, bee, hobbyhorse, hangup

Fransızca'da Takıntı : accroc [le]

Almanca'da Takıntı : n. Anhängsel

Rusça'da Takıntı : n. прицеп (M), обязанность (F)