Take the gauge of türkçesi Take the gauge of nedir

Take the gauge of ingilizcede ne demek, Take the gauge of nerede nasıl kullanılır?

Take : Reaksiyon. (sınava) girmek. Alınan taş. Kavramak. Almak. Tutulan balık miktarı. Tutma. Hasat. Alıntı. Kabul edilmek.

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Gauge : Hacim. Ölçümlemek. Ayar. Değerlendirmek. Yargılamak. Ayarlık. Kıstas. Tartmak. Ölçme aleti.

Of : In. -nin. -nın. -in. Hakkında. Nin. İle ilgili. -dan. -li. Yüzünden.

Take the action : El koymak. Harekete geçmek.

Take the bearings : Yönünü bulmak.

Take the bad with the good : İyi ve kötüyü bir arada kabul etmek. Gülü sevip dikenine katlanmak.

Take the bait : Zokaya gelmek. Oltaya gelmek. Oltaya takılmak. Yemi yutmak. Zokayı yutturmak. Tuzağa düşmek. Zokayı yutmak.

Take the air : Dışarıya çıkmak. Hava almak. Hava almak için yürüyüşe çıkmak. Dışarıya çıkıp dolaşmak. Tenek almak.

İngilizce Take the gauge of Türkçe anlamı, Take the gauge of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take the gauge of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Gaging : Ebat. Bahis. Rehin vermek. Teminat. Ölçü. Bahse girmek. Düelloya davet için yere atılan eldiven. Miktar. Kalibresini ölçmek.

Gages : Rehin vermek. Kalibresini ölçmek. Ölçmek.

Measure : Ölçü. Ölçüsünü almak. Dikkatle bakmak. Ölçü birimi. Ayarlamak. Endazelemek. Süzmek. Ölçme aygıtı. Ölçmek.

Cipher : Hiç olan şey. Şifrelemek. Aritmetik yapmak. Hiç. Sıfır. Önemsiz kimse. Hesap. Şifre. Önemsiz biri (nüfuz açısından). Günümüz rakamları.

Deliberating : Müzakere eden. Danışmak. Üzerinde tartışmak. Düşünmek.

Ciphers : Aritmetik yapmak. Şifrelemek. Şifre ile yazmak.

Assess : Değerlendirmeye almak. Belirlemek. Görüş. Yargı. Değerlendirme yapmak. Vergi koymak. Tayin etmek (para miktarını). Değerini bilmek. Kanı.

Assesses : Değer biçmek. Değerini bilmek. Değerlendirme yapmak. İncelemek. Para cezası vermek. Tayin etmek (para miktarını). Değerini biçmek. Değerlendirmeye almak. Tahakkuk ettirmek.

Balance : Denk gelmek. Tartaç. Devimli bir nesneyi etkileyen güçlerin, o nesnenin yörüngesini ve hızını değiştirememeleri durumu. Düşünmek. Sayışım kalıntısı. Kıyaslamak. Bilgisayar, fizik, gitar, jimnastik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır. Dengede durmak. Denge kurmak. Dengeyi sağlamak.

Estimating : Hesaplanıyor. Tahmin etme. Kestirim. Hesaplama. Takdir etmek. Değerleme. Tahmin etmek. Takdir etme.

Take the gauge of synonyms : measures, calculate, debate with oneself, gauged, compute, deliberate, count up, ciphering, discounted, gaged, discounting, deliberates, gauge, check out, estimate, computes, plumb, plumbed, computed, deliberated, calculates, gage.