Tam nedir, Tam ne demek

Tam; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Tam" ile ilgili cümle

  • "Tam istediğim gibi davrandın."
  • "Reşit Galip tam bir idealist gibi öldü." - O. S. Orhon
  • "Tam iki saat yalandan tamirle uğraştım." - A. Gündüz
  • "Tam mağazaya girecekken arkadaşım çağırdı."

Yerel Türkçe anlamı:

Aynıyla, ne ileri ne geri, tam// tam tekmil: eksiksiz olarak

1.Ahır. 2.Yapıların üst bölümü, dam. 3.Toprak tabanlı, tek katlı ev, köy evi: Bu köyün tamları seyrektir. 4.Büyük, boş, ışıksız oda. 5.Baca.

Kalaylanmış dövme bakır.

Hayvanların barındıkları ve yemlerinin konulduğu yer: Koyun tamda doğurmuş.

Ahır

Toprak dam.

Yük.

Oda, küçük yapı

Ağır.

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: tamamlanmış]

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: dam]

İngilizce'de Tam ne demek? Tam ingilizcesi nedir?:

full

Tam tanımı, anlamı:

Tam adamına çatmak : Olumsuz bir davranış ve tutum içinde bulunan kimseyle karşı karşıya gelmek.

Tam adamını bulmak : En uygunsuz kişiyi seçmek. en uygun kişiyi seçmek.

Tam gelmek : Uygun gelmek, uymak.

Tam maaşla tekaüt : İşi az, ödeneği çok olan bir işe yerleşenler için söylenen bir söz.

 

Tam üstüne basmak : Kesin olarak belirlemek. doğru olanı, istenileni bulmak.

Tam açı : Açının bir kenarını, tepesi çevresinde döndürerek elde edilen açı.

Tam algı : Bir tasarın veya algı içeriğinin bilinçli olarak kavranması.

Tam altın : Cumhuriyet altını.

Tam anlamıyla : Bütünüyle kapsayıcı bir biçimde, tam manasıyla.

Tam asalak : Toprağa ve özümlemeye bağlı bütün besinlerini konakçıdan sağlayan bitki asalağı.

Tam bakım : Sağlık yönünden yapılmış olan genel yoklama.

Tam bilet : İndirimli olmayan bilet.

Tam bölen : Bir nicelikte bir tam sayı kadar bulunan başka bir nicelik.

Tam ekmek : Geleneksel mayalama tekniği ile üretilen, kepeği alınmamış ekmek.

Tam er : Tam teçhizatlı asker.

Tam gaz : Hızla, hızlı olarak.

Tam gün : Yasalara göre kabul edilmiş olan bir iş günü süresi.

Tam kafiye : Dize sonundaki kelimelerin son harfleri arasında bir sesli bir sessiz harf benzeşmesinden oluşan uyak.

Tamkare : Bir rasyonel sayının veya cebirsel ifadenin karesi olan sayı veya ifade.

Tam manasıyla : Tam anlamıyla.

Tam mesai : Tam gün çalışma.

Tam not : "Değerlendirmede en yüksek dereceyi almak, üstün başarı göstermek" anlamlarındaki tam not almak ve "değerlendirmede en yüksek dereceyi vermek" anlamındaki tam not vermek deyimlerinde geçer.

 

Tam otomatik : Bütünüyle otomatik olan (araç).

Tam pansiyon : Konaklama tesislerinde oda, kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri gibi hizmetlerin tamamının verildiği sistem.

Tam sayı : Bir bütünü oluşturan tekler için kararlaşmış bulunan sayı, adedimürettep. Kesirsiz sayı, adedimürettep.

Tam sırası : En uygun zamanı.

Tam siper : Hiçbir yeri görünmeyecek biçimde sipere yatma.

Tamtakır : İçinde bulunması gereken şeylerden hiçbiri bulunmayan, bomboş.

Tam tamına : Bütünüyle, olduğu gibi, tamamı tamamına, tamı tamına.

Tam tarife : İndirimsiz.

Tam yol : Çok çabuk, yüksek hızda, süratli.

Aklı tam ayar : Akıllı.

Ortak tam bölen : İki veya ikiden artık sayının hepsini tam olarak bölebilen sayı.

Tamı tamına : Tam tamına.

Eksiksiz : Tam olarak. Eksiği olmayan, tam, tamam. İyi, namuslu, temiz.

Kesintisiz : Hiçbir vergi kesilmeden verilen (para). Aralıksız.

Bütün : Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi. Eksiksiz, tam. Birlik, tamlık. Parçalanmamış. Bozuk olmayan (para).

Tüm : Bir şeyin bütünü, tamamı, hepsi. Yarım olmayan, bütün, eksiksiz. Tümsek.

En : Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret. Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime. Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı.

Elverişli : İşe yarayan, ergonomik. Uygun, müsait.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Orantılı, oranlı.

Tıpkı : Tıpatıp, tamamıyla. Bir şeyin eşi, benzeri, aynı.

Gerçek : Yapay olmayan. Yalan olmayan. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Doğruluk. Gerçeklik. Temel, başlıca, asıl. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel.

Kusursuz : Kusuru olmayan, mükemmel.

Ehliyetli : Ehliyeti olan. Yeterli.

Yetkin : Gerekli olgunluğa erişmiş, olgun, kâmil, mükemmel.

Amerikan : Amerikalılara özgü olan.

Tam adamını bulmak : en uygun kişiyi seçmek; alay en uygunsuz kişiyi seçmek.

Tam agonist : İlaç almaç etkileşmesine ilişkin teorilerden değişik almaç işgal teorisine göre, etkinliğin ölçüsü olarak kabul edilen intrinsik etkinliğinin birim olarak kabul edildiği en etkin ilaç.

Tam akciğer sesi : Akciğerler gibi bağdaşık bir biçimde doku hava karışımı bulunan organların perküsyonundan alınan ses, açık ses, akciğer sesi, rezonant ses, vazıh ses.

Tam akışkan : Biçim değiştirmeye karşı direnmeyen, sıkıştırılamaz, iç sürtünmesiz, düzgün yoğunluklu akışkan.

Tam akıtma : Atlarda burun üzerinde görülen beyaz kılların bütün burun üstüne uzanması durumu.

Tam arı metal : Yapısında, hiçbir ölçüde kalıntı ve katışkı bulunmayan, tam arınmış metal.

Tam atlas : Bir S topolojik uzayı üstünde, elemanlarıyla düzgün kesişen her atlası içeren bir atlas. S" topolojik uzay üstünde bir A atlasını kapsayan bir ve yalnız bir tam atlas vardır.

Tam ay tutulması : Ay tekerinin Yer'in gölge konisine girerek tam olarak örtülmesi.

Tam bağıntı : Bağımlı değişkende gözlenen değişmelerin tümüyle bağımsız değişkene bağlanabildiği ya da birlikte değişmeye ilişkin gözlemlerin tümüyle birlikte gidişim çizgisi üzerine düştüğü bağıntı durumu.

Tam bağlantı : Aynı kromozom üzerindeki iki genin rekombinasyona girmediği ve bu nedenle daima aynı gamete birlikte aktarılmaları durumu.

Tam ile ilgili Cümleler

  • Onlar tam buradaydı.
  • Nerede olduğumu tam olarak biliyorum.
  • Tam 6 yıl önce Yeni Zelanda'yı ilk defa ziyaret ettim.
  • Kendine güveni tam.
  • Hepsi tam.
  • Tam 11:00'de istasyonda olun.
  • Her şey tam.
  • Ali yardım etmek istiyor ama nasıl yapacağından tam olarak emin değil.
  • Tam 12'den vurdun.
  • Ben o zaman Tom'la birlikte tam oradaydım.

Diğer dillerde Tam anlamı nedir?

İngilizce'de Tam ne demek? : [TAM] adj. tame

adj. complete, full, whole, entire, just, exact, precise, perfect, integral, absolute, accurate, true, trueborn, very, accomplished, all out, blank, clear, consummate, correct, dead, downright, engrained, even, factual, implicit, ingrained, intact

adv. exactly, fully, right, precisely, very, the very, at the time, just, bang, bang on, according to Cocker, desperately, due, even, out and out, plunk, prompt, rightdown, sharp, slap bang, slick, stark, straight, to a T

Fransızca'da Tam : complet/ète, entier/ière, total/e, sonné/e, (saat) sonnant/e, accompli/e, adéquat/te, exact/e, parfait/e

Almanca'da Tam : adj. akkurat, echt, ganz, genau, gerade, geschlagen, komplett, lückenlos, perfekt, prägnant, präzise, total, treffend, umfassend, ungeschmälert, ungeteilt, völlig, vollzählig

adv. eben

Rusça'da Tam : adj. целый, весь, полный, абсолютный, совершенный, точный, доскональный

adv. полностью, ровно, точно, строго

pron. самый