Tanık nedir, Tanık ne demek

"Tanık" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Aksini söyleyen bir tanık da çıkmamıştı." - T. Buğra

Yerel Türkçe anlamı:

Heykel.

Erek.

Hukuki terim anlamı:

şâhid.

Diğer sözlük anlamları:

Şahit.

Delil, bürhan, hüccet.

Tanık isminin anlamı, Tanık ne demek:

Erkek ismi olarak; Şahit.

Bilimsel terim anlamı:

Bir olayın gidişini gören kişi. Bir olayı tanıtlamak için yargı yerine çıkan ya da bir belgit ve sözleşmenin altına yazılan tanık.

İngilizce'de Tanık ne demek? Tanık ingilizcesi nedir?:

witness

Fransızca'da Tanık ne demek?:

témoin

Tanık anlamı, kısaca tanımı:

Şahit : Tanık.

Tanık olmak : Bir olayı görmek ve duymak, şahit olmak.

Tanık tepe : Yatay veya bir yana eğimli katmanlardan oluşan bir yaylada, akarsu aşındırmasından az çok kurtulabilen ve aşınmadan önceki yüzeyin bir parçası olan tepecik.

Yalancı tanık : Bilgisine başvurulduğunda doğruyu söylemeyen kişi, yalancı şahit.

Görgü tanığı : Bir olayı, bir süreci bizzat görüp yaşayan kimse. Bulunduğu yerde gerçekleşen olayı yakından gören kimse.

Tanıklama : Tanıklamak işi.

Tanıklamak : Bir iddiayı tanıkla desteklemek, tanık göstermek.

 

Tanıklık : Tanığın yaptığı iş, şahitlik, şehadet. Tanık olma durumu, şahitlik, şehadet.

Tanıklık etmek : Sosyal bir olayı, dönemi yaşamış olmak. mahkemede, tanık olunan bir durumu söylemek, şahitlik etmek.

Bilgi : Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Bilim. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Duruşma : Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi, murafaa.

Görgü : Bir toplum içinde var olan ve uyulması gereken saygı ve incelik davranışları, terbiye. Görmüş olma durumu. Bir kimsenin, yaşayarak ve deneyerek elde ettiği birikim, deneyim.

Başvuru : Başvurma işi, müracaat. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.

Tanık deney : Bir analizin sistematik hatasını tespit etmek ve gidermek için kullanılan ve bir analizin bütün basamaklarını numune yokken aynen yapma işlemi.

Tanık tutmak : Şahit göstermek.

 

Tanık vermek : Bürhan göstermek.

Tanıkçalar : Yazın kurallarına, terimlerinin açıklanılmasına örnek olarak getirilen koşuk ya da düzyazı parçaları.

Tanıklık dilemek : Şahitlik istemek.

Tanıklık vermek : Şahitlik etmek, şahadette bulunmak. Kanaât getirmek, hükmetmek. "Kelime-i şahadet" getirmek.

Tanıksamak : Tanır gibi olmak.

Tanıktepe : Yatay ya da bir yana eğimli katmanlardan oluşan bir yaylada, akarsu aşındırmasından az çok kurtulabilen ve aşınmadan önceki yüzeyin bir parçası olan tepecik. Ağrı ilinde, Doğubayazıt belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Tanık ile ilgili Cümleler

  • Tanık onun adını açıkladı.
  • Tanıklar hakim karşısına çıktı.
  • Tanık, hırsızı polisteki yüzleştirmede tespit etti.
  • Tanıklar kim?
  • Tanıklar vardı.
  • Bir tanık mevcuttu.
  • Tanık duruşmada konuştuğu sırada gergin görünmüyordu.
  • Kurban tanıklık etmek zorunda değildi.
  • Polis tanıklarla görüşüyor.
  • Okula giderken kazaya tanık oldu.
  • Tanıklar yalan söyleyebilir.
  • Ali güvenilir bir tanıktı.
  • Hiç tanık yok.
  • Olaya tanık olsam da, sanki hiçbir şey görmemiş gibi davrandım.

Diğer dillerde Tanık anlamı nedir?

İngilizce'de Tanık ne demek? : n. witness, evidence, attester, deponent

Fransızca'da Tanık : spectateur/trice [le][la], témoin [le]

Almanca'da Tanık : n. Zeuge

Rusça'da Tanık : n. свидетель (M)