Tandır nedir, Tandır ne demek
Tandır; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Yere çukur kazılarak yapılmış olan bir fırın türü.
- Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılmış olan düzen

Yerel Türkçe anlamı:
Soba.
Su çevirisi, burgaç.
Mermer.
Soba.
Fırında pişirilen ekmek : Üç tane tandır aldım.
Küçük fırın.
Yeni yürüyecek çocukların ayakta durmasını sağlayan üstü daire biçiminde kesik, yanları açık araç.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Toprak içine yapılmış olan fırın. (Gençali *Senirkent -Isparta; Ebilhindi -Erzurum; *Güdül -Ankara; Başkışla *Karaman -Konya)
Ekmek ocağı. (Çarıksaray *Şarkikaraağaç -Isparta)
Fransızca'da Tandır ne demek?:
etuve, athanor
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Gaziantep şehri, İslâhiye ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Karabük ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Eskişehir ili, Hekimdağ bucağına bağlı bir yer. Mardin kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Tandır hakkında bilgiler
Tandır, ısınmak için kullanılan bir çeşit mangal. Yere çukur kazılarak yapılmış olan özel bir fırına da tandır denir.
Eskiden kış soğuk geçen yerlerde alçak dört köşe bir masanın altına bir mangal konur ve bunun üzeri, tamamen örtecek, ateşten zarar görmeyecek şekilde pamuklu bir örtüyle kapatılırdı. Isınmak istiyenler bu örtüyü dizleri üzerine çekerler, ayaklarını mangalın etrafına koyarlardı. Sobaların olmadığı, mangalla ısıtmanın sağlanamadığı yerlerde bu usul çok kullanılırdı.
Bazı yerlerde altı ayaklı, altı köşeli veya yuvarlak ağaç masa altına kendine mahsus bir mangala ateş konmak suretiyle de tandır yapılırdı. Bunun üzerine çapraz yorganlar daha üstüne halılar örtülürdü. Ayaklar masaya doğru uzatılarak ısınılırdı. Bu ısınma esnasında güzel fıkralar ve masallar anlatılırdı. Böyle tandır başında anlatılan masal, hikâye vs.lere tandırname denirdi.
Yere kazılarak yapılmış olan tandırların derinliği daha ziyade 130-150 cm olur. Çaplarıysa 50-65 cm arasında değişir. Sıkı çamur, saman ve keçi tüyü ile hazırlanan karışımla yapılmış olan tandırlar, güneşte kurutulur. Daha sonra yere kazılan çukura yerleştirilir. Tandırda mangal kömürü, odun gibi yakacaklar kullanılır. Genellikle burada kuzu kızartılır. Tandırda kuzu etini pişirmek için önce et temizlenir. Bir çengele asılarak üzeri iyice kapatılıp, tandır içinde pişmeye bırakılır. Buna tandır kebabı adı verilir.
Tandır ile ilgili Cümleler
- Bizler tandır ekmeğiyle büyüdük.
- Yeniler tandır ekmeği yapmayacak kadar hazırcılar.
- Tandır ekmeğini herkes yiyemez.
- Kavurga, hedik, çivil marmelatı, tandır ekmeği, firik ve kebap gibi yiyeceklere bayılırım.
- Tandır ekmeğinin yapılışını bilenler gittikçe azalıyorlar.
Tandır kısaca anlamı, tanımı:
Çukur : Mezar. Çevresine göre aşağı çökmüş olan yer. Çene ve yanaktaki gamze.
Kazıl : Kıldan bükülmüş, çuval dikmekte kullanılan ip, sicim.
Fırın : Bu ocakta pişirilmiş. Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân. Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet. Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç. İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak.
Ayak : Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Halk edebiyatında uyak. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Göl ayağı. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Vücudun belden aşağı bölümü. Basamak. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri.
Alçak : Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Kısa (boy).
Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Üstün nitelikli, değerli. Altından yapılmış sikke. Bu elementten yapılmış.
Mangal : Isınmaya, bir şey pişirmeye yarayan, sac, bakır veya pirinçten, türlü biçimlerde üstü açık ayaklı ocak, korluk.
Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.
Yorgan : Yatakta örtünmeye yarayan, içi pamuk, yün vb. şeylerle doldurularak dikilmiş geniş örtü.
Örtü : Örtmek için kullanılan şey, vualet. Yapılarda çatı, dam.
Tandır alevi : Tandırda meşe odununun çıkardığı yakıcı ve etkili alev.
Tandır böreği : Tandırda pişirilen börek.
Tandır çorbası : Nohut, rendelenmiş patates ve bulgur karışımıyla hazırlanan bir çorba türü.
Tandır çöreği : Tandırda pişirilen çörek.
Tandır ekmeği : Tandırda pişirilen ekmek.
Tandır kebabı : Kuşbaşı et ve soğanla hazırlanarak tandırda pişirilen et yemeği.
Tandırname : Tandır başında oturulurken söylenen veya okunan masal. Bilgisiz kimselerin inandığı saçma fikirler ve bu fikirlerin yazıldığı sanılan kitap.
Isıtmak : Sıcak duruma getirmek. Çekici, olumlu, hoş bir duruma getirmek.
Konulu : Konusu olan, mevzulu.
Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Yerleştirme, tertip. Bez dokuma tezgâhı. Alet edevat takımı. Dolap, hile. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo.
Isınmak : Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak, alışmak, benimsemek. Sıcak duruma gelmek. Üşümesini gidermek. Var olan gerginlik sona ermek.
Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).
Dört : Bu sayıyı gösteren 4 ve IV rakamlarının adı. Üçten bir artık. Dört sayısının adı.
Tamam : Yanlış ve yalan olmayan, doğru. Evet. Tamamlanmış, bitmiş. Bütün, tüm. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Eksiksiz.
Tandır çulu : İçindeki yemeğin sıcak kalması için tandırın üstüne örtülen çul.
Tandır dineği : Tandır ateşini karıştırmaya yarayan ağaç.
Tandır minderi : Tandırın sıcaklığını koruması için üstüne örtülen yün örtü.
Tandıra sallanmak : Ev halkı ateşi sönmekte olan tandırın içine bacakları uzatarak halka biçiminde sıralanıp oturmak.
Tandırbaşı : Mutfak. Tandır bulunan mutfak. Tandır ağzının ön bölümü. Erzincan şehri, Kemah belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Tandırduvağı : Tandır kapağı.
Tandıreşiği : Tandır kapağı
Tandırevi : Mutfak. Ekmek yapılan yer.
Tandırlama : 1.Masal, boş inanç. 2.Dedikodu, asılsız söz.
Tandırlı : Erzincan kenti, Çatalarmut bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Tokat kenti, Doğanyurt bucağına bağlı bir bölge. Trabzon şehri, Yomra belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Diğer dillerde Tandır anlamı nedir?
İngilizce'de Tandır ne demek? : [tan] n. dawn, daybreak, twilight, Aurora, sunglow
Fransızca'da Tandır : tandour [le], four [le]

Bu kısımda Tandır nedir? Tandır ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tandır tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tandır hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.