Taraf nedir, Taraf ne demek

Taraf; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Taraf" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Tiyatronun ön tarafı konuklara ayrıldı."
  • "Karşı tarafın adamları."
  • "Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor." - M. Ş. Esendal
  • "Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu." - H. Taner
  • "Apartmanın temizliğine azami dikkat edilecek, her taraf pırıl pırıl olacak." - E. Şafak
  • "Evine görücü gelecek kız tarafı strese girerdi." - Ü. Dökmen

Yerel Türkçe anlamı:

Taraf, yön

Hukuki terim anlamı:

yan.

Taraf anlamı, tanımı:

Taraf gözetmek : Birinden yana olmak.

Taraf tutmak : Birinden yana olmak, birinin görüş ve düşüncesini desteklemek.

Taraf çıkmak : Taraf tutmak.

Tarafa olmak : Birinin görüş ve düşüncesini benimsemek, desteklemek.

Alt tarafı : Olup olacağı, alt yanı, altı üstü.

Baba tarafı : Ailenin baba yönünden akrabaları.

Üst tarafı : Olup olacağı, sonuç olarak.

Tarafeyn : İki taraf.

Tarafgir : Bir tarafı kayıran, bir tarafı tutan.

Tarafgirlik : Tarafgir oalma durumu.

Taraflı : Yanı ve yönü olan. Yandaş. Herhangi bir yöreden olan.

 

Taraflılık : Yandaşlık.

Tarafsız : Yansız.

Tarafsız bölge : Savaşta iki taraf yetkilileri veya kumandanları tarafından verilen kararla oluşturulan askerden arınmış bölge.

Tarafsızlaştırma : Tarafsızlaştırmak işi, nötralizasyon.

Tarafsızlaştırmak : Tarafsız duruma getirmek.

Tarafsızlık : Yansızlık.

Taraftar : Sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere, kulübe veya bayrağa bağlı kimse. Yandaş.

Taraftarlık : Yandaşlık.

Taraftarlık etmek : Sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere, kulübe veya bayrağa bağlı olmak. bir tarafı tutmak, bir yanı desteklemek.

Bir tarafa bırakmak : Önemsememek, benimsememek, ertelemek.

Çok taraflı : Çok yönlü.

Çok taraflılık : Çok yönlülük.

Dört bir taraf : Her yan, bütün çevre.

Elle tutulacak tarafı kalmamak : Güvenilecek veya kayırılacak bir yönü olmamak. sağlam bir yanı kalmamak.

Elle tutulur tarafı olmamak : Hiçbir değerli veya savunulabilir yanı olmamak.

Kulağı ters taraftan göstermek : Kolay yolu varken bir işi daha zor ve uzun yollar kullanarak yapmak.

Madalyonun ters tarafı : "olumlu bir iş, bir durum veya bir olayın düşünülmesi, hesaba katılması gereken olumsuz yönü" anlamında kullanılan bir söz.

 

O taraflı olmamak : Konuyla ilgisi yokmuş gibi davranmak.

Sol tarafından kalkmak : İşleri ters gitmek, iyi gününde olmamak. aksiliği, huysuzluğu, tersliği üzerinde olmak.

Tek taraflı : Bir yanı, tarafı olan. Tek bakış açısı olan, tek yanlı, tek yönlü.

Tek taraflılık : Tek taraflı olma durumu.

Ters tarafından kalkmak : Sol tarafından kalkmak.

Yaka bir tarafta paça bir tarafta : Kılığı kıyafeti dağınık bir durumda.

Doğrultu : Tutulan, izlenen yol. Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum. Yön, istikamet. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet.

Yöre : Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un. Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar.

İstek : Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu. Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep. İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi. Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk.

Düşüncel : Gerçekte olmayıp yalnızca düşüncede, tasarım içinde var olan. Yalnız düşünce ile kavranabilen.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Kişi : Erkek. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Eş, koca. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs.

Topluluk : Sanatçı grubu. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Vücudun dolgun olma durumu. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı.

Yön : Bir şeyin belli bir noktaya baktığı yan, veçhe. Belli bir noktaya göre olan yer, taraf. Tutulacak, izlenecek yol. Bir yere gitmek için izlenen yol, cihet, istikamet.

Yan : Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Birlikte, beraberinde olma. İkinci derece olan. Tali. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Üst. Yer. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Bir tarafa yönelerek. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri.

Yer : Yerküre. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Gezinilen, ayakla basılan taban. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Görev, makam. Önem. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. İz. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Durum, konum. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Bir : Beraber. Sadece. Ancak, yalnız. Bir kez. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Aynı, benzer. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Tek.

Hepsi : Bütünü, tamamı, tümü, cümlesi.

Belli : Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Beli olan. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr. Belirli, muayyen.

Kısmı : Bir şeyin yalnız bir bölümünü içine alan, tikel.

Tarafdar : Taraftar

Tarafından : ...-ınca. İlgili cümle: "“Dostları tarafından çok sevilmiş bir zattı.”" A. Ş. Hisar. Eliyle, aracılığıyla. Türünden, çeşidinden.

Taraflar : (biyoloji)

Tarafli : Bölmeli

Taraflu : Taraflı, taraftan

Tarafsız açınık : Söylenişi kesin olmayıp bazen şu ve bazen bu şekilde okunan açınık. Kesin söylenişli olanlara ÖZ AÇINIK ( Voylelle franche ) denir.

Tarafsızca : Tarafsız bir biçimde.

Taraf ile ilgili Cümleler

  • Hepimiz haber tarafından şok olduk.
  • En iyi arkaşım olduğunu düşündüğüm adam tarafından aldatıldım.
  • Birkaç sivil, paralı askerler tarafından vuruldular.
  • Tarafsız kalmaya çabaladıklarını söylediler.
  • Taraf değiliz!
  • Taraflar bazı bilgilerin ifşası ile ilgili olarak bir gizlilik ilişkisine girmeyi kabul ederler.
  • Taraf mı değiştirdin?
  • Taraflardan birinin kendi kararı ile bunu yapmasını engelleyecek herhangi bir güç yok.
  • Bush yeryüzünde adaleti tesis etmek Allah tarafından gönderildiğini düşünüyor.
  • Tarafsız kalmaya çalış.
  • Kulağın dış tarafı kıkırdaktan yapılmıştır.
  • Uzay sondaları tarafından çekilen resimler, Jüpiter'in etrafındaki ince halkaları gösterdi.
  • Tarafsız bir eser, korkak bir adamın eseridir.
  • Burak bir hala tarafından yetiştirildi.

Diğer dillerde Taraf anlamı nedir?

İngilizce'de Taraf ne demek? : n. side, part, end, party, hand, way, contractor, facet

Fransızca'da Taraf : côté [le], parti [le], camp [le]

Almanca'da Taraf : n. Gegend, Partei, Seite, Teil, Vertragspartner

Rusça'da Taraf : n. сторона (F), бок (M), местность (F)