Taraklı nedir, Taraklı ne demek

Taraklı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat, özel olarak kullanılır.

  • Tarağı olan.
  • Başında tarak bulunan (kuş veya kadın).
  • Yol yol nakışlı.
  • Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
  • Tarağı geniş olan (ayak).

"Taraklı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Taraklı kumaş."

Yerel Türkçe anlamı:

Bir çeşit küçük tabanca.

Etin pirzolalık yeri.

Başında tarak biçiminde tüyleri olan bir çeşit kuş.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Artvin şehri, Borçka ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Taraklı hakkında bilgiler

Taraklı, Sakarya ilinin güneydoğusunda, merkeze 65, İstanbul'a 200 ve Ankara'ya 200 kilometre mesafede bir ilçedir. Geyve ilçesine bağlı kasaba iken 27 Haziran 1987 tarihinde ilçe olmuştur.

Bulunduğu konum itibariyle doğusunda Bolu'nun Göynük ilçesine 28 km, batısında Geyve ilçesine 34 km , güneyinde Bilecik'in Gölpazarı ilçesine 30 km olmak üzere konuşlanmış bir ilçesidir. 1289 senesinde Selçuklular gelmistir. Manav yerlesimidir.

Civarla olan tek irtibatı karayolu ile olup İstanbul Adapazarı, Beypazarı, Ankara transit yolu üzerindedir. En yakın demiryolu 37 Km doğusunda Ali Fuat Paşa'dan geçmektedir.

En az Safranbolu evleri kadar ayakta kalabilmiştir. Üstelik Taraklı konakları Safranbolu’dan farklı olarak yemyeşil bir doğanın içinde yer almaktadır. Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarının yamaçları ile bu iki tepe arasındaki vadide kurulu, Taraklı’ya, Göynük cihetinden gelen dere de ayrı bir güzellik katmaktadır. Tarihi evlerin bazılarının 3 asrın üzerindedir. Bu evlerin genel karakteristiği Osmanlı şehir dokusunu oluşturan üç katlı ev biçimidir.

 

Taraklı tanımı, anlamı:

Tarak : Saçların, sakalın, hayvan tüylerinin karışıklığını gidermeye veya kadınların saçlarını tutturmaya yarayan dişli araç. Yassı solungaçlılardan, kabukları yuvarlak, yelpaze biçiminde bir yumuşakça (Pecten). Suda yaşayan hayvanlarda solungaç. Dokuma tezgâhlarında, dişleri arasından arış ipliklerinin geçtiği tarak biçiminde araç. Bahçıvanlıkta toprağın taşını ayıklamak için kullanılan, ucu bu biçimde olan araç, tırmık. İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü. Bazı kuşların başında bulunan yelpaze biçiminde tepelik.

Sakarya : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

İlçe : Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.

Taraklılar : Sölenterlerin, saydam ve jelatinli deniz hayvanlarını içine alan sınıfı.

Kadın : Bayan. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Hizmetçi bayan.

Nakışlı : Nakşı olan.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Bol (elbise). Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Çok. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Güneydoğu : Güneyle doğu arasındaki yön.

 

Merkez : Polis karakolu. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer.

İstanbul : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Ankara : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri, Türkiye'nin başkenti.

Yol : Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Kumaşta bulunan çizgi. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Kez, defa. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Gidiş çabukluğu, hız. Gaye, uğur, maksat. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Yolculuk. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Hile, tuzak.

Bağlı : Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Sınırlanmış, sınırlı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir bağ ile tutturulmuş olan. Kapatılmış olan, kapalı. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste.

Biri : Bilinmeyen bir kimse. Bir tanesi.

Taraklı kepçe : Sığ deniz, göl ve nehirlerde karides, midye, istiridye gibi su ürünlerini avlamada kullanılan, tarak, ağ torba, çember ve sap kısımlarından oluşan ve elle kullanılabilen küçük av aracı.

Taraklı semender : Kuyruklu iki yaşamlılar (Urodela) takırnının, semendergiller (Salamandridae) familyasından, 15 cm kadar uzunlukta, sırtı kara, karnı sarı renkli olup kara lekeleri bulunan, Avrupa ve Batı Asya'da yaşayan bir tür. (Triturus cristatus) Kuyruklular (Urodela) takımının semendergiller (Salamandridae) familyasından bir amfibyum türü. Uzunluğu 15 cm. Sırtı esmer, karnı sarı renkte olup kara lekelidir. Avrupa ve Batı Asyada yaşar.

Taraklık : Etin pirzolalık yeri. El ve ayak parmaklarındaki küçük kemikler. Acımsı, yenilebilir bir çeşit mantar. İçine tarak vb. konulan bez kese.

Taraklımakas : Dişli berber makası. (-Bursa; *Aksaray -Niğde)

Diğer dillerde Taraklı anlamı nedir?

İngilizce'de Taraklı ne demek? : [Taraklı] n. comb, drag, dredger

adj. splayed, splay