Tatlı nedir, Tatlı ne demek

Tatlı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Tatlı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı." - Y. Z. Ortaç
  • "Baklava, revani, lokma birer tatlıdır."
  • "Görüp de sevmemek ne mümkün seni / Güzelsin, incesin, tatlısın, şensin" - O. S. Orhon
  • "Tatlı salatalık. Tatlı su."
  • "Ne tatlı bakıyordu."
  • "Tatlı elma. Tatlı nar."

Yerel Türkçe anlamı:

1.İncir. 2.Bal : Çarşıdan tatlı aldım.

Tatlı isminin anlamı, Tatlı ne demek:

Kız ismi olarak; Lezzetli. Hoşa giden, şirin.

Fransızca'da Tatlı ne demek?:

doux

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Çorum ilinde, Sungurlu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Hakkâri şehrinde, Yüksekova ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Siirt şehri, Bağlıca bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Tatlı tanımı, anlamı:

Tatlı canından etmek : Öldürmek.

Tatlı canından olmak : Ölmek.

Tatlı canını sıkmak : Gereksiz şeylere üzülmek ve bunları dert edinmek.

Tatlı yerinde bırakmak : Bir işi can sıkıcı bir duruma sokmadan sona erdirmek.

 

Tatlıya bağlamak : Kavgalı bir işi gönül hoşluğuyla bitirmek.

Tatlı badem : Yağ bakımından zengin, albüminli maddeler, şekerler ve E vitamini içeren, içi şekercilikte, çikolata ve badem şurubu yapımında kullanılan lezzetli bir tür badem (Prunus dulcis).

Tatlı bela : Sevildikleri için verdikleri sıkıntı ve üzüntülere katlanılan kimse, tatlı kaçık.

Tatlı dil : Gönül alıcı söz, tatlı söz.

Tatlı kaçık : Tatlı bela.

Tatlı kaşığı : Tatlı yerken kullanılan çorba kaşığından küçük kaşık.

Tatlı limon : Suyu tatlı olan bir limon türü.

Tatlı sert : Ne çok sert ne çok yumuşak (söz, davranış).

Tatlısıyla tuzlusuyla : Eksiksiz bir biçimde.

Tatlı söz : Tatlı dil.

Tatlı su : Acı veya tuzlu olmayan, içilebilen su.

Tatlı sülümen : Cıva birleşimlerinden, hekimlikte kullanılan zehirli bir madde, kalomel.

Tatlı tatlı : Güzel, hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla, güzel güzel.

Acı tatlı : Şöyle böyle.

Canı tatlı : Sıkıntıya ve acıya katlanmak istemeyen (kimse).

Baba tatlısı : Şambaba.

Ekmek tatlısı : Ekmekten yapılmış olan bir tatlı türü.

Hamur tatlısı : Hamurla yapılmış olan tatlıların genel adı.

Hurma tatlısı : Hurma biçimi verilerek yapılmış olan bir tür hamur tatlısı.

Kabak tatlısı : Soyulmuş, çekirdekleri çıkarılmış ve parmak kalınlığında kesilmiş bal kabağının ağır ateşte şekerle uzun süre pişirilmesi ve üzerine ceviz, fındık, Antep fıstığı vb. serpilmesiyle hazırlanan bir tatlı türü.

Kemalpaşa tatlısı : Un, yağ ve yumurta karışımından yapılmış olan kurabiyelerin sıcak şeker şerbetine atılmasıyla hazırlanan bir tatlı türü.

 

Lokma tatlısı : Mayalı hamurun küçük yuvarlak lokmalar hâlinde kızgın yağda kızartıldıktan sonra şerbete atılmasıyla yapılmış olan bir tatlı, lokma.

Parmak tatlısı : Parmak biçiminde yapılmış olan bir tür hamur tatlısı.

Peynir tatlısı : Tuzsuz taze peynir ve irmikle yapılmış olan bir tatlı türü.

Revani tatlısı : Revani.

Sakız tatlısı : İçine sakız karıştırılarak hazırlanan bir tatlı türü.

Tulumba tatlısı : Özel bir makinede ince, uzun, oluklu bir biçim verilmiş hamur tatlısı.

Yoğurt tatlısı : Yumurta, yoğurt ve erimiş yağ karışımının içine toz şeker, un, irmik, kabartma tozu, vanilya ve Hindistan cevizi karıştırılarak hazırlanan bir tatlı türü.

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır : "gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir" anlamında kullanılan bir söz.

Tatlı dilli : Güzel, kandırıcı, gönül alıcı konuşan, tatlı sözlü.

Tatlı sözlü : Tatlı dilli.

Tatlıca : (tatlı'ca) Hoş, yumuşak bir biçimde. Biraz tatlı, az tatlı.

Tatlıcı : Tatlı yapan veya satan kimse. Tatlıyı seven kimse. Tatlı satılan yer.

Tatlıcılık : Tatlı yapıp satma işi.

Tatlılaşma : Tatlılaşmak işi.

Tatlılaşmak : Tatlı duruma gelmek, tat kazanmak. Sevimli, hoşa giden bir durum almak.

Tatlılaştırma : Tatlılaştırmak işi.

Tatlılaştırmak : Tatlı bir duruma getirmek.

Tatlılı : Tatlısı olan, içinde tatlı bulunan.

Tatlılık : Tatlı olma durumu. Sevimlilik, hoşluk, şirinlik.

Tatlılıkla : Tatlı dille, anlayışla, hoşgörü göstererek, iyilikle.

Tatlımsı : Tatlıyı andıran, tatlıya benzeyen, tatlı gibi.

Tatlısu gelinciği : Tatlı sularda biten bir tür gelincik.

Tatlısu ıstakozu : Kerevit.

Tatlısu kayası : Tatlı sularda yaşayan bir çeşit balık, karabalık, yeşilsazan.

Tatlısu kefali : Sazangillerden, uzunluğu 80 santimetre olan, eti kılçıklı bir balık (Leuciscus cephalus).

Tatlısu levreği : Akarsularda, göllerde yaşayan, uzunluğu 30-50 santimetre olan, sırtı yüzgeçli, beyaz etli bir balık, aklevrek (Perca fluviatilis).

Acısıyla tatlısıyla : Hayatta karşılaşılabilen iyi kötü bütün yönleriyle.

Balcı kızı daha tatlı : "güzel mal satan kimselerden alınan şeyler daha çok hoşa gider" anlamında kullanılan bir söz.

Bedava sirke baldan tatlıdır : "masrafsız ve emeksiz elde edilen şeyler insana hoş gelir" anlamında kullanılan bir söz.

İnsanın eti yenmez derisi giyilmez tatlı dilinden başka nesi var : "insan kendisini ancak tatlı diliyle sevdirebilir" anlamında kullanılan bir söz.

İşi tatlıya bağlamak : Sorunlu bir işi, iyi bir biçimde çözmek.

Öfke baldan tatlıdır : "öfkeye kapıldığında bağırıp çağırmak insanı rahatlatır" anlamında kullanılan bir söz.

Sabır acıdır meyvesi tatlıdır : "sabır zor bir iştir ancak güzel sonuçları vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Şeker : Bu madde katılarak yapılmış lokum, akide, çikolata vb. tatlı yiyeceklerin genel adı. Şeker hastalığı. Sevimli, cana yakın ve güzel. Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Şekerli : İçinde şeker bulunan. Lezzetli, tatlı.

Yiyecek : Yenebilen. Yenmeye elverişli olan her şey.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Âdemoğlu, âdem evladı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse).

Sevimli : Hoşa gitme özelliği olan, hoşa giden, cana yakın, şirin, sempatik.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Tarz. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Herhangi bir şeyin benzeri. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

Acı : Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem. Keskin, şiddetli. Tadı bu nitelikte olan. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı.

Hoş : Beğenilen, duyguları okşayan bir biçimde. Beğenilen, duyguları okşayan, zevk veren. Bununla birlikte.

Bir : Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez. Tek. Sadece. Beraber. Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Aynı, benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.

Tatlı aş : 1.Düğün yemeği. 2.Aşure.

Tatlı bağlamak : Sini veya tepside tatlı açmak; baklava yapmak

Tatlı bulamaç : Tatlı un çorbası.

Tatlı çiit : Tatlı çekirdekli kayısı.

Tatlı dillilik : Tatlı dilli olma durumu, tatlı sözlülük.

Tatlı duraklama : mef'ûlü, mefâilün, feûlün" ölçüsünün gerektikçe"mef'ûlün, fâilün, feûlün" biçimine çevirilmesi: / Kaldım mı, demişti, yolda bir gün / Hindistan'ın denizlerinde?... (A. Hamit Tarhan, Makber)

Tatlı kaşıntı : aşırı duyarlılığı.

Tatlı limon ağacı : (botanik)

Tatlı patates : Renkleri beyazdan kırmızıya doğru değişen, dalları 3 metre kadar boylanabilen, nişasta, vitamin ve mineral bakımından zengin, proteini yetersiz yumru yem bitkisi.

Tatlı sözlülük : Tatlı dillilik.

Tatlı ile ilgili Cümleler

  • Sen bana güvenmek zorundasın, tatlım!
  • Çikolatalı kek en sevdiğim tatlıdır.
  • O bir kızarmış hamur tatlısı yiyor.
  • Tatlı bir mizah duygusu var.
  • Tatlı bir şey yemek isterim.
  • Bu yemek çok tatlı.
  • Tatlı bir şey yemek istiyorum.
  • Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
  • Gao Dao genellikle gerçekten tatlı ama o, kız arkadaşının önünde tamamen abayı yakmış görünüyor.
  • Tatlı bir şeyler istiyorum.
  • Tatlı bir tadı vardı.
  • Tatlı değil mi?
  • Üzgünüm tatlım, hala ofiste çakılıp kaldım.
  • Bir tatlı çörek yiyorum.

Diğer dillerde Tatlı anlamı nedir?

İngilizce'de Tatlı ne demek? : adj. sweet, agreeable, amiable, beautiful, blancmange, delightful, dulcet, fruity, honeyed, honied, luscious, mellifluent, mellifluous, mellow, pleasant, saccharine, sapid, smooth, soft, suave, subtile, subtle, sugary, toothsome

n. dessert, sweeties, afters, sweet, sweetie, sweetmeat

Fransızca'da Tatlı : savoureux/euse, doux/douce, amène, charmant/e, sucré/e, suave

Almanca'da Tatlı : n. Leckerei, Nachspeise, Nachtisch, Näscherei, Naschwerk, Süßigkeit: Süßigkeiten

adj. einschmeichelnd, gelinde, lieb, mild, süß, traut, weich

Rusça'da Tatlı : n. сладкое (N), сладость (F), сласти (PL), десерт (M), помадка (F), лакомство (N), удовольствие (N)

adj. сладкий, вкусный, пресный, приятный, милый, ласковый, мягкий, десертный, сладостный, переливчатый