Teke nedir, Teke ne demek

Teke; bir hayvan bilimi terimidir.

Yerel Türkçe anlamı:

Karides.

Üç yaşlı erkek oğlak

Mert.

Tek, yalnız

Biyoloji'deki anlamı:

Evcil keçinin erkeği.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Keçinin erkeği.

Zooloji alanındaki anlamı:

Evcil keçinin erkeğidir.

Teke isminin anlamı, Teke ne demek:

Erkek ismi olarak; “ Evcil keçinin erkeği. Mert, sözünün eri. Hazar Denizi´nin doğusunda yaşayan bir Türkmen oymağı.”

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

[Bakınız: Oğlak]

İngilizce'de Teke ne demek? Teke ingilizcesi nedir?:

billy goat, billygoat

Fransızca'da Teke ne demek?:

antilobe, bouc

Teke anlamı, tanımı:

Tekeden süt çıkarmak : Olamayacak şeyleri olur duruma getirmek.

Teke dikeni : Patlıcangiller familyasından yüksek çalı biçiminde dikenli bitki.

Tekesakalı : Birleşikgillerden, kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki (Tragopogon porrifolius).

Boynuzluteke : Kın kanatlılardan, kurtçuğu meşe ağaçlarında yaşayan bir böcek (Carambyx).

Teke tek : Bire karşı bir, yeke yek.

Tekebbür : Kibirlenme, büyüklenme, çalım, kurum.

Tekeffül : Kefil olma. Bir şeyin sorumluluğunu üzerine alma, yükümlenme.

 

Tekeffül etmek : Kefil olmak. yükümlenmek.

Tekel : Bir kişi veya kuruluşun herhangi bir alanda kazandığı büyük güç. Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum, inhisar, monopol. Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması, satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu, inhisar, monopol.

Tekel bayisi : Tekel ürünlerinin satıldığı iş yeri.

Tekel maddesi : Tekel ürünleri arasında satışa sunulmuş madde.

Tekel ürünleri : Devlet tarafından üretimi yapılmış olan içki, sigara vb. maddeler.

Tekelci : Tekel görevlisi. Tekel kuran ve bu tekeli kabul ettiren kimse, inhisarcı. Bir şeye, bir düşünceye tek başına sahip olma, benimseme, yayma taraflısı olan.

Tekelci anamalcılık : Ana sermayenin merkezleşme eğiliminden doğan tekelleşme aşaması.

Tekelcilik : Tekelci olma durumu, inhisarcılık.

Tekelinde olmak : Herhangi bir şey tekeli altında bulunmak, elinde tutmak, inhisarında olmak.

Tekeline almak : Fikir, sanat vb. alanda kendi görüşünü hâkim kılmak. bir şeye tek başına sahip olmak, inhisarına almak, patentini almak.

Tekelleşme : Tekelleşmek işi.

Tekelleşmek : Tekel durumuna gelmek.

Tekelleştirme : Tekelleştirmek işi.

Tekelleştirmek : Tekel durumuna getirmek.

Tekellüf : Zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme, gösteriş.

 

Tekellüm : Söyleme, konuşma.

Tekemmül : Olgunlaşma, yetkinleşme.

Tekemmül etmek : Olgunlaşmak, yetkinleşmek, erginleşmek.

Teker : İnce ve çapı oldukça tekerlek biçiminde parça. Cismin gökyüzü üzerindeki iz düşümü. Tekerlek. Tekerlek biçimde olan. Bir gök cisminin daire biçiminde görünen yüzeyi.

Teker meker yuvarlanmak : Döne döne yuvarlanmak. iyi durumda olan bir kişi durumunu birdenbire yitirmek.

Teker teker : Birer birer, ayrı ayrı.

Tekercik : Bilgisayarda oluşturulmuş, yazılmış bilgileri saklamak, bir başka yere aktarmak amacıyla kullanılan araç.

Tekere çomak sokmak : Birinin yolunda giden işini aksatan, engelleyen davranışta bulunmak.

Tekerine taş koymak : Tekere çomak sokmak.

Tekerlek : Bu biçimde olan. Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember, teker.

Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur : "sonucu kötü çıktıktan sonra bir davranış üzerine akıl öğreten çok bulunur" anlamında kullanılan bir söz.

Tekerlek pabucu : Arabaların, yokuş inerken hızlanmalarını önlemek amacıyla tekerlek altına sürülen ve arabaya zincirle bağlı bulunan demir parçası.

Tekerlekçi : Araba tekerliği yapan kimse.

Tekerlekçilik : Tekerlekçinin işi veya mesleği.

Tekerlekli : Tekerleği olan, tekerli.

Tekerlekli kayak : Tekerlekli kayakla asfalt üzerinde yapılmış olan bir tür kayma sporu, asfalt kayağı.

Tekerlekli koltuk : Tekerlekli sandalye.

Tekerlekli sandalye : Sakatların bir yere gidebilmek için kullandıkları tekerlekleri olan oturma aracı, tekerlekli koltuk.

Tekerleme : Tekerlemek işi. Çoğunlukla, masalların genellikle başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde." gibi uyaklı giriş veya ara sözler. Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler. Çoğunlukla basmakalıp söz. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışı. Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı.

Tekerlemek : Yuvarlamak, döndürmek.

Tekerlenme : Tekerlenmek işi.

Tekerlenmek : Durumu bozulmak, kötüye gitmek. Uğraşmak, peşinde koşmak, yuvarlanıp gitmek. Yuvarlanmak, dönmek.

Tekerli : Tekeri olan, tekerlekli.

Tekerrür : Tekrarlanma.

Tekerrür etmek : Tekrarlanmak.

Tekesemek : Dişi keçi çiftleşmek için teke istemek.

Tekessür : Çoğalma, artma.

Tekessür etmek : Çoğalmak, artmak.

Tekevvün : Oluş, oluşma, var olma, doğuş.

Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer : "kıdem ve yaş bakımından büyük olanların yaptıkları her zaman örnek alınır" anlamında kullanılan bir söz.

Arabanın tekerine taş koymak : Güçlük çıkarmak.

Arka teker : Araçların arka düzeninde yer alan tekerlek.

Art teker : İtici gücü sağlayarak bisikleti yürüten teker.

Bazı dingil döner bazı teker : "karşılıklı ilişkilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı doğar" anlamında kullanılan bir söz.

Çevre teker : Sap ve kökte, merkez bölümünün en dış kuşağı.

Çobanın gönlü olursa tekeden yağ çıkarır : "kişi istediğinde olmayacak gibi görünen işlere çözüm yolu bulur" anlamında kullanılan bir söz.

Düzen teker : Makinelerde, hareketin hızını düzgün tutmaya, çalışmayı düzenlemeye yarayan büyük çaplı çark, volan.

Güneş tekeri : Güneş'in gökyüzündeki iz düşümü olan parlak daire.

Ön teker : Araçların ön düzeninde yer alan tekerlek.

Teklif tekellüf : Samimi olmama, resmî olma durumu, teklifli olma.

Yedek teker : Yedek lastik.

Erkek : Koca. Yetişkin adam, bay, er kişi. Sözüne güvenilir, mert. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma.

Keçi : İnatçı. Geviş getirenlerden, eti, sütü, derisi ve kılı için yetiştirilen, memeli dişi hayvan (Capra hircus).

Karides : Denizlerde veya tatlı sularda yaşayan, yüzücü, orta büyüklükte kabuklu, eti yenir bir deniz hayvanı.

Tüylü : Uzun tüyleri olan kilim. Tüyü olan.

Deve : Geviş getiren memelilerden, boynu uzun, sırtında bir veya iki hörgücü olan, yük taşımakta kullanılan hayvan (Camelus).

Hörgüçlü : Hörgücü olan (deve).

Melez : Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş (hayvan veya bitki), kırma, azma, hibrit, metis. Katışık, karışık. Değişik ırkta ana babadan doğmuş olan (kimse).

Bir : Aynı, benzer. Sayıların ilki. Beraber. Bir kez. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Eş, aynı, bir boyda. Ancak, yalnız. Tek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan.

Tür : Dolaşma. Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılmış olan seyahat. Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılmış olan iş.

Teke teke : Teker teker

Teke teke kesmek : Dilim dilim kesmek.

Teke tombalak atmak : Takla atmak

Tekebaş : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Mert, sözünün eri olan kimse.

Tekebaşı : Hatay şehri, Samandağ ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Tekebay : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Mert, sözünün eri olan kimse.

Tekebey : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Mert, sözünün eri olan bey.

Tekebıçağı : Bir çeşit büyük bıçak, saldırma.

Tekebızlık atmak : Takla atmak.

Tekeböcekleri : Kurtçuk evresinde özellikle tarım ve orman ağaçlarına zarar veren, duyargası uzun, kınkanatlılar familyası.

Teke ile ilgili Cümleler

  • Bir kamyonun kaç tekerleği var?
  • Tekerleği çevirin.
  • Bu benim yeni üç tekerlekli bisikletim.
  • Hiç Fince tekerlemeler biliyor musun?
  • Tekerin çok az havası var.
  • Ali Mary'ye tekerlekli sandalyesine binmesi için yardım etti.
  • Tekerlekli patenleri bedavaya aldım.
  • Tekerleği ilk olarak kimin icat ettiği bilinmiyor.
  • Ali bisikletinin patlak tekeri olduğundan bugün okula yürümek zorundaydı.
  • Tekeller kötüdür.
  • Toplantıda o, tartışmayı tekeline aldı ve davayı tamamen bozdu.
  • Tekerleği icat etti.
  • Bilgiye değer verip öğrenmek Yahudilerin tekelinde değildir.
  • Tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm.

Diğer dillerde Teke anlamı nedir?

İngilizce'de Teke ne demek? : [Teke] n. single, one, fellow

n. billy goat, goat, he goat

Fransızca'da Teke : bouc [le], crevette [la]

Almanca'da Teke : n. Bock, Gämsbock, Ziegenbock

Rusça'da Teke : n. козел (M), креветка (F)