Telafi edici vergi nedir, Telafi edici vergi ne demek

Telafi edici vergi; İktisat alanında kullanılan bir terimdir.

İktisat terim anlamı:

Dışsatımcı ülkedeki sübvansiyonlar nedeniyle dışalım mallarının düşük fiyattan piyasasına girdiğini ve bu durumun yerli mal ve sanayilere tehdit oluşturduğunu kanıtlayan dışalımcı ülkenin bu tür mallara uyguladığı, Dünya Ticaret Örgütü’nün sübvansiyonlar kodu ile izin verdiği ek vergi.

Telafi edici vergi anlamı, tanımı

Tela : Kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez

Telafi : Kötü bir etkiyi veya sonucu başka bir etki ile yok etme, karşılama, yerine koyma.

Vergi : Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.

Dünya ticaret örgütü : Uruguay görüşmeleri sonrasında imzalanan nihai senet ile Gümrük ve Tarifeler Genel Antlaşması’nın (GATT) devamı olarak 1995 yılında kurulan çok yanlı ticaret sisteminin yasal ve kurumsal organı.

Sübvansiyonlar kodu : Sübvansiyon ve sübvansiyonlara karşılık uygulanabilecek telafi edici önlemlere ilişkin bir Dünya Ticaret Örgütü düzenlemesi.

Sübvansiyon : Destekleme.

 

Ek vergi : Bir vergiye ek olarak alınan vergi. Türkiye’de 1995 yılından itibaren belli dönemlerde, bütçe açıklarını kapatmak amacıyla uygulanmaya başlanan ve tütün mamulleri, alkollü içkiler, şaraplar, ispirto, oyun kağıtları ve röntgen filmleri üzerinden ek olarak alınan vergi.

Ticaret : Ürün, mal vb. alım satımı. Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr. Bu etkinlikle ilgili bilim. Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği.

Sanayi : Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü, işleyim, uran, endüstri.

Piyasa : Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer, pazar. Ortalık. Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat. Arz ve talebin karşılaştığı alan. Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme.

Tehdit : Gözdağı.

Mallar : Emvâl. Yararlanılabilecek ve kullanılabilecek nitelikte olan taşınır mallar.

Dünya : Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Dış, çevre, ortam. Herkes. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun.

Düşük : Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, bağan, sakıt. İktidardan düşmüş ya da düşürülmüş. Az. Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış. Dil bilgisi kurallarına uymayan. Eski değer ve onurunu yitirmiş olan.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

 

Ülken : “Senin yurdun, senin vatanın” anlamında kullanılan bir isim”.

Yerli : Taşınamayan, başka yere götürülemeyen. Bir yerin ilk sakini olan, otokton. Belli bir bölgede yetişen, otokton. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan. Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad. Yurt içinde yapılmış olan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan.

Fiyat : Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha. Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı. Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki.

Örgüt : Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat. Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü.

Diğer dillerde Telafi edici vergi anlamı nedir?

İngilizce'de Telafi edici vergi ne demek ? : countervailing duty