Tencere nedir, Tencere ne demek

Tencere; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • İçinde yemek pişirilen, kapaklı, genellikle metal kap

"Tencere" ile ilgili cümle

  • "Bir çocuğa tencere getirmesini tembihliyordu." - A. Kutlu

Tencere hakkında bilgiler

Tencere, (Arapça:طنجرة) içinde yemek pişirmek veya bir şeyler kaynatmak amacı ile genellikle paslanmaz çelikten üretilmiş derince, çoğu zaman yuvarlak biçimli mutfak eşyasıdır. Değişik çaplarda üretilmiş fonskiyonları vardır. Teflon kaplı olanlar yanmaz ve yapışmaz özelliğe sahiptir. Tencerelerin topraktan yapılmış olan türlerine ise güveç denir. Dökme demirden üretilmiş tencereler de vardır. Dökme demir tencereler, kısık ateşte ve uzun sürede pişirilen yemeklerde(baklagiller,et yemekleri,rosto vb...) tercih edilmektedir.Bu tür tencereler ocak üzerinde olduğu gibi fırın içinde de kullanılabilmektedir.

Tencere ile ilgili Cümleler

  • Çorba pişirmek için büyük bir tencere kullanırım.
  • Suyu bir tencerede kaynatıyorum.
  • Tenceredeki çorba çok tuzluydu.
  • Tencereyi kaynatan paradır.
  • Ali büyük bir tencerede gerçekten iyi kokan bir şey pişiriyordu.
  • Tencere taşıyor.
  • Masanın üzerinde zaten tabak, bıçak, çatal, kaşık ve bir tuzluk var; Tencereyi getirin.
  • Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.
  • tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş
  • Yemeği büyük tencerede pişirirler.
  • Çıplak ellerle tencereye dokunma.
  • Her tencere için bir kapak var.
  • Tencere kapağı nerede?
 

Tencere tanımı, anlamı:

Yemek : Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Yasal yoldan cezalandırılmak. Başkasının parasını harcamak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Birine alacağını vermemek, ödememek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Isırmak. Kandırmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Yemek yeme, karın doyurma işi.

Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).

Tencerede pişirip kapağında yemek : Geçinme konusunda var olanla yetinmek.

Tenceresi kaynamak : Geçimleri az çok yerinde olmak.

Tencere yemeği : Sulu yemek.

Düdüklü tencere : Buhar basıncından yararlanarak yemeği çabuk ve sağlıklı olarak pişiren bir tür metal tencere, düdüklü.

Tencere dibin kara seninki benden kara : "kötülük, kusur yönünden sen benden daha betersin" anlamında kullanılan bir söz.

Tencere tava herkeste bir hava : "herkes kendi bildiği gibi davranıyor, ortada düşünce birliği kalmamış" anlamında kullanılan bir söz.

 

Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş : "hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş" anlamında kullanılan bir söz.

Tenceresi kaynarken maymunu oynarken : Geçimi yolunda, keyfi yerindeyken.

Erine göre bağla başını tencerene göre kaynat aşını : "davranışlarını içinde bulunduğun koşullara uydur" anlamında kullanılan bir söz.

Herkesin tenceresi kapalı kaynar : "bir kimsenin durumu, içinde bulunduğu yaşayış şartları başkalarınca gereği gibi bilinemez" anlamında kullanılan bir söz.

Kapaklı : Kapağı olan.

Metal : Bu maddeden yapılmış. Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.

Pişirmek : Çalışarak öğrenmek. Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek. Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek. Olgunlaştırmak. Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak.

Kaynatmak : Kaynak yaptırmak. Konuşmak, sohbet etmek. Belli etmeden almak. Unutturmak. Kaynamasını sağlamak.

Paslanmaz : Paslanmaya karşı dayanıklılığı olan (alaşım veya metal).

Çelik : Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Zayıf fakat güçlü (vücut). Kısa kesilmiş dal. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Bu alaşımdan yapılmış. Kök salması için yere dikilen dal. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek.

Derince : Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri. Biraz derin.

Tencere dibin kara, seninki benden kara : “kötülük, kusur yönünden sen benden daha betersin” anlamında kullanılan bir söz.

Tencere eğeği : Tencere tutağı.

Tencere tava, herkeste bir hava : “herkes kendi bildiği gibi davranıyor, ortada düşünce birliği kalmamış” anlamında kullanılan bir söz.

Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş : “hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş” anlamında kullanılan bir söz.

Tenceresi kaynarken, maymunu oynarken : geçimi yolunda, keyfi yerindeyken.

Diğer dillerde Tencere anlamı nedir?

İngilizce'de Tencere ne demek? : n. saucepan, cooker, stewpot

Fransızca'da Tencere : marmite [la], faitout [le], pot [le], timbale [la]

Almanca'da Tencere : n. Kochtopf, Topf

Rusça'da Tencere : n. кастрюля (F), котелок (M)