Tezlik fiili nedir, Tezlik fiili ne demek

Tezlik fiili; bir dil bilgisi terimidir.

  • Bir fiile -i zarf-fiil ekiyle vermek fiili getirilerek oluşturulan ve çabukluk, kolaylık, yardım kavramı veren birleşik fiil, tezlik eylemi: Söyleyivermek, yapıvermek gibi

Gramer anlamı:

(Almanca hast Verbum, Zeitwort von Eile; Fr. verbe hatif, İng. verb of haste; Osm. tâcil fiili, fi’l-i ta’cîlî || -(y)I / - (y)U’lu zarf-fiilin üzerine «tezlik», «çabukluk» gösteren ver- tasvir yardımcı fiilinin getirilmesiyle kurulan birleşik fiil: Bu bina esaslı bir tamir ister, bay Murad dedi.; pancurlar nerdeyse iniverecek (T. Buğra, Yalnızlar s. 227). Nedir insanı aldatıveren... kötüyü ve kötülüğü unutturuveren? Kötülüğü bir sabahlık, bir sokak kıyafeti haline düşürüveren nedir (T. Buğra, göst.e., s. 226). İşte o zaman Hüseyin beyin o yürek paralayan gülümseyişi eriyiverdi (T. Buğra, göst.e, s. 236). Dürdane, hiddet ve hayretle: Bilmiyorum vallahi anne, dedi, boş bulundum işte... ağzımdan çıkıverdi (R. N. Güntekin, Kızılcık Dalları, s. 75). Elif, dedi, dayının çuvallarını eşeğe sırtla da değirmene götürüver (R. H. Karay, Memleket Hikâyeleri: Yılda Bir, s. 105). Yere çöküverdi (Y. Kemal, Ortadirek, s. 297). Biraz daha yatağımı, uykuyu düşünsem belki de uyuyuvereceğim (S. Faik, Bütün Eserleri: Semaver, Sarnıç: Birtakım İnsanlar, s. 83) ve benzeri

 

Tezlik fiili tanımı, anlamı:

Tezlik : Tez olma durumu.

Tezli : Tezi olan, bir iddia ileri süren.

Fiil : Olumlu veya olumsuz olarak çekimli durumda zaman kavramı taşıyan veya zaman kavramı ile birlikte kişi kavramı veren kelime, eylem. İş, davranış.

Zarf : Bir fiilin, bir sıfatın veya bir zarfın anlamını zaman, yer, ölçü, nitelik, soru kavramları bakımından etkileyen kelime, belirteç. İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese. Kap, kılıf, sarma. İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap.

Vermek : Sahip olmasını sağlamak. Ondan bilmek, atfetmek. Bırakmak veya bağışlamak. Doğurmak. Ayırmak, harcamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Satmak. Kazandırmak, katmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Yaymak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Tespit etmek. Dayamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Ödemek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur.

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç.

Çabukluk : Çabuk olma durumu, hız, sürat.

Kolaylık : Kolay olma durumu. Bir işi yapabilme durumu veya imkânı. Kolay duruma getiren. İşlerin kolayca yapılmasını sağlayan şey.

Yardım : İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. Bağış, iane. Etki.

 

Kavram : Tutam, avuç dolusu. Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon. Karın zarı, periton. Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon.