The cape türkçesi The cape nedir

The cape ile ilgili cümleler

English: The ship sailed around the cape.
Turkish: Gemi burnun etrafını dolaştı.

English: They passed the Cape of Good Hope.
Turkish: Onlar Ümit Burnu'nu geçtiler.

English: Our ship rounded the cape this morning.
Turkish: Gemimiz bu sabah burnun etrafını dolaştı.

The cape ingilizcede ne demek, The cape nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Cape : Bazı şeylerin sivri ön bölümü. Harmaniye. Çıkıntı. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Pelerin. Burun. Bir su kütlesine uzanan sivri kara parçası. Kap. Harmani.

The 1967 borders : 1967 sınırları. Bağımsızlık savaşı sonrasında ateşkes anlaşmalarında oluşturulan sınırlar (israil tarihi). Yeşil hat.

The 2004 tsunami : 2004 tsumanisi. 000 insanın ölümüne yol açan 26 aralık 2004'te meydana gelen yıkıcı tsunami. Bir depremin tetiklediği ve iki kıtada 8 ülkede (tayland, hindistan, endonezya, malezya, maldivler, seylan, somali ve sri lanka) yaklaşık 225. 26 aralık 2004'teki büyük tsunami.

 

The a team : Televizyonda macera dizisi ismi. A takımı.

The above : Yukarıda anılan. Yukarıdaki. Yukarıda yazılanlar (bir sayfada). Yukarıki.

The ablative : Çıkma durumu. İsmin -den hali. Ablatif.

İngilizce The cape Türkçe anlamı, The cape eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The cape ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Basin : Koy. Havza. Yerkabuğunda oluşan basıklık. Leğen. Funda. Tekne. Kase. Havuz. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Yalak.

Holders : Kulp. Tutan şey. Sevke tabi personel. Tutacak. Duy. Hamil. Aktif sahipleri. Sahip. Elinde bulunduran kimse.

Cape : Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü.

Capote : Yağmurluk. Bir otomobilin motorunu örten çıkarılabilir parça. Kaput. Kapuşonlu uzun pelerin veya palto. Viktorya dönemi ortalarında kadınlar ve çocuklar tarafından giyilen şapka benzeri işlemeli bone. Bir matadorun pelerini (fransızca'dan). Bir taşıyıcının katlanabilen en üst kısmı (fransızca'dan).

Bulge : Şiş yapmak. Bombaj. Esnemek. Geçici artış. Çıkıntı yapmak. Pırtlamak. Şiş. Kutu konserve ürünlerde fiziki hatalara, kimyasal reaksiyonlara ve mikroorganizmalara bağlı olarak iç basıncın artmasıyla oluşan şişme olayı. Tümsek.

Coigns : Köşe. Çıkıntılı köşe. Dirsek.

Binder : Bağlayıcı madde. Asıl güvence belgesi düzenleninceye kadar geçerli olmak ve güvencenin yapıldığını göstermek üzere verilen belge. Dosya. Klasör. Ciltçi. Lastik bant. Yapıştırıcı. Cilt makinası. Bağ.

 

Bulges : Pörtlemek. Çıkıntı yapmak. Şiş yapmak. Esnemek. Bel vermek. Şişmek. Tümsek. Geçici artış. Pırtlamak.

Chemise : Kadın gömleği. İç gömleği. Kadın iç gömleği. Kombinezon.

Eminentia : Tümör. Yükseklik, çıkıntı, kabartı, tepe. Eminensiya. Kabartı.

The cape synonyms : chemises, container, cliff, beak, bill, holder, capotes, catchalls, agger, coign, bump, cloaks, case, cloak, eaves, conking, hollowware, buckle, mantle, cliffs, crucible, forelands, cape of good hope, foreland, nasal, ear, bason, binders, pelerine, dentation, nasals, headland, beaks.