The group of seven türkçesi The group of seven nedir

  • G7.
  • Kendi aralarındaki işbirliğini; dünya para ve ticaret sistemlerinin işleyişini geliştirmek; uluslararası uyuşmazlıkları çözme ve önlemedeki kapasitesini güçlendirerek birleşmiş milletleri yeniden canlandırmak için işbirliği yapmak amacıyla, 1975 yılında abd, almanya, ingiltere, japonya, fransa, italya ve kanada’nın oluşturduğu sanayileşmiş ülkeler topluluğu. krş. g5, g8.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Yediler grubu.

The group of seven ingilizcede ne demek, The group of seven nerede nasıl kullanılır?

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Group : Gruplaştırmak. Gruplandırmak. Bir çarpım işlemi altında kapalı kalıp her öğesinin evriğini içeren, birim işlerli öğeler kümesi. Küme. Türküm. Öbek. Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup. Zümre. Eğitim, fizik, kimya, gramer, iktisat, jeoloji alanlarında kullanılır. Birden çok kelimeden oluşan fakat yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören ve yargı bildirmeyen söz dizisi. ad tamlaması, sıfat tamlaması, iyelikli tamlama, ikilemeli tamlama, birleşik ad, edat grubu, birleşik fiil vb. birer grup oluşturmaktadır: saman rengi, ana kucağı, tatlı elma, dünkü haber, iri iri gözler, halide nusret zorlutuna, pazartesi (<pazar ertesi), ayakkabı, haydarpaşa, sizin için, ona göre, ateş gibi, denizde kum, evdeki iş, alt eylemek, pişman olmak, yapmış bulunmak, osman baba, ayşe nine, ey arkadaş! vb.

 

Of : Hakkında. -den. Yüzünden. -den övünerek bahsetmek. -nin. -li. -dan. Karşı. Li. -nın.

Seven : Vıı. Yedisi. Yedili. Yedi rakamı. Yedi. İskambilde yedili. 7.

The group of 77 : Grup 77. Temel uluslararası iktisadi sorunları tartışmak, ortak iktisadi çıkarları savunmak ve güney ülkelerinin kalkınmasını gerçekleştirmek amacıyla bağlantısız ülkeler hareketinin siyasi erekleri doğrultusunda 15 haziran 1964 yılında birleşmiş milletler ticaret ve kalkınma konferansının birinci oturumu sonrasında hazırlanan ortak bildiriye imza koyan yetmiş yedi gelişmekte olan ülkenin oluşturduğu grup. bağlantısız ülkeler hareketi ile grup 77 arasında işbirliği ve eşgüdüm sağlamak amacıyla 1994 yılında ortak eşgüdüm komitesi kurulmuştur. krş. birinci kalkınma on yılı.

The group of eight : Rusya federasyonu’nun 1998 yılında g7 ülkelerine katılımıyla genişleyen sanayileşmiş ülkeler topluluğu. krş. g7, g5. G8.

The group of five : G5. Beşler grubu. Uluslarararası ticaret ve para konularında işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla fransa, almanya, japonya, ingiltere ve abd’den oluşan ülkeler topluluğu. krş. g7, g8.

The group of fifteen : G15. Üye ülkeler arasındaki işbirliğini geliştirmek, dünya ticaret örgütü ve g7 gibi uluslararası gruplara üyeleri adına görüş bildirmek amacıyla cezayir, arjantin, brezilya, şili, mısır, hindistan, endonezya, jamaika, kenya nijerya, malezya, meksiko, peru, senegal sri lanka, venezüella ve zimbabve gibi on yedi gelişmekte olan ülkenin oluşturduğu örgüt.

 

The group of ten : G10. Uluslararası iktisadi, parasal ve finansal sorunlarına ilişkin görüş alışverişinde bulunmak ve işbirliği yapmak amacıyla belçika, kanada, fransa, almanya, italya, japonya, hollanda, isveç, ingiltere ve abd’nin 1962 yılında oluşturduğu daha sonra isviçre’nin katılımıyla ülke sayısı on bire ulaşmasına karşılık aynı adla anılmaya devam edilen sanayileşmiş ülkeler topluluğu. Onlar grubu.

İngilizce The group of seven Türkçe anlamı, The group of seven eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The group of seven ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

The group of seven synonyms : a pass through certificate, abnormal budget receipts, a shift in individual demand, abnormal budget expenditures, ability rent, a shift in supply.