The old türkçesi The old nedir

  • Yaşlılar.
  • Eskiler.
  • İhtiyarlar.

The old ile ilgili cümleler

English: After being abandoned for years, the old house went to rack and ruin.
Turkish: Eski ev terk edildikten yıllar sonra harap bir hale gelmiş.

English: "Cat?", the old man wondered.
Turkish: "Kedi? ", yaşlı adam merak etti.

English: A group of youths attacked the old man.
Turkish: Gençlerden oluşan bir grup yaşlı adama saldırdı.

English: Ah, that reminds me of the old days!
Turkish: Ah, o bana eski günleri hatırlatır.

English: Ali decided that it wouldn't be sensible to try to cross the old rope bridge.
Turkish: Ali eski halat köprüyü geçmeye çalışmanın mantıklı olmayacağına karar verdi.

The old ingilizcede ne demek, The old nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Old : İhtiyar. İhtiyarlamak. Önceki. Büyük. Yaşlı. Eski. Kart. Deneyimli. Pişkin. Eski zamanlar.

The old city : Şehrin eski bölümü. Eski şehir. Şehrin tarihi kısmı. Bir şehrin antik bölgesi.

The old country : Göçmenin anayurdu. Memleket. Ana vatan. Doğduğu veya doğdukları ülke.

 

The old enemy : Şeytan.

The old man and the sea : Çok büyük mücadeleler sonucu dev bir kılıçbalığı yakalama hayalini gerçekleştiren kübalı bir balıkçı hakkında ernest hemingway tarafından yazılan ve 1952 yılında yayınlanan roman. Yaşlı adam ve deniz.

The old man : Baba. Sözü geçen kimse. Koca. Kaptan. İhtiyar. Yönetici.

İngilizce The old Türkçe anlamı, The old eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The old ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ancients : Klasik eserler yazarı. Eski uygarlıklar. Antik düşünürler.

Tot : Yavrucak. Toplam. Ufaklık. Duble. Yekun. Küçük çocuk. Bızdık. Toplamak. Azıcık.

Elders : İhtiyar heyeti. Büyükler.

Tots : Küçük şey. Yavrucak. Bızdık. Toplam. Bir yudum. Döküntü. Ufaklık.

Totting : Küçük çocuk. Bir yudum. Ufaklık. Cem etmek. Yekun. Azıcık. Toplamak. Duble. Toplam.

The ancients : Antik romalılar ve yunanlılar.

Totted : Bir yudum. Yekun. Toplamak. Duble. Küçük çocuk. Cem etmek. Toplam. Azıcık. Ufaklık.

Senior citizens : Kıdemli yurttaşlar veya vatandaşlar.

The old synonyms : old goods.