The very first türkçesi The very first nedir

The very first ile ilgili cümleler

English: I fell in love with Mary the very first time I saw her.
Turkish: Onu ilk kez gördüğümde Mary'ye aşık oldum.

English: From the very first time I saw her, I knew she was different.
Turkish: Onu gördüğüm ilk andan beri, onun farklı olduğunu biliyordum.

The very first ingilizcede ne demek, The very first nerede nasıl kullanılır?

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Very : Mutlak. Çok. Gayet. En. Bile. Hatta. Tıpkısı. Salt. Tam. Pek.

First : Öncelikle. İlk kez. Önde gelen. İlk olarak. Birincilik. En büyük. Önce. Birinci. Mükemmel. Başta gelen.

The very : Tam. En.

The very best : İşin kaymağı. Mahsülün kreması. En iyisi. Geriye kalanlardan daha iyi olan.

The very moment : - zamanda. - olduğu anda. ... anında. Tam anlamıyla - olduğu zaman.

The very last : En son.

The very opposite : Tam tersi.

At the very latest : En geç.

At the very least : En aşağı. En az.

İngilizce The very first Türkçe anlamı, The very first eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak The very first ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Early : Erken. -in başlarında. İlk zamanlarında. Eski. Erkenden. Önceki.

Fores : Baş taraf. Öndeki. Önde. Ön. Başta. Önde olan. Ön taraftaki. Pruva. Başa doğru.

Original : Özgün. Gerçek. İlginç tip. Asıl metin. Organizatör. Yaratıcı. Esas. El değmemiş. Kaynak. Orijinal.

Firsts : Birinci. Başta gelen. Başlangıç. Birincilik. Önde gelen. En büyük. Önce. Birinci gelen şey. Mükemmel.

Initiatory : Tanıtıcı. Başlangıç ile ilgili. Başlatan.

Precursor : Ana nüklid. Metabolik bir reaksiyon serisiyle bir molekülün sentezlenebilmesi için gerekli olan öncül moleküller. Biyoloji, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Prekürsor. Önceki görevli. Müjdeci. Yordayıcı. Haberci. Prekursör. Bozunma zinciri içinde bir nüklidden önce yer alan radyonüklid.

Premier : Asıl. Kıdemli. Baş. Prömiyer. Sınıf veya önem bakımından ilk sırada. Birinci. Yeni bir tiyatro oyununun ilk temsili. İlk oynanım.

First : En büyük. Başlangıç. Birinci. İlk olarak. İlkönce. İlk kez. Başta gelen. Önce. Öncelikle.

Preliminary : Başlangıç niteliğinde. Eleme maçı. Giriş. Ön. Hazırlık. Hazırlayıcı. Ön sınav. Başlangıç. Mukaddime.

Former : Biçimlendirici. Önceki. Sabık. Kalıpçı. Öncel. Geçmiş. Evvelki. İlk söylenen. Gövde uçak.

The very first synonyms : fore, maiden, elementary, before time, prelusive, initial.