Theatrical costume türkçesi Theatrical costume nedir

  • Giysi.
  • Oyuncuların rol gereği giydikleri giysi.

Theatrical costume ingilizcede ne demek, Theatrical costume nerede nasıl kullanılır?

Theatrical : Yapmacık. Tiyatral. Dramatik. Sahte. Tiyatroluk. Temsili. Abartmalı. Doğal olmayan. Abartılı. Tiyatroya ait.

Costume : Elbise giymek. Giysi. Tayyör. Her türlü dış etkenlerden korunma, güzel ve çekici görünme, bağlı bulunduğu toplumsal sınıfı belirtme, yaşadığı ruhsal durumu dışa vurma, geleneklerin ve modanın etkisini yansıtma amacıyla giyilen, örtünülen, kuşanılan doğal ya da yapay nesnelerin tümü. Kıyafet. Mayo. Elbise. Tiyatroda rolün gerektirdiği elbise, kostüm. Sahne elbisesi.

Theatrical company : Tiyatro grubu. Tiyatrolarda sahne alan grup.

Theatrical dance : Tiyatroluk dans. Sahne üzerinde tiyatro anlatımını getiren ve tiyatro öğelerini kapsayan dans türü.

Theatrical education : Tiyatroyu her yönüyle, kuramsal ve uygulama alanlarıyla öğretmeyi, aydınlatmayı ve denemeyi amaç edinen eğitim yöntemi. Tiyatroyu, kaynağı, tarihsel gelişmesi, kuralları, gereçleri, tekniği ve çeşitli yönleriyle aydınlatmayı erek edinmiş eğitim yöntemi. Tiyatro eğitimi.

Theatrical film : Tecimsel film. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tecimsel sinemalarda oynatılmak üzere gerçekleştirilmiş, bu sinemaların gereklerini ve izleyicinin durumunu göz önünde bulunduran film. (kötü anlamda) başarısız, kazançtan başka amaç gütmeyen kötü film.

 

İngilizce Theatrical costume Türkçe anlamı, Theatrical costume eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Theatrical costume ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Caparisoning : Donatmak. Süslemek. Eyer örtüsü. Haşe örtmek. Örtü. Giyecek. Haşe. Elbise. Süsleme.

Caparisons : Haşe örtmek. Donatmak. Süsleme. Süslemek. Eyer örtüsü. Örtü. Giyecek. Elbise. Haşe.

Body suit : Tek parça iç çamaşırı (kadın). Sımsıkı elbise.

Appareled : Kıyafet. Üst baş. Süs. Giyecek. Elbise. Donatmak. Esvap. Giyim kuşam. Kılık.

Attirement : Giyecek. Kuşanma. Dekorasyon. Güzel hale getiren şey. Giyinme. Giyim kuşam. Süsleme.

Apparels : Giyecek. Esvap. Kıyafet. Kılık. Üst baş. Donatmak. Süs. Elbise. Giyim kuşam.

Bib and tucker : Giyecek. En iyi kostüm. Elbise.

Clothing : Giysiler. Üst. Üzeri. Giyim. Belirli ölçütlere göre ve seri halinde üretilen giyim eşyası. Kıyafet. Giyecek. Soğuktan ve kötü havalardan korunma, süslenme, büyüsel inançlar ve utanma duygusu gibi nedenlerle ilkellerin gövdelerinin kimi yerlerini örten hayvan derisi, kumaş, ot, hayvan tüyleri vb.

Attiring : Giyinmek. Giydirmek. Kıyafet. Süs. Giyinip kuşanmak. Donatmak. Kisve. Kılık. Giyim.

Attire : Kıyafet. Giyim. Kisve. Giyinip kuşanmak. Donatmak. Süslemek. Giydirmek. Kılık. Giyinmek.

Theatrical costume synonyms : clothes, caparison, apparel, attires, appareling, caparisoned.