Theory of comparative advantages türkçesi Theory of comparative advantages nedir

  • Karşılaştırmalı üstünlükler kuramı.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Karşılaştırmalı üstünlükler teorisi.
  • İki ülke, iki mal, takas ekonomisi, ölçeğe göre sabit getiri, tam işlendirme, tam rekabet, taşıma maliyetlerinin sıfır, istem ve teknolojinin veri olduğu, emeğin ülke içinde tam akışkan ülkeler arasında ise akışkan olmadığı ve serbest ticaret varsayımları altında; bir ülke diğerine göre iki malı da yüksek maliyetle üretse bile hangi malı göreli olarak daha düşük emek maliyetiyle üretiyorsa o malın üretiminde uzmanlaşarak dışsatımını, göreli olarak daha yüksek emek maliyetiyle ürettiği malın ise dışalımını yapması durumunda, dış ticarete katılan iki tarafın da kazançlı çıkacağını ileri süren ve david ricardo tarafından geliştirilen dış ticaret kuramı.

Theory of comparative advantages ingilizcede ne demek, Theory of comparative advantages nerede nasıl kullanılır?

Theory : Kuram. Bilgi edinme sürecinin herhangi bir aşamasında ortaya atılan, geçerlilik ve güvenilirliği bilimsel yöntemle saptanmış bir genel bilgi ve açıklama düzeni. Bir sonucu ilgilendiren düşüncelerin tümü, düşünce alanında kalan bilgi ve bu bilginin temel ve kuralları. Bilimsel bilgilerden türetilen ve gerçeklenmeye açık olmakla birlikte henüz gerçeklenmemiş olan bilgiler dizgesi, bk. kurmaca. Düşünce alanında kalan bilgi ve bu nitelikteki bilginin bilimsel temel ve kuralları. gözlem konusu olan bir sınıf olay ve ilişki üzerinde yapılan deneyler sonucu doğruluğu hemen hemen kesinleşen yöntemli açıklama. Özdeğin , araştırma sınırları içindeki tüm nitel ve nicel ilişki, durum ve devinimlerinin, gözlem, varsayım, deney ve yasalarla belirlenen bilgileri üzerine düşünsel olarak kurulan genel düzenleme. Nazariye. Teori. Bilgisayar, eğitim, kimya, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır.

 

Of : -den. Li. Karşı. -dan. -nin. Nin. -li. Hakkında. Yüzünden. -nın.

Comparative : Göreceli. Sıfatlarda ve zarflarda birbiri ile yapılan karşılaştırmaların nitelik ve nicelik bakımından eşitlik, üstünlük ve en üstünlük derecelerinde olması. karşılaştırma derecesi, sıfat ve zarfların önüne getirilen gibi, kadar, denli, daha, çok, ziyade, fazla, en, pek gibi kelimelerle karşılanır: arı kadar çalışkan bir oğlunuz var. ayşe, nazlı'dan daha düzenli bir kızdır. sen bu işi onlardan daha iyi başarabilirsin. kardeşin burada benden çok yoruluyor. verdiğin emek bundan fazla gelir getirmez. arkadaşların en yaşlısı toplantıya başkanlık edebilir. funda pek uslu bir çocuktur vb. karşılaştırma derecesi; eşitlik, üstünlük ve en üstünlük olmak üzere üçe ayrılır. bk. karşılaştırma sıfatı, karşılaştırma zarfı. Karşılaştırmalı. Kıyaslamalı. Üstünlük derecesini gösteren. Karşılaştırma yoluyla yapılan. Üstünlük derecesi gösteren. Nispi. Uygun. Mukayeseli.

Advantages : Avantaj. Çıkar. Fayda. Üstünlük. Menfaat. Avantajlar.

 

Dynamic theory of comparative costs : Bir ülkenin, başlangıçtaki faktör donanımı ve teknolojik düzeyine bağlı olarak sahip olduğu üretim ve dış ticaretteki karşılaştırmalı üstünlüklerin zaman içinde faktör donanımı ve teknolojik gelişmeyle değişeceğini ileri süren yaklaşım. Dinamik karşılaştırmalı üstünlük kuramı.

Theory of cellular patology : Sellüler patoloji görüşü. Hastalık belirtilerinin, canlı organizmayı oluşturan hücrelerde biçimlenen değişiklikler sonucu meydana geldiğini ayrıca organlara ve dokulara aitmiş gibi görünen duyarlılığın hücrelere ait olduğunu savunan görüş.

Theory of : Teorisi.

Theory of absolute advantages : İki ülke, iki mal, takas ekonomisi, ölçeğe göre sabit getiri, tam işlendirme, tam rekabet, taşıma maliyetlerinin sıfır, istem ve teknolojinin veri olduğu, emeğin ülke içinde tam akışkan ülkeler arasında ise akışkan olmadığı ve serbest ticaret varsayımları altında; bir ülke diğerine göre hangi malı daha düşük emek maliyetiyle üretiyorsa o malın üretiminde uzmanlaşarak dışsatımını, daha yüksek emek maliyetiyle ürettiği malın ise dışalımını yapması durumunda, dış ticarete katılan iki tarafın da kazançlı çıkacağını ileri süren ve adam smith tarafından geliştirilen dış ticaret kuramı. Mutlak üstünlükler teorisi. Mutlak üstünlükler kuramı.

Theory of action : Eylem kuramı. İnsanın çevre karşısında bir örgenlik değil, durum içinde eylemde bulunan bir edimci olduğu görüşüyle bireye etkin bir kişilik yükleyecek ve onu bir küme üyesi olarak ele alacak bir gözlem ve deneyleme tasarımı öngören kuram.

İngilizce Theory of comparative advantages Türkçe anlamı, Theory of comparative advantages eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Theory of comparative advantages ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Theory of comparative advantages synonyms : a type mutual funds, a change in supply, ability rent, a pass through certificate, a shift in supply, comparative productivity advantage, a shift in individual demand.