Ticaret; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

 

"Ticaret" ile ilgili cümle

  • "Yolcuların çoğu çıkmış, artık ticareti dönüşe bıraktım." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Ne ziraat ne ticaret için kâfi nüfus kaldı." - F. R. Atay

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Kâr elde etmek amacıyla yapılmış olan alım satım etkinliği.

Hukuki terim anlamı:

satmanlik, satkanlık, tecim.

İngilizce'de Ticaret ne demek? Ticaret ingilizcesi nedir?:

trade, commerce

Ticaret anlamı, tanımı:

Ticaret ataşesi : Yurt dışında ticaret işleri ve hareketleriyle ilgilenmek üzere görevlendirilen memur, ticari ataşe.

Ticaret borsası : Ticaret mallarının işlem gördüğü borsa.

Ticaret coğrafyası : Bir ülkenin ticaretle ilgili her türlü ilişkisini ve bunun nedenlerini inceleyen coğrafya bilimi.

Ticaret filosu : Aynı bayrak altında çalışan her türden ticaret gemilerinin tümü.

Ticaret gemisi : Devlet veya özel sermayece işletilen, ticaret amacıyla kullanılan gemi.

Ticarethane : Ticaret işlerinin yürütüldüğü yer.

Ticaret işletmesi : Kazanç sağlamak amacıyla çalışan işletme.

Ticaret limanı : Dış ülkelerle alışverişin yapıldığı liman.

Ticaret mahkemesi : Ticaret davalarına bakan mahkeme.

Ticaret merkezi : Çeşitli ürünlerin ve malların pazarlandığı, ticari ilişkilerin kurulduğu yer.

Ticaret odası : Tüccarlar arasında dayanışmayı sağlamak, ortak sorunlarla uğraşmak, yabancı tüccarlarla ilişki kurmak, ortak çıkarları korumak için kanun ile kurulan tüzel kişiliğe sahip kurum.

Ticaret sicili : Ticaret mahkemelerinin bulunduğu yerlerde ticari işlemlerin kayıt ve tescil edildiği ve herkesin yararlanabileceği resmî kütük.

Dış ticaret : Bir devletin yabancı devletlerle yaptığı alışveriş, ithalat ve ihracatın tamamı.

Bavul ticareti : Gümrük vergisi ödenmemiş eşyayı bavul veya çantalarla sınırdan geçirerek iç veya dış piyasada değerlendirme işi.

Kadın ticareti : Kız çocukları ile kadınların gizlice kaçırılarak veya doğrudan para karşılığında satılması.

Nüfuz ticareti : Bir kimsenin bulunduğu makamın gücüne dayanarak bazı işlere karışıp kendine çıkar sağlaması.

Dış ticaret açığı : Yabancı ülkelerden alınan malların satılandan daha fazla olması sonunda ortaya çıkan borç tutarı.

Ürün : Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul. Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey. Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey. Eser.

Satım : Satış.

Kazanç : Satılan bir mal, yapılmış olan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para, getiri, temettü. Yarar, çıkar, kâr.

Yürü : "devam et, git" anlamında kullanılan bir söz.

Etkin : Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom). Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik. Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı.

Etkinlik : Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite. İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi. Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu. Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği. Etkin olma durumu, müessiriyet.

Bilim : Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.

Tecim : Ticaret.

Mal : Esrar. Büyükbaş hayvan. Bayağı, aşağılık, kötü kimse. Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü. Orospu. Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, emtia.

Alım : Alma işi. Kurum, çalım, gurur. Çekicilik.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Ticaret birlikleri : Belirli bir kesim veya işte etkinlik gösteren firmaların ürettikleri mal veya hizmetlerin ticaretini özendirmek, üyelerine iş ahlakı, yönetim teknikleri, ölçütlendirim ve ticari araştırmalar gibi konularda hizmet sağlamak için oluşturulan birlikler.

Ticaret etkinlikleri : (coğrafya)

Ticaret karşıtı üretim etkisi : Dışalım ikamesi mal üretimi büyüme oranından daha yüksek oranda artış gösterirken, dışsatım malı üretiminin büyüme oranından daha düşük oranda arttığı, diğer bir deyişle dış ticaret hadlerinin iktisadi büyüme sonrasında ülke lehine döndüğü durum.

Ticaret lisesi : Öğrencileri, genel eğitim ve meslek eğitimiyle, iş yaşamına ve yetenekleriyle ilgili bir yüksek öğretim kurumuna hazırlayan, ortaokula dayalı meslek okulu.

Ticaret ortaokulu : İlkokuldan sonra genel eğitim ve meslek eğitimiyle öğrencileri başta ticaret lisesi olmak üzere lise ve dengi okullara hazırlayan öğretim kurumu.

Ticaret özgürlüğü : Genel kurallara ve sosyal yaşamın gereklerine uymak koşuluyla herkesin istediği ticari işi yapabilmesi ve mesleğini istediği gibi yürütebilmesi.

Ticaret sahası : Bölge içi ticaretin yoğun olduğu, genellikle tek bir para biriminin yaygın olarak kullanıldığı, vergi, tarife ve ticaret anlaşmalarıyla oluşturulmuş geniş bir serbest ticaret bölgesi.

Ticaret şirketleri : Şirket sözleşmesinde belirtilen ticari etkinliklerle uğraşmak ve kâr sağlamak amacıyla kurulan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar.

Ticaret temsilcisi : Hükümet tarafından atanan ve kendi ülkesinin ticaretini geliştirmek amacıyla yabancı bir ülkede görevlendirilen kişi.

Ticarete karşı büyüme : H.G. Johnson’ın büyüme ve dış ticaret ilişkisini tam uzmanlaşma varsayımı altında incelediği yaklaşımda, dışalım malları istemiyle dışsatım malları sunumunun üretim artış oranından oransal olarak daha düşük oranda arttığı, diğer bir deyişle dış ticaret hadlerinin iktisadi büyüme sonrasında ülke lehine döndüğü durum. krş. ticaretten yana büyüme

Ticaret ile ilgili Cümleler

  • Ticaret hukukuna şirket hukuku denebilir.
  • Ticaret milletlerin gelişmesine yardım eder.
  • Japonya ABD ile çok ticaret yapar.
  • O aday serbest ticaret yanlısı.
  • Köle ticareti kazançlı bir işti.
  • Biz burada araba ticareti yaparız.
  • Ticaret yapalım.
  • Ticaret şehirlerin gelişmesine neden oldu.
  • Japonya İngiltere ile çok ticaret yapar.
  • Ticaret yüksek okuluna gittim.
  • Ali ticaret yapmak istiyor.
  • Ticarete açığız.
  • Onlar ticarette kurnaz.
  • Ticaret olmadan para kazanamadılar.

Diğer dillerde Ticaret anlamı nedir?

İngilizce'de Ticaret ne demek? : adj. mercantile

n. trade, commerce, business

Fransızca'da Ticaret : affaires, affaire [la], commerce [le]

Almanca'da Ticaret : n. Geschäft, Kommerz

Rusça'da Ticaret : n. торговля (F), коммерция (F), торг (M), барыш (M)

adj. торговый, коммерческий

Ticaret ile ilgili yorumlar  

Bu kısımda Ticaret nedir? Ticaret ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ticaret tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ticaret hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.

Popüler Konular

En Son Yorumlar

  • 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı: 29 ekim ile ilgili şiir arıyordum ama bu yazı da çok işime yarayacak. ödevim için çok faklı bir makale oldu. çok teşekkür...
  • Elektron yakalama: Her nasıl ki yıldırımın oluşmasına mani olamıyorsak, onun toprağa akması için onu engellememeli, binalara ve eşyalara zar...
  • Elektron yakalama: yıldırım elektronları toprağa boşalmadan önce yakalanabilir mi?...
  • Pafta: pafta numarasındaki i harfinin anlamı nedir örn.24i gibi...
  • Geri kazanım: Çok teşekkürler geri kazanım atık toplama ve atık yağ toplama ile ilgili güzel bir yazı olmuş....