Time türkçesi Time nedir

  • Kurmak.
  • Saat tutmak.
  • Defa.
  • Yerbilim zamanı.
  • Süre.
  • Önel.
  • Zaman.
  • Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü.
  • Bilgisayar, hukuk, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Müddet.
  • Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi.
  • Tempo tutmak.
  • Vakit.
  • Süre tutmak.
  • Zamanlama yapmak.
  • Ayarlamak.
  • Kez.
  • Belirli bir zamana göre ayarlamak.
  • -in zamanını ölçmek.
  • Temposunu belirlemek.
  • Kere.
  • Zamanlamak.

Time ile ilgili cümleler

English: "A stitch in time saves nine" is a proverb.
Turkish: "Bugünün işini yarına bırakma" bir atasözüdür.

English: "Is it the first time you've been here?" "Yes, it's my first visit."
Turkish: İlk defa mı burada bulunuyorsunuz? Evet,bu benim ilk ziyaretim.

English: "It's a good time for you to take a vacation," the boss said to Jim.
Turkish: Patron Jim'e bu bir tatil yapman için iyi bir zaman dedi.

English: "Is this your first time in Australia?" "Yes, this is my first time here."
Turkish: "Bu, Avustralya'ya ilk gelişin mi?" "Evet, bu buraya ilk gelişim.

English: "Have you ever been here before?" "No, It's my first time here."
Turkish: "Daha önce hiç burada geldin mi?" "Hayır, bu benim buraya ilk gelişim."

 

Time ingilizcede ne demek, Time nerede nasıl kullanılır?

Time after time : Sık sık. Defalarca. Birçok kere. Tekrar tekrar. Art arda. Birbiri ardınca. Kırk kez. Çoğu kez.

Time aggregation : Zaman toplulaştırması.

Time and a half : Bir buçuk katı.

Time and again : Kaç kez. Birçok kere. Defalarca. Birbiri ardınca. Defaatle. Art arda. Tekrar tekrar. Çoğu kez.

Time and date stamping : Zaman ve tarih damgası.

Time bandwidth product : Zaman-sıklık bantları çarpımı.

Time bar : Zamanaşımı. İş planı.

Time and space constants : Fiziksel miktarlar yığını. Zaman ve uzay konstantları.

Time bargain : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Önceden satış. Sözleşmenin yapımı sırasında satıcısı elinde bulunmayan bir malın, belirli bir süre içinde alıcısına verilmesini bağıtlayan satış. Önelıi satış. Genellikle tarım sektöründe, satışa konu olan mal henüz ortada yokken ve ilerideki bir tarihte alıcıya teslim koşuluyla yapılan bir tür vadeli satış işlemi. Vadeli alışveriş. Gayrimenkullerle ilgili satış akdi. Alivre satış. İleride teslim edilmek üzere henüz elde bulunmayan malın satışı.

Time average : Zaman ortalaması. Zamana göre ortalama.

İngilizce Time Türkçe anlamı, Time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chew : Tütün çiğnemek. Kafa yormak. Lokma. Çiğneme. Gevelemek. Düşünmek. Ağız ile çiğnemek. Derin derin düşünmek. Çiğnenen tütün. Düşünüp taşınmak.

Schedule : Program. Liste. Programlamak. Plan. Zaman çizelgesi. İlave etmek. Çalışma saatlerini yazmak. Planlamak. Şifte yazmak. Yapılacak işlerin bölümlerini ve her bölümü gösteren örnekseme.

 

Keep time : Zaman tutmak (yarış, maç vb'nde). Her zaman zamanı doğru göstermek (saat). Zaman tutmak. Ölçülü çalmak.

Fourth dimension : Dördüncü boyut. Üç boyut olan uzunluk. Genişlik ve derinliğe ek olarak var olan varsayılan boyut.

Building up : Katyapı. Eksiciklerin üst üste kabuklara konarak oluşturdukları yapı. Kuvvetlendirmek. Artırmak. Geliştirmek. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Göklere çıkarmak. Koloninin gelişimi. Övmek.

Brew : Gelişmek. Mayalamak (içki). Bira yapmak. Demlenmek. Gizli hazırlık yapmak. Hazırlamak. Mayalandırarak yapılan içki. Hazırlanmak. Hazır olmak. Demlemek.

Assays : Ölçümler. Ayarını belirlemek. Denemek. Kalkışmak. Değerli maden içermek.

Case : Husus. Dava. Olay. Alıcıların korunmasını ve taşınmasını sağlayan çeşitli biçim ve boydaki kutular. Mahfaza. Kutulamak. Ruhsal, toplumsal ve bedensel bakımdan çevresine başarılı bir biçimde uyması için inceleme ve bakım konusu olan kişi (öğrenci) ya da aile (ana-baba). yakınma konusu olan ve çözümü beklenilen sorun. Delil. Kasa. Kovan.

Cycles : Bisiklet. Motosiklet. Devir. Aşama. Devre. Dizi. Dolaşım. Dönme. Seri.

Time synonyms : time period, period of time, father time, arrange, continuances, shake a leg, the times, clocked, appoint, duration, instance, volta, distance, chews, build up, build, adjust, length, collimate, basing, calibre, chat up, tempus, term, gamut, assembly, space, everytime, continuance, schedules, assayed, gange, calibrated.

Time zıt anlamlı kelimeler, Time kelime anlamı

Past : Bir kimsenin geçmişi. -sız. Sona ermiş. Sabık. Dilb.geçmiş. Ötesinde. -siz. Uzağında. Geçmiş. Öte.

Future : Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. Yarın. Vadeli. Gelecekte olacak şey. İleri. İlerki. Gelecek. İstikbal. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri.

Antemeridian : Öğleden önce. Sabah ile ilgili. Sabah.

Time antonyms : postmeridian.

Time ingilizce tanımı, definition of Time

Time kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To bring, begin, or perform at the proper season or time. To proceed or move in time. To appoint the time for. As, he timed his appearance rightly. Duration, considered independently of any system of measurement or any employment of terms which designate limited portions thereof. To keep or beat time.