Titremek nedir, Titremek ne demek

"Titremek" ile ilgili cümleler

  • "Gözleri fırlamış, dudakları morarmıştı, elleri titriyor, sedası titriyordu." - A. H. Müftüoğlu
  • "Soğuktan mı titriyordum yoksa heyecandan, üzüntüden mi, bilmem." - S. F. Abasıyanık
  • "Geçtiği yollarda, incecik ellerine, kahır görmüş köylülerin nasırlı elleri sarıldı, ninelerin dua ile titreyen dudakları dokundu." - H. S. Tanrıöver

İngilizce'de Titremek ne demek? Titremek ingilizcesi nedir?:

dither

Titremek kısaca anlamı, tanımı:

Titreme : Titremek işi.

Titrem : Ton.

Eli ayağı titremek : Korku, sinir vb. sebeplerle heyecanlanmak.

İçi titremek : Özen göstermek. çok üşümek. duygulanmak.

Üstüne titremek : Bir şeye veya kimseye sevgi, özen göstermek.

Üzerine titremek : Üstüne titremek.

Yaprak gibi titremek : Aşırı titremek.

Yüreği titremek : Duygulanmak, endişe, korku duymak.

Küçük : Geri aşamada. Küçük abdest. Niceliği az olan. Kısık, parlak olmayan (ses). Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Niteliği aşağı olan, bayağı. Değersiz, önemsiz.

 

Salınım : Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi, raks. Salınma işi.

Hareket : Deprem. Yola çıkma. Davranış, tutum. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Devinim. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri.

Yapmak : Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Onarmak, tamir etmek. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Salgılamak, çıkarmak. Bir durum yaratmak. Üretmek. Davranmak, hareket etmek. Dışkı çıkarmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Gerçekleştirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Evlendirmek.

 

Kasılma : Kasılmak işi, takallüs.

Sarsılmak : Beklenmedik bir olaydan çok etkilenmek. Sarsma işine konu olmak. Güçsüz durumda kalmak.

Kısık : Kısılmış olan. Boğuk, güçlükle çıkan (ses). Hafifçe aralanmış, yumulmuş olan (göz kapağı). Kanyon.

Hızlı : Çabucak. Çabuk, seri, süratli. Güç kullanarak. Uçarı, çapkın, hovarda.

Ses : Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Duygu ve düşünce. Aralarında uyum bulunan titreşimler. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim. Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün.

Ve : İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu.

Kesik : Kesilmiş olan yer. Çiğ sütten yapılmış olan yağsız peynir, çökelek, ekşimik. Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı, kupür. Kesilerek bozulmuş olan. Parası olmayan. Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu). Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek. Tutkun, hayran. Kısa. Aralıklı. Kesilmiş olan.

Çıkmak : Mal olmak. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Süresi dolduğunda ayrılmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Yayılmak. Harcamak zorunda kalmak. Bir yere ulaşmak, varmak. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Karaya ayak basmak. Belirmek, tanınmak. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bulaşmak. Büyük abdest bozmak. Bitmek, büyümek, sürmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Yeni yetişip satışa sunulmak. Sesini yükseltmek. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Meydana gelmek. Verilmek. Eksilmek. Flört etmek. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yayımlanmak. Ay veya mevsim geçmek. Gerçekleşmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Yerinden oynamak. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Giderilmek, yok olmak. Vermeye katlanmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Oluşmak, olmak. Ay, Güneş görünmek. Olmak, bulunmak, var olmak. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Yayılmak, duyulmak. Piyasaya sürülmek. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Yetişecek ölçüde olmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Gelmek. Yapılmak, yürümek. Yükselmek, artmak. Unutmak.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Üşümek : Isı yokluğundan, azlığından veya ısı kaybından etkilenmek, soğuğun etkisini duymak.

Diğer dillerde Titremek anlamı nedir?

İngilizce'de Titremek ne demek? : v. shake, tremble, quake, shiver, vibrate, dither, flicker, flutter, jerk, judder, pulsate, pulse, quiver, shimmy, shudder, thrill, throb, waver, wobble

Fransızca'da Titremek : trembler, frémir, tréssaillir, frissonner, palpiter, vibrer, (bacaklar) flageoler

Almanca'da Titremek : v. beben, erschaudern, erschüttern, erzittern, flackern, oszillieren, quabbeln, schauern, schlottern, zittern

adj. zittrig

Rusça'da Titremek : v. трястись, дрожать, содрогаться, дребезжать, дергаться, трепетать, бояться, содрогнуться